Kategori arşivi: Microsoft Azure

Katma Değerli Hizmetlerden Kesintisiz Altyapılara Geçiş

Global bulut oyuncuları öncelikle bizim veri merkezinde çalışan iş yüklerini kendi veri merkezlerinde çalıştırma vaatleri ile hayatımıza girmişti. İlk bakıldığında aslında yerel bir hizmet sağlayıcısından farklı değildi. Tabiki Microsoft gibi, Amazon veya Google, IBM gibi büyük bir marka imajı dışında. Ancak süreç çok hızlı bir şekilde gelişti, öncelikle sunulan platform inanılmaz bir hızda güncellendi. Sadece sunucu açma kapatma noktasında network, firewall, storage yönetmeye kadar geldik. Evet bu inanılmaz bir gelişim gibi dursa da konsept hala IaaS katmanında ilerliyordu. Ancak bunun uzun vadede istenilen dönüşümü sağlamayacağı çok kesindi ve bunun yanında hızla gelişen PaaS ve SaaS platformları ile bulut asıl gücünü göstermeye başladı. Bu gün en basit örnek office 365. Regülasyon kaynaklı dahi olsa platformu terk etmek isteyen bir müşterim sırası ile aşağıdaki aşamalarda tavsiye istiyor;

Mail için ne kurmalı? Ya da bir ISP ye gideriz ama active sync, room mailbox, MAPI – Outlook deneyimi derken konu uzadı. Sanmayın bu kadar, peki dedi onedrive ve SharePoint altyapımız ne olacak, şirkette insanlar inanılmaz alışmış ve yetkilendirme, kırılımlar tanımlanmıştı. Teams ve Skype’ ı çok aktif kullanıyoruz onu ne yapmalıyız derken iş çığırından çıktı. Özetle bulutun gerçek gücü aslında sadece bizim veri merkezinde çalışan iş yüklerini alıp kendilerinin sunmasından öte sunduğu pek çok yeni nesil teknolojide gizli. Bu yazıya içerisinde de tam bu noktaya dikkat çekmek istiyorum.

Okumaya devam et

Yeni Nesil AMD EPYC İşlemci Temelli Azure Sanal Makineleri ile Tanışın

Microsoft 2017 yılında AMD EPYC işlemci temelli sanal makineler sunacağını açıklamıştı. 7 Ağustos itibari ile ise bu geçen sürenin sonucunda gerçekleştirilen iş birliktelilerinin son meyvesini görebiliyoruz. İkinci jenerasyon HB serisi sanal makinelerde (HBv2) AMD EPYC 7002 işlemcileri görebiliyoruz.

Bu alanda gelen müşteri memnuniyeti sonucunda yakın zamanda Dav3 ve Eav3 serisi sanal makinelerde de AMD EPYC 7452 işlemcileri görebileceğiz. Şu anda bu sanal makineler “preview” olarak sunulmakta olup prod ortamları için genel erişime açılması bekleniyor.

Kaynak

https://azure.microsoft.com/tr-tr/blog/announcing-new-amd-epyc-based-azure-virtual-machines/

Azure Stack ve Multi-Tenancy Özelliği Sayesinde Servis Sağlayıcılardan Azure Stack Hizmeti Almak

Bundan önceki yazılarımızda temel olarak Azure Stack mimarisinden bahsetmiştik. Hızlıca hatırlatmak gerekir ise Azure Stack, bir Public Cloud hizmeti olan Microsoft Azure’ un kendi veri merkezinizde ve kendi donanımlarınız ile çalıştırabileceğiniz sürümü diyebiliriz. Aslen pek çok alanda Azure ile birebir özellik ve kullanıcı deneyimi sunmak ile beraber temel bazı farklılıkları da vardır.

Bu konuda aşağıdaki makaleyi inceleyebilirsiniz

Bu yazımda ise özellikle Türkiye de son dönemde üzerinde durulan servis sağlayıcı modeli;

Malum son günlerde KVKK kaynaklı bilgilerin nerede saklandığı, işlendiği gibi konularda pek çok BT yöneticisinin kafası karışmış durumda. Durum böyle olunca da ister istemez alıştıkları teknolojileri kullanmaya devam etmek istedikleri kadar kanun veya regülasyonlara da uymak istiyorlar. Veya global pazarda rekabetten geri kalmamak için özellikle rakiplerin bu tarz teknolojileri kullanırken kendi şirketi içinde uygun bir alternatif araştırıyorlar. Tam bu noktada Azure Stack çok mantıklı bir alternatif. Peki Azure Stack için gerekli olan ilk yatırım maliyetini düşünürsek şirketler bu noktada nasıl bir çıkış yakalayabilir?

Tam bu noktada yerel servis sağlayıcıların yukarıdaki gibi bir model için çalıştığını görüyoruz. Özellikle donanım üreticileri ve bir servis sağlayıcının üzerinden alınacak Azure Stack hizmeti, hem katma değerli hizmetlerini sunacakken hem de verilerin Türkiye merkezli bir veri merkezinde saklanmasına izin verecektir.

Peki bunu nasıl yapacağız? Azure stack aynı genel Azure mantığı ile çalıştığı için bir şirket olarak alıp kendi veri merkezinize kurup kullanabileceğiniz gibi bir servis sağlayıcı Azure Stack alt yapısını aynı Microsoft gibi birden çok müşteri işi eş zamanlı kullanabilir.

Hatta bu iş o kadar kolay ki aşağıdaki iki komut ile süreci başlatabiliyoruz;

Import-Module .\Connect\AzureStack.Connect.psm1

Import-Module .\Identity\AzureStack.Identity.psm1

Not: Bu işlemler için mutlaka bilgisayarınızda PowerShell for Azure Stack yüklü olmalıdır.

Daha sonra ise aşağıdaki makalede gösterildiği gibi süreci ilerletebilirsiniz.

https://docs.microsoft.com/en-us/azure-stack/operator/azure-stack-enable-multitenancy

Umarım ülkemizde de kısa süre içerisinde Azure hizmet kalitesini yerel veri merkezlerden alabileceğimiz Azure Stack çözümlerini görebiliriz.

Şirketlerin Veri Merkezleri Yavaş Yavaş Yok Oluyor – Virtual Data Center

Şirketlerin iş ihtiyaçları her geçen gün değişen ve gelişen teknoloji ile beraber farklılaşıyor. Ülkemizde bu değişim Avrupa ve Amerika kıtasına göre daha uzun sürse bile sonuçta birleştiği nokta genelde aynı veya yakın oluyor. Bu noktada tabiki herkesin bir tecrübesi vardır ancak ben bu konuda kendi tecrübemi paylaşmak istiyorum. Üniversiteden mezun olup ilk profesyonel iş hayatıma başladığım 2002 yılında sunucu sanallaştırma kavramı ülkemiz için yeni bir teknoloji idi. Ancak her dönemde yeniliğe direnç gösteren bir kitle, “sunucu dediğin fiziksel olur, ellemek lazım, görmek lazım” gibi garip tabirler ile bu sanallaştırmaya karşı direnç gösteriyordu. O zamanlar anlattığım gibi bunu kabul etseniz de etmeseniz de bu dönüşüm gerçekleşecek ve öylede oldu. Yıl 2019 ve şu anda bir şirkete gidip sıfır sanallaştırma bulmanız çok mümkün değil. Tabiki çok eski ve küçük işletmelerde belki olsa bile artık sanallaştırma günümüzün endüstri standartı haline gelmiş durumda. Hatta sunucu sanallaştırması ile başlayan sanallaştırma bugün masa üstü, uygulama, oturum gibi pek çok farklı alanda yaygın kullanılıyor. Yine kariyerimin belki de ikinci büyük dönüşümü bulut ile oldu. 2010 yılında Office 365 nedir makalesi yazmışım. Yani 9 yıl sonra bile hala ülkemizde bu teknoloji istenilen seviyeye gelmemiş olsa da bununda sonucu bence şimdiden belli. Tabiki sanallaştırmaya göre bulutun işi biraz daha zor, çünkü regülasyon, kvkk ve benzeri nedenlerden gelişimi ülkemizde yurt dışına göre biraz daha uzun süreceğe benziyor.

Okumaya devam et

Windows Virtual Desktop

Windows Virtual Desktop, masa üstü veya uygulama sanallaştırma servislerinin bulut üzerinde çalışan halidir. Şirketinizin ihtiyacı olan sanal masa üstü iş gücünü bulut üzerinden kullanarak ilk yatırım maliyetlerinizi azaltabilirsiniz. Özellikle uygun lisanslama modellerine sahipseniz Azure üzerinde sadece sanal makine ve depolama maliyetlerine sanal masa üstü kullanmanız mümkün.

Windows Virtual Desktop senaryosunda multi-session Windows 10 ve Office 365 için optimize edilmiş bir işletim sistemi kullanabiliyorsunuz. Eğer Windows 7 işletim sistemi kullanma ihtiyacınız var ise ücretsiz olarak 2023 yılına kadar uzatılmış güvenlik güncellemelerinden yararlanabilirsiniz.

Sistemin çalışma yapısı da çok basit aslında. Masa üstü sanallaştırma yani VDI olarak isterseniz uygulama sanallaştırma yani Application Virtualization olarak kullanabilirsiniz. Yani Azure üzerinde çalışan Office gibi uygulamaları herhangi bir windows istemci üzerinden aynı yerel bilgisayarda çalışıyormuş gibi açabilirsiniz. Aslında gerek masa üstü sanallaştırma gerekse uygulama sanallaştırma yeni bir teknoloji değil. Burada Microsoft bu son derece zahmetli alt yapıları size hazır ve ekonomik olarak sunuyor. Bu gün VDI ortamları için gerekli olan alt yapı giderlerini ortalama hepimiz biliyoruz. Veya uygulama sanallaştırma için benzer şekilde RDS Farm kurulumları ve bunların gereksinimleri ortada. Özellikle belirli iş yükleri veya belirli ekipler için dinamik iş ihtiyaçları için çok başarılı bir çözüm. Bu aslında bulut için yeni bir şey değil. Örneğin bir müşterim aktif olarak reklam işlerini dışarıya veriyordu. Bunun en temel sebebi video render için kullanılan yazılım ve donanım maliyetlerinin yatırımlarının yüksek olması. Bunun yerine iş oldukça bir firmaya bunu yaptırıp faturasını alırdı. Ama tabiki kendi imkanlarınız ile yapabileceğiniz kadar esnek bir çalışma olmuyordu. Özellikle ilgili firmanın yoğun takvimine denk gelmesi durumunda bazen zaman sorunları yaşanabiliyordu. Bu programı ve kaynağı Azure üzerinden kiralayabileceklerini ilettim, yani hem lisans hem de Workstation gibi GPU kullanabilen güçlü makineler ama Azure üzerinde çalışıyor. Öncelikle tabiki denediler ve çok memnun kaldılar. Artık benzer işleri kendileri yapıyorlar. İhtiyaç duyduklarında Azure kaynağını açıyor, bağlanıp çalışıp sonra kapatıyorlar. Bu sayede hem dışa bağımlılık kalmadığı gibi hem de toplamda ödedikleri para çok daha uygun rakamlara düştü.

Özetle buna benzer bir senaryo olan Windows Virtual Desktop sayesinde de pek çok şirketin istediği VDI ortamlarına ulaşmak çok daha ekonomik bir hal alıyor.

Peki ekonomi demişken işin biraz lisans kısmından bahsedelim;

Kullanacağınız işletim sistemine göre sahip olmanız gereken lisansları görüyoruz. Eğer Sunucu OS istiyorsak tabiki RDS CAL ihtiyacımız olacaktır.

Windows Sanal Masaüstü ’nün esnekliği sayesinde, sanal makine (VM) ve depolama alanı ücretleri hesaplanırken yalnızca kullanıcılarınızın hizmeti kullandığı zamanlar dikkate alınır. Kullanım örneklerinize uygun olarak dilediğiniz VM ve depolama seçeneğini tercih edebilirsiniz. Aşağıdaki örneklerde, dikkate alınması gerekenleri ana hatlarıyla açıklamak için, sıkça karşılaşılan birkaç senaryonun ayrıntıları verilmiştir. Ortamınıza uygun dağıtımları seçerken bunlardan faydalanabilirsiniz.

Doğu ABD bölgesinde çoklu oturum özellikli ve 100 kullanıcılı bir dağıtım için senaryo örnekleri:

Yukarıdaki örnek için 8 saatlik kullanım yaparsak bir ayda 240 saat kullanırız, bu da ayda sadece 8,9 yaklaşık 9$ tutar. Buna bir de 20$ disk eklersek toplam 30$’ a bir kullanıcı için sanal makineye sahip olabilirsiniz.

Fiyatlama hakkında daha fazla bilgi için

https://azure.microsoft.com/tr-tr/pricing/details/virtual-desktop

Kaynak

https://docs.microsoft.com/en-us/azure/virtual-desktop/overview

Azure VMware Solutions – AVS

Microsoft Nisan ayında mevcut Vmware iş yüklerinizin artık Azure ortamında da sorunsuz çalıştırabileceğinizi duyurmuştu. Burada nested virtualization değil yani bir sanal katman üstüne ESX kurulumu değil de doğrudan “native support” yani fiziksel Azure sunucuları üzerinde çalışan ESX platformlarını kullanabileceğimizi öğrenmiştik. Azure Vmware Solutions başka bir adı ile AWS artık yerleşik vmware iş yüklerinizin “Lift and shift” metodolojisi ile kolay bir şekilde Azure üzerine taşınmasını sağlayan bir alt yapıdır.

Temel olarak baktığımız zaman yerleşik Vmware ortamımız ile Azure arasında bir bağlantı kurup daha sonra Azure üzerinde CloudSimple platformu sayesinde Vmware iş yüklerimizi çalıştırabiliyoruz. Sadece çalıştırmak değil aynı Microsoft Azure sanal makinelerini yönettiğimiz gibi Azure Portal üzerinden Vmware alt yapısı üzerindeki sanal makineleri yönetebildiğimiz gibi bu platform için yeni sanal makinede açabiliyoruz. Yani tek değişen aslında Azure sanallaştırma katmanı yerine Vmware sanallaştırma katmanız kullanıyor olmamız.

Öncelikle kesintisiz ve kullanıcı deneyimi yüksek böyle bir servis sunmak için tabiki iyi bir network alt yapısına sahip olmamız gerekmektedir. Bu noktada öncelikle network katmanına bir göz atalım.

Yukarıdaki şekilde de görebileceğiniz gibi yerleşik sistemler ile Azure arasında bir network trafiği kuruyor olmamız gerekiyor. Burada eğer özellikle network katmanında L2 extend işlemi istiyorsak Azure Express Route önerilmektedir. Eğer Site-To-Site VPN yaparsanız aslında yapınız benzersiz bir şekilde Azure üzerine genişlemiş olmuyor. Yani daha basit bir örnek ile açıklamak istiyorum. Yerleşik Vmware ortamınızda çalışan bir sunucu 192.168.150.12 nolu ip ile çalışırken bunu bir tıklama ile Azure üzerine gönderdiğinizde aynı ip yi almaz ise bunun bir anlamı olmaz, yani ip değiştirdiğiniz ancak servis kesintisi olur, oysaki VPN temel mantığında farklı network havuzlarını bağlamak olduğu için burada hem büyük veriler ile uğraşıyor olmamızdan kaynaklı hem de network extend yani genişletmek adına doğru yöntem Azure Express Route kullanmak olacaktır. Tabiki bu ülkemizde ne yazık ki çok ucuz bir bağlantı yöntemi değildir. Network katmanını bu şekilde kurguladıktan sonrası aslında son derece basit.

Bundan önce Azure Dedicated host anlattığım makaleleri incelemişseniz eğer aynı mantık ile bir kurgu yapıyoruz. Yani önce servis oluşturuyoruz, sonra host sonra ise sanal makine.

Bu konuda ayrı bir makale yazdığım için daha fazla detaya girmiyorum. Konuyu merak edenler için buraya güzel bir video bırakıyorum

Kaynak

https://azure.microsoft.com/tr-tr/blog/moving-your-vmware-resources-to-azure-is-easier-than-ever

https://www.thomasmaurer.ch/2019/04/run-your-vmware-natively-on-azure-with-azure-vmware-solutions/

Azure Dedicated Host Kurulum ve Kullanım

Makalemin bir önceki bölümünde Azure tarafından sunulan bu yeni hizmetin ne olduğunu ve şirketlerin neden böyle bir iş ihtiyacının olabileceğini detaylandırmıştım. Bu bölümde ise nasıl bir özel sunucu tanımlaması yapacağımızı göstereceğim.

Bir önceki makaleyi incelediyseniz eğer ilk olarak bir host group açmamız gerektiğiniz biliyoruz.

Azure portal üzerinden yeni bir kaynak ve buradan “host group” bölümüne geçiyoruz,

Create linkine tıklıyoruz,

İlk olarak Subscription bölümünden faturalama yapılacak hesabı seçiyoruz.

Daha sonra ben bu fiziksel sunucu için yeni bir Resource group oluşturuyorum.

Resource group sonrasında ise bu fiziksel sunucu üzerinde kullanacağım sanal makinelerin kritikliğine göre bir önceki makalemde anlattığım Availability zone ve Fault domain için Yedeklilik seçeneklerini tanımlıyorum.

Ardından review + create linkine tıklıyoruz

Validation geçtikten sonra aşağıdaki gibi bir ekran karşılayacak bizleri,

Şimdi sıra Dedicated host oluşturmaya geldi. Bunun için yine “Create a resource” linki üzerinden “Dedicated host” oluşturuyoruz.

Daha sonra create butonuna basarak ilerliyoruz

Yukarıdaki gibi iş ihtiyaçlarınıza göre ilgili alanları dolduruyoruz. Daha önceden açtığım CozumParkHosted Resource group’ u seçiyorum. Ardından host için bir isim veriyorum. Daha sonra host için size belirliyorum. Bu fiziksel host üzerine sanal kuracağımızı unutmayalım, ona uygun bir size seçebilirsiniz.

Yine bu bölümün altında aşağıdaki gibi iki seçenek var

Eğer sahip olduğunuz lisanslarınız için yazılım güvencesi hakkınız var ise yukarıdaki sorulara Yes yanıtı vermeniz durumunda azure üzerindeki faturanız daha düşük olarak yansıyacaktır.

Eğer böyle bir hakkınız yok ise bu bölümü geçebilirsiniz. Daha sonra yine Review + Create diyerek ilk sunucumuzu oluşturuyoruz.

Son olarak ise bu fiziksel host için sanal makine oluşturuyoruz.

Yine kaynak üretme bölümünden bir Windows Server 2016 kuralım

Daha sonra aşağıdaki gibi temel tanımları yapın

Benzer şekilde yönetici hesabı, şifre ve port bilgisini tanımlıyoruz.

Aslında buraya kadar normal bir sanal makine açmak’ tan hiçbir farkı yok, buradaki kritik nokta üst bölümden Advanced tabına geliyoruz

Buradan önce host group sonra host yani biraz önce oluşturduğumuz fiziksel sunucumuzu seçiyoruz ve sanal makine oluşturma işlemini tamamlıyoruz. Artık bize özel bir fiziksel sunucu üstüne ilk sanal makinemizi oluşturmuş olduk.

Umarım faydalı bir makale olmuştur. Bir sonraki makalemde görüşmek üzere.

Azure Dedicated Host Nedir?

Malum bulut üzerinde ortak sunucu ve depolama alt yapıları ile hizmet verilmektedir. Her ne kadar tenant yani kiracı, müşteri bazlı izolasyon olsa dahi bazı durumlarda size ait özel host ihtiyacınız olabilir. Normal şartlarda verinizin yerleşik sistemleriniz üzerinden Azure üzerine taşınması veya yine Azure üzerinde saklanırken güvenliği için şirketinizin veya sizlerin belirleyeceği şifreleme anahtarlarını kullanarak hali hazırda Microsoft’ un sunmuş olduğu güvenlik katmanına ek olarak sizde bir katman ekleyebiliyorsunuz. Ancak bazı şirket organizasyonlarının içinde bulunduğu sektör gereksinimleri verilerin tamamen o şirkete özel bir sunucu üzerinde tutulmasını gerektirebilir. Eğer sizin de böyle bir iş ihtiyacınız var ise Azure kısa bir süre içerisinde size bu hizmeti sunmayı amaçlıyor.

Public Preview sürümü pek çok ülkede kullanıma hazır olan bu hizmet sayesinde Azure üzerinde tamamen size ayrılmış donanımlarda hizmet alabileceksiniz.

Azure portal üzerinden yeni bir servis ve arama bölümüne “dedicated host” yazmanız yeterlidir;

Karşınıza aşağıdaki gibi bir ekran çıkacaktır;

Bu host üzerinde bir veya daha fazla sanal makine açabilirsiniz. Yine bu fiziksel sunucuyu region bazlı seçebilirsiniz.

Unutmayın ki ürün henüz public preview olduğu için herhangi bir SLA sunmuyor, bu nedenle prod ortamlarınızı bu hizmet üzerine konumlandırmamanızı tavsiye ederim. Ama muhtemel bu yazıyı bir ay sonra okuyanlar için bu uyarı önemli olmayacaktır.

Peki bulutun en büyük nimeti aslında esnek, alt yapının ne olduğu ile ilgilenmediğimiz, havuz kaynak kullanımı sayesinde donanımlardan daha iyi verim alarak daha ucuza bilgisayar gücü üretmek veya doğaya daha az karbon ayak izi bırakmak ise neden bize özel bir sunucu ihtiyacımız olabilir?

Öncelikle fiziksel olarak ayrı bir sunucu yani izolasyon ihtiyacınız var ise kullanabilirsiniz. Ancak unutmayın ki bu sunucular diğer sanal makineler ile aynı network ve storage alt yapısını kullanmaktadır.

İkinci konu ise Azure bakım işlemleri kaynaklı kesintilerden etkilenmemek. Doğru bir mimari ile deploy edilen azure üzerindeki sanal makine yapınız normal şartlarda bu tür bakımlardan etkilenmez. Ancak saniyelerin dahi çok önemli olduğu kritik sistemler için bakım zamanlarını kendiniz ayarlamak istiyorsanız bu durumda fiziksel ayrı bir sunucu işinizi görecektir.

Azure hybrid avantajından yararlanmak. Eğer yerleşik sistemler için satın alınmış Windows Server ve SQL lisanslarınız var ise bu sunucu üzerinde ek lisans almanıza gerek kalmadan bu ürünleri kullanabilirsiniz. Tabi Azure karma lisans avantajından yararlanmak için yazılım güvensi hakkınız olmalıdır (Software Assurance)

Peki birazda kavramları görelim.

Bir host grup oluşturup daha sonra içerisine fiziksel makine ekleyip en son üstünde sanal makine çalıştırabilirsiniz.

Yüksek erişilebilirlik için kuşkusuz birden çok fiziksel host ve sanal makineleri bunlara dağıtacak şekilde kurulum yapmamız gerekmektedir.

Örneğin mevcut sanal makineler için kullandığımız teknolojileri burada da kullanabiliriz. Örneğin availability zone.

Availability Zones

Bir veri merkezi içerisinde ayrılmış bölgeleri ifade eder. Her bir bölgenin elektrik, network, soğutma gibi donanımları birbirinden ayrılmıştır. Bu sayede basit manası ile bir availability zone’ da elektrik kesilmesi diğerlerini etkilemez. Her bir host grup bir availability zone içerisinde oluşturabilir. Bu da yüksek erişilebilirlik için birden çok host group oluşturmanız gerekli. Host group bir Availability Zones ile işaretlendiğinde onun içerisinde atanan fiziksel sunucu ve o fiziksel sunucu üzerinde açılan sanal makineler aynı zone ile işaretlenir.

Benzer şekilde yine yüksek erişilebilirlik için Fault Domains kullanabiliriz. FD bildiğiniz gibi sunucuları aynı veri merkezinde ayrı fiziksel kabinlere konulmasını sağlar.

Bir host oluşturur ve onu bir host grup’ a bağlarken mutlaka fault domain sayısını belirtmemiz gereklidir.

Ya da en iyi yöntem bu iki özelliği aynı anda kullanmak olacaktır. Bu konuda aşağıdaki link üzerinden güzel bir örnek deployment şablonuna ulaşabilirsiniz

https://github.com/Azure/azure-quickstart-templates/blob/master/201-vm-dedicated-hosts/README.md

Peki kendimize özel bir sunucu aldık ve Azure için sunucu bakım zamanı geldi ne olacak? Eğer özel sunucu kiralama nedenimiz bu tarz bakımlarda saniye değerinden de olsa kesintilere tahammülümüzün olmaması ya da daha doğru bir örnek bizim belirleyemediğimiz bir zamanda olması sizin için sorun ise bu kontrol bizde oluyor. Olası bir bakım periyodu geldiği zaman bunu 35 gün erteleyebiliyoruz.

Hizmetin fiyatları için aşağıdaki linki inceleyebilirsiniz

https://azure.microsoft.com/en-us/pricing/details/virtual-machines/dedicated-host

Buradaki temel mantık fiziksel makinenin fiyatlandırılması olup üzerinde sanal makineler fiyatlandırılmaz. Faturanızda yine fiziksel makineniz üzerindeki sanal makineleriniz görüşecektir ancak yanlarında fiyat olarak “sıfır” yazdığınız göreceksiniz.

Kaynak

https://docs.microsoft.com/en-us/azure/virtual-machines/windows/dedicated-hosts

Microsoft Azure FXT Edge Filer Nedir?

Hybrid storage mimarisi için tasarlanmış olan Azure FXT Edge Filer, mevcut network-attached storage NAS cihazlarınız ile Azure Blob storage’ un birlikte  kullanılmasını sağlar. Aslen on-premde çalışan ve veri için optimizasyon sağlayan bir donanım (appliance) olan ürün WAN gibi düşük Bağlantı hızları için software ve hardware katmanını birlikte kullanarak yüksek throughput, düşük gecikme süreleri sunmak için tasarlanmıştır.

Temelde iki model appliance bulunmaktadır. Veriye erişimin son derece hızlı olması için DRAM kullanılır. SSD diskler ise cache için kullanılır. Pek çok farklı marka ve model storage alt yapınız için tek bir Bağlantı ve yönetim noktası sunar. Birden çok üreticiyi desteklediği gibi pek çok bilinen protocol içinde desteği bulunmaktadır. NFSv3, SMBv2, NetApp, Dell EMC Isilon, Azure Blob Storage ve Amazon S3.

Peki kullanım senaryoları nelerdir?

Yüksek performans ihtiyacı olması durumunda her bir cluster için 24 node ile inanılmaz yüksek seviyelerde (milyonlarca IOPS veya yüzlerce GB/sn) veri trafiğine olanak sağlar.

Eski verilerinizi yaşlandırın ancak her an ihtiyaç duyduğunuzda da düşük gecikme süreleri ile erişin. Özetle ikinci kullanım senaryosunda da eski verileri yaşlandırırken hala hızlı erişilebilir bir durumda saklamanızı sağlar.

Son olarak ise özellikle büyük veriler ile WAN ortamlarında çalışmanın ne kadar sıkıntılı olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Yine bu ürün sayesinde WAN ortamlarındaki gecikmeleri minimum seviyeye indirebilirsiniz.

Ürün hakkında daha fazla bilgi için

https://azure.microsoft.com/en-us/services/fxt-edge-filer/

Azure Stack 1906 Yayınlandı

Azure Stack’ i yakından takip edenler için güzel bir haber geldi. Malum OS gibi yama alan Azure Stack platformu 1906 güncellemesini aldı.

Güvenlik iyileştirmeleri, düzeltmeler ve yenilikler içeren paket içeriği hakkında daha fazla bilgi için aşağıdaki link’ i inceleyebilirsiniz;

https://docs.microsoft.com/en-us/azure-stack/operator/azure-stack-release-notes-1906

Azure Stack nedir diye merak edenler ise aşağıdaki blog yazısını okuyabilir;

https://www.hakanuzuner.com/index.php/microsoft-azure-stack-nedir.html