Kategori arşivi: Microsoft Azure

Bulut Harcamaları Geleneksel BT Altyapı Harcamalarını 2020 Yılında Geçecek

Bulut Harcamaları Geleneksel BT Altyapı Harcamalarını 2020 Yılında Geçecek

Ülkemizde her ne kadar bulut hizmetleri istenilen düzeyde olmasa bile global Pazar bu konuda çok hızlı değişiyor. Değişim sadece büyük firmaları değil küçük firmaları da kapsıyor. Büyük veya orta ölçekli ya da küçük her firmanın bulut yatırımı için değişik motivasyonları olduğunu görüyoruz. Kimisi elindeki iş yükünü servis olarak alarak IT iş yükünden kurtulmak, kimisi ise çok yüksek bedeller ödeyerek işlettiği donanım parkurunu sürekli yaşatmak, iyileştirmek, korumak, yedeklemek gibi konulardan kaçmak istiyor. Tabiki public bulut üzerinde her bir üreticide ortalama 100’ ün üzerinde servis olduğunu düşündüğümüz zaman tabiki bu iki örneğin dışında yüzlerce değişik iş ihtiyacı görebiliriz.

Peki 2020 yılı neden önemli? IDC araştırmasına göre 2020 yılı ilk defa bulut altyapısı donanımlarına harcanan paranın geleneksel alt yapılarak harcanacak parayı geçtiği yıl olacak.

Aslında bu yıl henüz bitmese de geçen yıla göre public + private olmak üzere cloud altyapılarına yapılan yatırım azalmış durumda.

Okumaya devam et

Azure Stack HCI Nedir?

Çok kafa karıştıran bir isimlendirme olduğu için hızlı bir şekilde açıklama gereği duydum. Öncelikle Microsoft’ un Public Cloud hizmeti olan Azure servislerinin bir kısmını yerleşik veri merkezlerinizde ve yine size ait ama Microsoft tarafından onaylanmış (sertifikalandırılmış) donanımlar üzerinde çalıştırmak istiyorsanız Azure Stack kullanabilirsiniz. Buraya kadar konu aslında çok basit.

Bu konuda aşağıdaki yazıma hızlıca göz atabilirsiniz.

Peki Azure Stack HCI nedir? Aslında aşağıdaki mevcut teknolojilerin bir arada kullanılmasına verilen isimdir. Hatta bazı uzmanlar yeniden isimlendirme, markalaşma olarak bile özetleyebilirler.

Azure Stack alt yapısında olduğu gibi yine Microsoft tarafından onaylanmış donanımların üzerine Windows Server 2019 temelli yüksek erişilebilir ve en yeni nesil teknolojilerin (Storage Spaces Direct ve SDN gibi) kullanıldığı sistemlere Azure Stack HCI denmektedir.

Azure Stack için kullanılan teknolojiler aşağıdaki gibidir;

  • Hardware from an OEM partner
  • Windows Server 2019 Datacenter edition
  • Windows Admin Center
  • Azure services (optional)

Temel olarak satın alacağınız donanımlar, Server 2019 işletim sistemi ve Windows Admin Center’ dan oluşmaktadır. Azure kullanmanız şart olmayıp sistemi özellikle bulut temelli yedeklemek veya Azure Site Recovery (DRaaS) gibi felaket senaryoları için kullanabilirsiniz. Burada tabiki şirketlerin iş ihtiyaçlarına göre aslında Azure File Sync, Azure Monitor, Azure Update Manager, Cloud Witness gibi pek çok bulutun katma değerli hizmetlerini VPN ile mevcut HCI alt yapınıza kazandırabilirsiniz.

Temelde Azure Stack HCI için en az iki node sunucu parkuru gerekmektedir. Her iki sunucu parkurunda da Hyper-V ve storage katmanı olarak Storage Spaces Direct kullanılmaktadır. Bu sayede bir sunucu üzerindeki tüm değişiklikler anında diğer sunucu üzerine replike edilebilmektedir.

Tabiki böyle bir yapı kurmak için öncelikle aşağıdaki katalog ürünlerinden birini seçmeniz gerekmektedir.

https://www.microsoft.com/en-us/cloud-platform/azure-stack-hci-catalog

Umarım faydalı bir yazı olmuştur. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Kaynak

https://docs.microsoft.com/en-us/azure-stack/operator/azure-stack-hci-overview?view=azs-1908

Windows Virtual Desktop Adım Adım Kurulum ve Eğitim Videosu

Windows Virtual Desktop özellikle yüksek lisans ve donanım maliyetleri nedeni ile VDI alt yapılarına geçemeyen pek çok müşterimde büyük ilgi uyandırdı. Bu konudaki yazımı tekrar paylaşmak istiyorum.

Tabi durum böyle olunca herkes ürünü bir görmek ve denemek istiyor. Bu konuda Microsoft Mechanics harika bir eğitim serisi hazırlamış. Sakın benim İngilizcem yok diye üzülmeyin video gerçekten çok sade ve anlaşılır. Eğer bu konuda kendisini geliştirmek veya şirket ortamında kullanmak, denemek isteyen var ise aşağıdaki 4 bölümlük eğitim serisini mutlaka izlemeli.

Katma Değerli Hizmetlerden Kesintisiz Altyapılara Geçiş

Global bulut oyuncuları öncelikle bizim veri merkezinde çalışan iş yüklerini kendi veri merkezlerinde çalıştırma vaatleri ile hayatımıza girmişti. İlk bakıldığında aslında yerel bir hizmet sağlayıcısından farklı değildi. Tabiki Microsoft gibi, Amazon veya Google, IBM gibi büyük bir marka imajı dışında. Ancak süreç çok hızlı bir şekilde gelişti, öncelikle sunulan platform inanılmaz bir hızda güncellendi. Sadece sunucu açma kapatma noktasında network, firewall, storage yönetmeye kadar geldik. Evet bu inanılmaz bir gelişim gibi dursa da konsept hala IaaS katmanında ilerliyordu. Ancak bunun uzun vadede istenilen dönüşümü sağlamayacağı çok kesindi ve bunun yanında hızla gelişen PaaS ve SaaS platformları ile bulut asıl gücünü göstermeye başladı. Bu gün en basit örnek office 365. Regülasyon kaynaklı dahi olsa platformu terk etmek isteyen bir müşterim sırası ile aşağıdaki aşamalarda tavsiye istiyor;

Mail için ne kurmalı? Ya da bir ISP ye gideriz ama active sync, room mailbox, MAPI – Outlook deneyimi derken konu uzadı. Sanmayın bu kadar, peki dedi onedrive ve SharePoint altyapımız ne olacak, şirkette insanlar inanılmaz alışmış ve yetkilendirme, kırılımlar tanımlanmıştı. Teams ve Skype’ ı çok aktif kullanıyoruz onu ne yapmalıyız derken iş çığırından çıktı. Özetle bulutun gerçek gücü aslında sadece bizim veri merkezinde çalışan iş yüklerini alıp kendilerinin sunmasından öte sunduğu pek çok yeni nesil teknolojide gizli. Bu yazıya içerisinde de tam bu noktaya dikkat çekmek istiyorum.

Okumaya devam et

Yeni Nesil AMD EPYC İşlemci Temelli Azure Sanal Makineleri ile Tanışın

Microsoft 2017 yılında AMD EPYC işlemci temelli sanal makineler sunacağını açıklamıştı. 7 Ağustos itibari ile ise bu geçen sürenin sonucunda gerçekleştirilen iş birliktelilerinin son meyvesini görebiliyoruz. İkinci jenerasyon HB serisi sanal makinelerde (HBv2) AMD EPYC 7002 işlemcileri görebiliyoruz.

Bu alanda gelen müşteri memnuniyeti sonucunda yakın zamanda Dav3 ve Eav3 serisi sanal makinelerde de AMD EPYC 7452 işlemcileri görebileceğiz. Şu anda bu sanal makineler “preview” olarak sunulmakta olup prod ortamları için genel erişime açılması bekleniyor.

Kaynak

https://azure.microsoft.com/tr-tr/blog/announcing-new-amd-epyc-based-azure-virtual-machines/

Azure Stack ve Multi-Tenancy Özelliği Sayesinde Servis Sağlayıcılardan Azure Stack Hizmeti Almak

Bundan önceki yazılarımızda temel olarak Azure Stack mimarisinden bahsetmiştik. Hızlıca hatırlatmak gerekir ise Azure Stack, bir Public Cloud hizmeti olan Microsoft Azure’ un kendi veri merkezinizde ve kendi donanımlarınız ile çalıştırabileceğiniz sürümü diyebiliriz. Aslen pek çok alanda Azure ile birebir özellik ve kullanıcı deneyimi sunmak ile beraber temel bazı farklılıkları da vardır.

Bu konuda aşağıdaki makaleyi inceleyebilirsiniz

Bu yazımda ise özellikle Türkiye de son dönemde üzerinde durulan servis sağlayıcı modeli;

Malum son günlerde KVKK kaynaklı bilgilerin nerede saklandığı, işlendiği gibi konularda pek çok BT yöneticisinin kafası karışmış durumda. Durum böyle olunca da ister istemez alıştıkları teknolojileri kullanmaya devam etmek istedikleri kadar kanun veya regülasyonlara da uymak istiyorlar. Veya global pazarda rekabetten geri kalmamak için özellikle rakiplerin bu tarz teknolojileri kullanırken kendi şirketi içinde uygun bir alternatif araştırıyorlar. Tam bu noktada Azure Stack çok mantıklı bir alternatif. Peki Azure Stack için gerekli olan ilk yatırım maliyetini düşünürsek şirketler bu noktada nasıl bir çıkış yakalayabilir?

Tam bu noktada yerel servis sağlayıcıların yukarıdaki gibi bir model için çalıştığını görüyoruz. Özellikle donanım üreticileri ve bir servis sağlayıcının üzerinden alınacak Azure Stack hizmeti, hem katma değerli hizmetlerini sunacakken hem de verilerin Türkiye merkezli bir veri merkezinde saklanmasına izin verecektir.

Peki bunu nasıl yapacağız? Azure stack aynı genel Azure mantığı ile çalıştığı için bir şirket olarak alıp kendi veri merkezinize kurup kullanabileceğiniz gibi bir servis sağlayıcı Azure Stack alt yapısını aynı Microsoft gibi birden çok müşteri işi eş zamanlı kullanabilir.

Hatta bu iş o kadar kolay ki aşağıdaki iki komut ile süreci başlatabiliyoruz;

Import-Module .\Connect\AzureStack.Connect.psm1

Import-Module .\Identity\AzureStack.Identity.psm1

Not: Bu işlemler için mutlaka bilgisayarınızda PowerShell for Azure Stack yüklü olmalıdır.

Daha sonra ise aşağıdaki makalede gösterildiği gibi süreci ilerletebilirsiniz.

https://docs.microsoft.com/en-us/azure-stack/operator/azure-stack-enable-multitenancy

Umarım ülkemizde de kısa süre içerisinde Azure hizmet kalitesini yerel veri merkezlerden alabileceğimiz Azure Stack çözümlerini görebiliriz.

Şirketlerin Veri Merkezleri Yavaş Yavaş Yok Oluyor – Virtual Data Center

Şirketlerin iş ihtiyaçları her geçen gün değişen ve gelişen teknoloji ile beraber farklılaşıyor. Ülkemizde bu değişim Avrupa ve Amerika kıtasına göre daha uzun sürse bile sonuçta birleştiği nokta genelde aynı veya yakın oluyor. Bu noktada tabiki herkesin bir tecrübesi vardır ancak ben bu konuda kendi tecrübemi paylaşmak istiyorum. Üniversiteden mezun olup ilk profesyonel iş hayatıma başladığım 2002 yılında sunucu sanallaştırma kavramı ülkemiz için yeni bir teknoloji idi. Ancak her dönemde yeniliğe direnç gösteren bir kitle, “sunucu dediğin fiziksel olur, ellemek lazım, görmek lazım” gibi garip tabirler ile bu sanallaştırmaya karşı direnç gösteriyordu. O zamanlar anlattığım gibi bunu kabul etseniz de etmeseniz de bu dönüşüm gerçekleşecek ve öylede oldu. Yıl 2019 ve şu anda bir şirkete gidip sıfır sanallaştırma bulmanız çok mümkün değil. Tabiki çok eski ve küçük işletmelerde belki olsa bile artık sanallaştırma günümüzün endüstri standartı haline gelmiş durumda. Hatta sunucu sanallaştırması ile başlayan sanallaştırma bugün masa üstü, uygulama, oturum gibi pek çok farklı alanda yaygın kullanılıyor. Yine kariyerimin belki de ikinci büyük dönüşümü bulut ile oldu. 2010 yılında Office 365 nedir makalesi yazmışım. Yani 9 yıl sonra bile hala ülkemizde bu teknoloji istenilen seviyeye gelmemiş olsa da bununda sonucu bence şimdiden belli. Tabiki sanallaştırmaya göre bulutun işi biraz daha zor, çünkü regülasyon, kvkk ve benzeri nedenlerden gelişimi ülkemizde yurt dışına göre biraz daha uzun süreceğe benziyor.

Okumaya devam et

Windows Virtual Desktop

Windows Virtual Desktop, masa üstü veya uygulama sanallaştırma servislerinin bulut üzerinde çalışan halidir. Şirketinizin ihtiyacı olan sanal masa üstü iş gücünü bulut üzerinden kullanarak ilk yatırım maliyetlerinizi azaltabilirsiniz. Özellikle uygun lisanslama modellerine sahipseniz Azure üzerinde sadece sanal makine ve depolama maliyetlerine sanal masa üstü kullanmanız mümkün.

Windows Virtual Desktop senaryosunda multi-session Windows 10 ve Office 365 için optimize edilmiş bir işletim sistemi kullanabiliyorsunuz. Eğer Windows 7 işletim sistemi kullanma ihtiyacınız var ise ücretsiz olarak 2023 yılına kadar uzatılmış güvenlik güncellemelerinden yararlanabilirsiniz.

Sistemin çalışma yapısı da çok basit aslında. Masa üstü sanallaştırma yani VDI olarak isterseniz uygulama sanallaştırma yani Application Virtualization olarak kullanabilirsiniz. Yani Azure üzerinde çalışan Office gibi uygulamaları herhangi bir windows istemci üzerinden aynı yerel bilgisayarda çalışıyormuş gibi açabilirsiniz. Aslında gerek masa üstü sanallaştırma gerekse uygulama sanallaştırma yeni bir teknoloji değil. Burada Microsoft bu son derece zahmetli alt yapıları size hazır ve ekonomik olarak sunuyor. Bu gün VDI ortamları için gerekli olan alt yapı giderlerini ortalama hepimiz biliyoruz. Veya uygulama sanallaştırma için benzer şekilde RDS Farm kurulumları ve bunların gereksinimleri ortada. Özellikle belirli iş yükleri veya belirli ekipler için dinamik iş ihtiyaçları için çok başarılı bir çözüm. Bu aslında bulut için yeni bir şey değil. Örneğin bir müşterim aktif olarak reklam işlerini dışarıya veriyordu. Bunun en temel sebebi video render için kullanılan yazılım ve donanım maliyetlerinin yatırımlarının yüksek olması. Bunun yerine iş oldukça bir firmaya bunu yaptırıp faturasını alırdı. Ama tabiki kendi imkanlarınız ile yapabileceğiniz kadar esnek bir çalışma olmuyordu. Özellikle ilgili firmanın yoğun takvimine denk gelmesi durumunda bazen zaman sorunları yaşanabiliyordu. Bu programı ve kaynağı Azure üzerinden kiralayabileceklerini ilettim, yani hem lisans hem de Workstation gibi GPU kullanabilen güçlü makineler ama Azure üzerinde çalışıyor. Öncelikle tabiki denediler ve çok memnun kaldılar. Artık benzer işleri kendileri yapıyorlar. İhtiyaç duyduklarında Azure kaynağını açıyor, bağlanıp çalışıp sonra kapatıyorlar. Bu sayede hem dışa bağımlılık kalmadığı gibi hem de toplamda ödedikleri para çok daha uygun rakamlara düştü.

Özetle buna benzer bir senaryo olan Windows Virtual Desktop sayesinde de pek çok şirketin istediği VDI ortamlarına ulaşmak çok daha ekonomik bir hal alıyor.

Peki ekonomi demişken işin biraz lisans kısmından bahsedelim;

Kullanacağınız işletim sistemine göre sahip olmanız gereken lisansları görüyoruz. Eğer Sunucu OS istiyorsak tabiki RDS CAL ihtiyacımız olacaktır.

Windows Sanal Masaüstü ’nün esnekliği sayesinde, sanal makine (VM) ve depolama alanı ücretleri hesaplanırken yalnızca kullanıcılarınızın hizmeti kullandığı zamanlar dikkate alınır. Kullanım örneklerinize uygun olarak dilediğiniz VM ve depolama seçeneğini tercih edebilirsiniz. Aşağıdaki örneklerde, dikkate alınması gerekenleri ana hatlarıyla açıklamak için, sıkça karşılaşılan birkaç senaryonun ayrıntıları verilmiştir. Ortamınıza uygun dağıtımları seçerken bunlardan faydalanabilirsiniz.

Doğu ABD bölgesinde çoklu oturum özellikli ve 100 kullanıcılı bir dağıtım için senaryo örnekleri:

Yukarıdaki örnek için 8 saatlik kullanım yaparsak bir ayda 240 saat kullanırız, bu da ayda sadece 8,9 yaklaşık 9$ tutar. Buna bir de 20$ disk eklersek toplam 30$’ a bir kullanıcı için sanal makineye sahip olabilirsiniz.

Fiyatlama hakkında daha fazla bilgi için

https://azure.microsoft.com/tr-tr/pricing/details/virtual-desktop

Kaynak

https://docs.microsoft.com/en-us/azure/virtual-desktop/overview

Azure VMware Solutions – AVS

Microsoft Nisan ayında mevcut Vmware iş yüklerinizin artık Azure ortamında da sorunsuz çalıştırabileceğinizi duyurmuştu. Burada nested virtualization değil yani bir sanal katman üstüne ESX kurulumu değil de doğrudan “native support” yani fiziksel Azure sunucuları üzerinde çalışan ESX platformlarını kullanabileceğimizi öğrenmiştik. Azure Vmware Solutions başka bir adı ile AWS artık yerleşik vmware iş yüklerinizin “Lift and shift” metodolojisi ile kolay bir şekilde Azure üzerine taşınmasını sağlayan bir alt yapıdır.

Temel olarak baktığımız zaman yerleşik Vmware ortamımız ile Azure arasında bir bağlantı kurup daha sonra Azure üzerinde CloudSimple platformu sayesinde Vmware iş yüklerimizi çalıştırabiliyoruz. Sadece çalıştırmak değil aynı Microsoft Azure sanal makinelerini yönettiğimiz gibi Azure Portal üzerinden Vmware alt yapısı üzerindeki sanal makineleri yönetebildiğimiz gibi bu platform için yeni sanal makinede açabiliyoruz. Yani tek değişen aslında Azure sanallaştırma katmanı yerine Vmware sanallaştırma katmanız kullanıyor olmamız.

Öncelikle kesintisiz ve kullanıcı deneyimi yüksek böyle bir servis sunmak için tabiki iyi bir network alt yapısına sahip olmamız gerekmektedir. Bu noktada öncelikle network katmanına bir göz atalım.

Yukarıdaki şekilde de görebileceğiniz gibi yerleşik sistemler ile Azure arasında bir network trafiği kuruyor olmamız gerekiyor. Burada eğer özellikle network katmanında L2 extend işlemi istiyorsak Azure Express Route önerilmektedir. Eğer Site-To-Site VPN yaparsanız aslında yapınız benzersiz bir şekilde Azure üzerine genişlemiş olmuyor. Yani daha basit bir örnek ile açıklamak istiyorum. Yerleşik Vmware ortamınızda çalışan bir sunucu 192.168.150.12 nolu ip ile çalışırken bunu bir tıklama ile Azure üzerine gönderdiğinizde aynı ip yi almaz ise bunun bir anlamı olmaz, yani ip değiştirdiğiniz ancak servis kesintisi olur, oysaki VPN temel mantığında farklı network havuzlarını bağlamak olduğu için burada hem büyük veriler ile uğraşıyor olmamızdan kaynaklı hem de network extend yani genişletmek adına doğru yöntem Azure Express Route kullanmak olacaktır. Tabiki bu ülkemizde ne yazık ki çok ucuz bir bağlantı yöntemi değildir. Network katmanını bu şekilde kurguladıktan sonrası aslında son derece basit.

Bundan önce Azure Dedicated host anlattığım makaleleri incelemişseniz eğer aynı mantık ile bir kurgu yapıyoruz. Yani önce servis oluşturuyoruz, sonra host sonra ise sanal makine.

Bu konuda ayrı bir makale yazdığım için daha fazla detaya girmiyorum. Konuyu merak edenler için buraya güzel bir video bırakıyorum

Kaynak

https://azure.microsoft.com/tr-tr/blog/moving-your-vmware-resources-to-azure-is-easier-than-ever

https://www.thomasmaurer.ch/2019/04/run-your-vmware-natively-on-azure-with-azure-vmware-solutions/