Herkese merhaba, yine bir hafta sonunda aklımdan geçenleri sizlerle paylaşmak istedim;
Son 6-12 ay içerisinde müşterilerimiz ile yaptığımız yapay zeka görüşmelerinde çok net bir değişim görüyorum.
Yaklaşık iki yıl önce yaptığımız toplantıların büyük bölümü GPU, ekran kartı, model seçimi veya hangi LLM’in kullanılacağı üzerineydi. Ardından chatbot projeleri gündeme geldi. Şirketler dokumanlarını okutmak, kurum içi bilgiye ulaşmak veya çalışanların sorularını cevaplayan sistemler kurmak istiyordu.
Bugün ise konuştuğumuz projelerin büyük bölümü bambaşka bir noktaya geldi.
Artık müşterilerimiz “bana bir chatbot yapın” demiyor.
“Finans departmanım için çalışan bir agent istiyorum.”
“Pazarlama ekibime destek olacak bir agent geliştirebilir miyiz?”
“Satın alma süreçlerini yönetecek bir yapay zeka oluşturabilir miyiz?”
şeklinde talepler geliyor.
Bence yapay zekadaki en önemli değişim de tam olarak burada başladı.
Artık amaç sorulara cevap veren bir sistem geliştirmek değil. Bir departmanın iş yükünü gerçekten azaltan, karar alma süreçlerine katkı sağlayan ve sürekli çalışan dijital ekip arkadaşları oluşturmak.
Bugün üzerinde çalıştığımız projelere baktığımda hemen hemen hepsinin ortak noktası bu.
Örneğin finans departmanı için geliştirdiğimiz bir agent sadece şirket içindeki Excel dosyalarını okumuyor. ERP, SAP veya veri tabanlarından finansal bilgileri alabiliyor. Bunun yanında döviz piyasalarını takip ediyor, makro ekonomik verileri inceliyor, sektör raporlarını okuyor, savaşlar, jeopolitik gelişmeler ve ekonomik kararlar gibi finansı etkileyebilecek dış faktörleri de değerlendirebiliyor. Sonrasında bütün bu bilgileri bir araya getirerek finans ekibine karar desteği sunuyor.
Benzer yapılar pazarlama, satış, insan kaynakları, operasyon ve satın alma ekipleri için de geliştiriliyor.
İşin dikkat çekici tarafı ise bu agentların yorulmaması. Mesai kavramları yok. Aynı anda onlarca veri kaynağını takip edebiliyor, her gün kendini güncelleyebiliyor ve ihtiyaç duyulduğunda saniyeler içinde rapor üretebiliyor. İnsanların yerini almak için değil, insanların daha doğru ve daha hızlı karar almasını sağlamak için çalışıyorlar.
Peki bu noktada GPU’nun önemi azaldı mı? Kesinlikle hayır.
Bugün Türkiye’de hala güçlü GPU altyapısına ihtiyaç duyuyoruz. Bunun nedeni de yapay zeka projelerine olan ilginin, elimizdeki mevcut GPU kapasitesinden daha hızlı büyümesi. Bu doğal bir süreç. Yeni yatırımlar geldikce ve cloud kullanım oranı arttıkca bu denge kurulacaktır.
Ancak GPU artık tek başına rekabet avantajı sağlamıyor.
GPU, elektriğin fabrikalar için taşıdığı anlamı taşımaya başladı. Elbette gerekli, ancak kimse bir fabrikanın başarısını sadece kullandığı elektrik miktarı ile ölçmüyor. Aynı şekilde gelecekte şirketlerin yapay zeka olgunluğu da sahip oldukları GPU sayısı ile değil, bu altyapının üzerinde ne kadar değer üretebildikleri ile ölçülecek.
Son günlerde SemiAnalysis tarafından yayınlanan “AI Value Capture: The Shift to Model Companies” başlıklı analiz de aslında benzer bir noktaya dikkat çekiyor. Yapay zekada oluşan ekonomik değerin giderek altyapıdan model ve uygulama katmanına kaydığı ifade ediliyor.
Ben sahada bunun ilk sinyallerini şimdiden görüyorum.
Müşteriler artık hangi modeli kullanacağını değil, hangi departmana önce agent geliştireceğini konuşuyor. Bence önümüzdeki birkaç yılın en büyük rekabeti de burada yaşanacak.
Yapay zekayı kullanan şirketler ile yapay zekayı gerçekten çalıştıran şirketler arasındaki fark her geçen gün daha da açılacak.
