Kategori arşivi: Microsoft Azure

Azure AD Connect Sync PowerShell Komutu

Çok sık kullanılan bir komut olmasına karşın eğer siz çok sık kullanmıyorsanız bazen unutabiliyorsunuz, en güzeli not almak ya da benim şu anda yaptığım gibi kendi bloğuna bu not’ u alıp herkesin faydalanmasını sağlamak.

Yetkili bir hesap ile AD Connect servisinin kurulu olduğu bilgisayarda powershell açıyoruz ve sırası ile aşağıdaki komutları kullanıyoruz

Import-Module ADSync
Get-ADSyncScheduler
Start-ADSyncSyncCycle -PolicyType Delta
Start-ADSyncSyncCycle -PolicyType Initial

İlk komut malum komut setinin çalışması için modülü yüklememizi sağlıyor.

İkinci komut ise öncelikle mevcut sistem için zamanlanmış eşitleme açık mı onun kontrolünü sağlıyor. Eğer bu özellik kapalı ise aşağıdaki komut ile açabilirsiniz

Set-ADSyncScheduler -SyncCycleEnabled $True

Birde zaman belirtmek isterseniz aşağıdaki örnekleri incelemenizi tavsiye ederim

Set-ADSyncScheduler -CustomizedSyncCycleInterval 03:00:00

Yukarıdaki komut değişiklikleri her 3 saatte bir günceller.


Set-ADSyncScheduler -CustomizedSyncCycleInterval 1.0:0:0

Yukarıdaki komut değişiklikleri her 24 saat yani günde bir defa günceller.

Gelelim bizim için önemli olan iki komuta, bir değişiklik yaptınız ve hemen bunu geçerli olmasını istiyorsunuz son iki komut ile parçalı yani son değişilik (delta olarak geçer) ya da mevcut tüm yapıyı tekrar bulut ile replike etmek için full (initial olarak geçer) komutlarını kullanabilirsiniz.

Daha sonra bunu aşağıdaki ekrandan takip edebilirsiniz

Umarım faydalı olmuştur.

Microsoft Azure AD ve Office 365 Ne Kadar Güvenli?

Öncelikle yazının başlığı çok ilgi çekibi onu biliyorum ancak bu konuda farklı zamanlarda farklı yazılar paylaştığım için diğer yazılarımın tamamlayacısı niteliğinde bir pazar günü karalaması ile karşı karşıya olduğunuzu belirtmek isterim. Diğer yazılarımız blog sitemden veya ÇözümPark Bilişim Portalı üzerinden ulaşabilirsiniz.

Evet sektör olarak en büyük sorunlarımızın başında güvenlik geliyor. Eminim ki sizlerde benim gibi çevrenizden belki de her gün şifreleme virüsü yiyen şirket haberleri alıyorsunuzdur. Durum böyle olunca en azından bu noktada farkındalık yüksek bir seviyeye geliyor. Peki bulut bu konuda ne durumda? 2010 yılında Office 365 Nedir ile başlayan bulut anlatım mücadelem bu yıl 10. Yılını tamamlayacak. Ben bu ülkede 10 yıldır yılmadan bu konuda bir şeyler paylaşmaya çalışıyorum. Ancak günün sonunda bulut tarafındaki farkındalık tabiki sektör paydaşları, üreticiler ve pek çok kişinin katılımı ile inanılmaz bir seviyeye ulaşmış durumda. Ancak yine de burada başka bir sorun ile karşı karşıyayız. Müşterilerin ne yazık ki çoğunluğunda bulutun varsayılan olarak güvenli olduğu algısı var. Evet bulut oyuncularının aldığı global güvenlik sertifikaları var ancak bu sertifikaların özünde sizlerin verilerinin işlenirken korunması, paylaşılmaması, okunmaması gibi regülatif konular yer alırken bir de protokol ve platform bazlı bir zafiyet olmayacağı konusunda maddeler yer alır. Örneğin sizin bir kullanıcınız office 365 şifresini kaptırır ise bu şifre ile hem şirket içine hem de dış dünyaya mailler atılabilir, sonra office 365 hacklendi dememek lazım. İşte tam bu noktada müşterilerin aslında aynı on prem ortamlardaki güvenlik ürün ve alışkanlıklarını bulut içinde göstermeleri gerektiği ortaya çıkıyor.

Öncelikle kimlik noktasında bir giriş yapmak istiyorum. Malum kimlik çok önemli, günün sonunda yerleşik sistemleriniz için olsun bulut için olsun sizin kimlik bilgilerinizi ele geçiren kişiler ne yazık ki 2FA açık olmayan sistemler için çok büyük bir tehdittir. Cloud Identity olarak bildiğimiz Facebook, Microsoft, AWS, Google başta olmak üzere pek çok kimlik sağlayıcısı sizlere farklı platformlara giriş imkânı sunmaktadır. Yani en basit örnek ile facebook kimlik bilgisi ile pek çok başka sosyal medya veya web servislerine erişmeniz mümkün. Benzer durum Microsoft hesapları içinde geçerli. Özellikle 3 parti uygulamaların Microsoft ID ile logon imkanı sunması ve hatta buna karşılık sizlerin pek çok bilginize ulaşmak için izin istemesi gayet normal bir durum gibi algılanmaya başlandı.

Buna benzer ekranlarda aslında pek çok uygulama için izin vermiş olabilirsiniz, bunu hızlıca aşağıdaki link üzerinden kendi hesabınız için kontrol edebilirsiniz;

https://portal.office.com/account/#apps

İşte bütün sorun burada başlıyor. Siz zaten kendi kimliğinizin 2FA veya Microsoft için konuşuyorsak MFA ile koruyor olabilirsiniz. Çünkü günün sonunda kimlik bilgisini kaptırdıktan sonraki koruma yöntemleri her zaman işe yaramıyor. Tabiki bu konuda yine en başarılı bulut oyuncularının başında Microsoft yer alıyor çünkü başarısız login, reputasyon kötü olan ip aralıklarından giriş denemesi, anonim olarak bilinen ip aralıklarından giriş denemesi, mümkün olmayan uzaklıklardaki yani 10dk önce İstanbul’ dan login olup 10dk sonra Londra’dan login olma gibi durumlarda koruma özellikleri derken aslında sezgiler zeka dahil inanılmaz önemlere sahiptir. Buna rağmen kimliği kaptırmamak gerekiyor tabiki. Peki kimliği kaptırmadık hatta MFA açtık ancak yukarıdaki gibi aslında çokta güvenli olmayan veya zafiyet içerme riski olan uygulamalara verilen izinlerin sonucunda veri sızıntısı yaşama riskine sahipsiniz. Örneğin https://www.draw.io/ ürünü kullanıyorsanız tüm sürücülerinize erişim izni istiyor ve bu platform üzerindeki bir açık üzerinden tüm dosyalarınıza erişim zafiyeti yaşama riskine sahipsiniz. Bu platform tabiki bir örnek olup platform ile ilgili herhangi bir zafiyet uyarısı içermemektedir. Bunun gibi pek çok uygulama kullanıyor olabilirsiniz.

Bu noktada yapılacak en iyi şey aslında gereksiz ve aktif kullanmadığınız programlara verilen izinleri her cloud identity için silmek. Bu sadece Microsoft veya Azure, Office 365 için geçerli değildir, iCloud, Tweeter, Faceebok, instagram vb.

Bulutun güvenli konusundaki bir diğer başlık ise bulut üzerindeki sistemlerin güvenli. Örneğin yerleşik sistemlerde 3389 portunu açıp hacklenen bir şirket sunucuyu azure’ a koyduğunda aynı portu açtığında yine hackleneceğini bilmelidir. Veya on prem sistemlerde nasıl virüs bulaşabiliyor ise bulut üzerinde çalışan sistemlere de virüs bulaşabilir. On prem sistemlerde nasıl zafiyet olabiliyor ise bulut üzerindeki sistemlerde de zafiyet olabilir. Bu nedenle hangi platformu kullanıyorsanız kullanın mutlaka izleme, koruma yöntemlerine bir göz atın derim.

Azure tarafında bu konuda Azure Security Center, Sentinel, Azure Monitör gibi pek çok servis bulabilirsiniz.

Azure Hybrid Servisleri Nelerdir?

Günümüzde şirketlerin iş ihtiyaçlar sürekli olarak değişiyor ve teknoloji de bu iş ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli güncelleniyor. Bu süreç o kadar iç içe geçmiş durumda ki kimi zaman yeni teknolojiler şirketlerin iş yapış şekillerini değiştirebiliyor veya yeni iş modellerine kapı açıyorlar.

Günümüzde ki en yaygın alt yapı modellerinin başında “Hybrid” gelmektedir. Yani performans, gecikme süreleri, saklama limitleri, regülasyon, müşteri deneyimi, global pazar ile rekabet gücü sağlanması, hızlı kurulum ve kullanım, kullandığın kadar öde gibi pek çok farklı iş ihtiyacı için şirketlerin yerleşik veri merkezleri veya bulut sistemlerini bir arada kullandığını görebiliyoruz. Bir nevi her iş için en ideal ortam her zaman tamamen bulut veya tamamen yerleşik sistemler olmuyor.

Hal böyle iken bir de hemen hemen her aygıtın veri ürettiği ve bu verilerden pek çok yeni nesil hizmetin doğduğu bir dönemde ede kavramı çok büyük önem kazanmaktadır.

Network aktif cihazları, kameralar, araçlar, fabrika içerisindeki üretim ekipmanları, oyun konsolları, televizyonlar, hatta yeni nesil mutfak eşyaları gibi aklınıza gelen her cihaz veri üretmeye başladı. Durum böyle olunca aşağıdaki gibi dağınık ve kompleks bir network alt yapısı pek çok günümüz şirketi için kaçınılmaz bir endüstri standartı olmaya başladı.

Peki Azure Hybrid Servisleri Nedir?

Aslında temel olarak sektörde hybrid bulut kavramı biraz yanlış yorumlanmış durumda. Amazon, Google veya Azure gibi global bulut üreticilerin veri merkezleri ile yerleşik veri merkezleri arasında VPN yaptıktan sonra kurulan sistemler daha çok hybrid olarak isimlendiriliyor. Bu tanım kısmı olarak doğru çünkü bulut sağlayıcılarının servis vermeye başladığı ilk yıllarda bunun üstüne çok bir şey koyamıyorduk. Ancak isterler o kadar değişti ki artık gerçekten bir bulut üreticinin hybrid vizyonu çok büyük önem taşımaya başladı. Buna en iyi örnek Azure Arc olup aşağıdaki makaleyi inceleyebilirsiniz.

Azure Arc Nedir

Ama burada aslında katma değer sunan gerçekten yerleşik sistemlerin bir uzantısı gibi çalışacak hatta pek çok iş yükünü ortak üstlenecek servisler çok kritik önem taşımaktadır. Şöyle basit bir örnek vermek istiyorum. Bir dosya sunucunuz var veya yedek aldığınız bir disk yapınız, siz azure üzerinde bir makine, disk açabilir ve dosyaları oraya kopyalayabilirsiniz. Bu durumda yerleşik sistemler + Azure üzerindeki sistemleri karma kullanıyor gibi olabilirsiniz. Birde aynı senaryoda şöyle düşünün, sizin kullandığınız bu disk içerisindeki veriler sınıflandırılarak (hot data, cold data gibi) otomatik olarak az kullanılan dosyalar arka planda bulut üzerindeki sunuculara taşınsa, bu sayede yerleşik sistemlerdeki veri örneğin 10TB iken 2TB’ a düşse ve atıl olan 8TB bulut üzerinde istendiğinde kullanılsa nasıl olur? Hatta bunu da ayrı bir ara yüz veya dosya paylaşımından değil mevcut dosya sunucusu, paylaşımları üzerinden yapabildiğinizi düşünün. İşte bu senaryo Azure Hybrid Servislerinden sadece birisi olan Azure File Sync servisidir.

Peki başka hangi servisler var?

Azure File Sync

Azure Active Directory (Azure AD)

Azure Site Recovery

Azure Backup

Azure Monitor for Virtual Machines

Azure Update Management

Azure Network Adapter

Windows Admin Center

Bu noktada aşağıdaki uygulamalı videoları izleyebilirsiniz.

Register Windows Admin Center with Azure

Configure Azure Backup in Windows Admin Center

Use Azure Network Adapter to connect to Azure

Replicate your VMs with Azure Site Recovery in Windows Admin Center

Sync File Servers with Azure File Sync in Windows Admin Center

Azure Update Management using Windows Admin Center

Connect Windows Admin Center to Azure Monitor

Umarım faydalı bir yazı olmuştur. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Azure ARC Nedir

Günümüzde şirketlerin iş ihtiyaçlar sürekli olarak değişiyor ve teknoloji de bu iş ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli güncelleniyor. Bu süreç o kadar iç içe geçmiş durumda ki kimi zaman yeni teknolojiler şirketlerin iş yapış şekillerini değiştirebiliyor veya yeni iş modellerine kapı açıyorlar.

Günümüzde ki en yaygın alt yapı modellerinin başında “Hybrid” gelmektedir. Yani performans, gecikme süreleri, saklama limitleri, regülasyon, müşteri deneyimi, global pazar ile rekabet gücü sağlanması, hızlı kurulum ve kullanım, kullandığın kadar öde gibi pek çok farklı iş ihtiyacı için şirketlerin yerleşik veri merkezleri veya bulut sistemlerini bir arada kullandığını görebiliyoruz. Bir nevi her iş için en ideal ortam her zaman tamamen bulut veya tamamen yerleşik sistemler olmuyor.

Hal böyle iken bir de hemen hemen her aygıtın veri ürettiği ve bu verilerden pek çok yeni nesil hizmetin doğduğu bir dönemde ede kavramı çok büyük önem kazanmaktadır.

Network aktif cihazları, kameralar, araçlar, fabrika içerisindeki üretim ekipmanları, oyun konsolları, televizyonlar, hatta yeni nesil mutfak eşyaları gibi aklınıza gelen her cihaz veri üretmeye başladı. Durum böyle olunca aşağıdaki gibi dağınık ve kompleks bir network alt yapısı pek çok günümüz şirketi için kaçınılmaz bir endüstri standartı olmaya başladı.

Tam bu noktada Azure Hybrid kavramını çok duyuyoruz. Aslında Hybrid mimari dendiği zaman akıllara Azure Stack gibi yapılar gelse de aslında Azure üzerinde yerleşik sistemler ile iç içe çalışacak pek çok servis sunulmaktadır. Yani Cloud veri merkezleri ile yerleşik veri merkezleri arasında VPN veya bir network bağlantısı yapmak temel anlamda hybrid kavramını karşılamıyor. İşte tam bu noktada Microsoft tarafından sunulan pek çok servisin olduğunu görüyoruz. Hybrid mimariyi desteklemek için Azure File Sync, Azure Active Directory (Azure AD), Azure Site Recovery, Azure Backup, Azure Monitor for Virtual Machines, Azure Update Management, Azure Network Adapter gibi pek çok hizmet sunmaktadır.

Peki Azure Arc nedir? Azure Arc böyle bir alt yapıya sahip müşterilerin Azure servislerini kolayca herhangi bir yere dağıtmasını ve Azure yönetimini tüm bu alt yapı boyunca genişletmesini sağlamaktadır.

Peki Azure Arc bunu nasıl sağlıyor?

Organize and govern all your servers

Sunucularınız nerede olur ise olsun Azure üzerinden kolaylıkla yönetilebilmektedir.

Şu anda ürün tabiki çok yeni olduğundan desteklediği OS sürümleri sınırlı;

Windows Server 2012 R2 ve üzeri

Ubuntu 16,04 ve 18,04

Daha fazla bilgi için

https://docs.microsoft.com/tr-tr/azure/azure-arc/servers/overview?WT.mc_id=thomasmaurer-blog-thmaure

Manage Kubernetes apps at Scale

Modern DevOps teknikleriyle Kubernetes uygulamalarını tüm ortamlarınızda tutarlı bir şekilde dağıtabilir ve yapılandırabiliriz.

Run data services anywhere

Azure veri servislerini ihtiyaç duyduğunuz her yere, dakikalar içinde kullanabilirsiniz. Daha kolay uyumluluk, daha hızlı tepki süreleri ve verileriniz için daha iyi güvenlik sağlayabileceğiniz bu başlık için aşağıdaki link üzerinden daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.

https://azure.microsoft.com/tr-tr/services/azure-arc/hybrid-data-services/?WT.mc_id=thomasmaurer-blog-thmaure

Adopt cloud technologies on-premises

Bulut temelli yönetim ortamlarını dağıtık olan tüm alt yapılarınız için kullanabilirsiniz. Bu sayede farklı ortamlarda ki sistemlerinizi yönetmek için farklı yönetim konsolları açmak veya farklı web sitelerine bağlanmak zorunda değilsiniz.

Evet, değişen ve gelişen teknoloji ile her geçen gün artan şirketlerin hybrid iş ihtiyaçları için Microsoft Arc ile inanılmaz bir hedef koyuyor. Artık bu alanda iş ihtiyacı olan pek çok şirketin hızlı bir şekilde bu yeni servisler sayesinde dağıtık yapılarını merkezi olarak izleyen, gören ve yöneten şirketlere dönüşeceğini göreceğiz.

Bulut Harcamaları Geleneksel BT Altyapı Harcamalarını 2020 Yılında Geçecek

Bulut Harcamaları Geleneksel BT Altyapı Harcamalarını 2020 Yılında Geçecek

Ülkemizde her ne kadar bulut hizmetleri istenilen düzeyde olmasa bile global Pazar bu konuda çok hızlı değişiyor. Değişim sadece büyük firmaları değil küçük firmaları da kapsıyor. Büyük veya orta ölçekli ya da küçük her firmanın bulut yatırımı için değişik motivasyonları olduğunu görüyoruz. Kimisi elindeki iş yükünü servis olarak alarak IT iş yükünden kurtulmak, kimisi ise çok yüksek bedeller ödeyerek işlettiği donanım parkurunu sürekli yaşatmak, iyileştirmek, korumak, yedeklemek gibi konulardan kaçmak istiyor. Tabiki public bulut üzerinde her bir üreticide ortalama 100’ ün üzerinde servis olduğunu düşündüğümüz zaman tabiki bu iki örneğin dışında yüzlerce değişik iş ihtiyacı görebiliriz.

Peki 2020 yılı neden önemli? IDC araştırmasına göre 2020 yılı ilk defa bulut altyapısı donanımlarına harcanan paranın geleneksel alt yapılarak harcanacak parayı geçtiği yıl olacak.

Aslında bu yıl henüz bitmese de geçen yıla göre public + private olmak üzere cloud altyapılarına yapılan yatırım azalmış durumda.

Okumaya devam et

Azure Stack HCI Nedir?

Çok kafa karıştıran bir isimlendirme olduğu için hızlı bir şekilde açıklama gereği duydum. Öncelikle Microsoft’ un Public Cloud hizmeti olan Azure servislerinin bir kısmını yerleşik veri merkezlerinizde ve yine size ait ama Microsoft tarafından onaylanmış (sertifikalandırılmış) donanımlar üzerinde çalıştırmak istiyorsanız Azure Stack kullanabilirsiniz. Buraya kadar konu aslında çok basit.

Bu konuda aşağıdaki yazıma hızlıca göz atabilirsiniz.

Peki Azure Stack HCI nedir? Aslında aşağıdaki mevcut teknolojilerin bir arada kullanılmasına verilen isimdir. Hatta bazı uzmanlar yeniden isimlendirme, markalaşma olarak bile özetleyebilirler.

Azure Stack alt yapısında olduğu gibi yine Microsoft tarafından onaylanmış donanımların üzerine Windows Server 2019 temelli yüksek erişilebilir ve en yeni nesil teknolojilerin (Storage Spaces Direct ve SDN gibi) kullanıldığı sistemlere Azure Stack HCI denmektedir.

Azure Stack için kullanılan teknolojiler aşağıdaki gibidir;

  • Hardware from an OEM partner
  • Windows Server 2019 Datacenter edition
  • Windows Admin Center
  • Azure services (optional)

Temel olarak satın alacağınız donanımlar, Server 2019 işletim sistemi ve Windows Admin Center’ dan oluşmaktadır. Azure kullanmanız şart olmayıp sistemi özellikle bulut temelli yedeklemek veya Azure Site Recovery (DRaaS) gibi felaket senaryoları için kullanabilirsiniz. Burada tabiki şirketlerin iş ihtiyaçlarına göre aslında Azure File Sync, Azure Monitor, Azure Update Manager, Cloud Witness gibi pek çok bulutun katma değerli hizmetlerini VPN ile mevcut HCI alt yapınıza kazandırabilirsiniz.

Temelde Azure Stack HCI için en az iki node sunucu parkuru gerekmektedir. Her iki sunucu parkurunda da Hyper-V ve storage katmanı olarak Storage Spaces Direct kullanılmaktadır. Bu sayede bir sunucu üzerindeki tüm değişiklikler anında diğer sunucu üzerine replike edilebilmektedir.

Tabiki böyle bir yapı kurmak için öncelikle aşağıdaki katalog ürünlerinden birini seçmeniz gerekmektedir.

https://www.microsoft.com/en-us/cloud-platform/azure-stack-hci-catalog

Umarım faydalı bir yazı olmuştur. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Kaynak

https://docs.microsoft.com/en-us/azure-stack/operator/azure-stack-hci-overview?view=azs-1908

Windows Virtual Desktop Adım Adım Kurulum ve Eğitim Videosu

Windows Virtual Desktop özellikle yüksek lisans ve donanım maliyetleri nedeni ile VDI alt yapılarına geçemeyen pek çok müşterimde büyük ilgi uyandırdı. Bu konudaki yazımı tekrar paylaşmak istiyorum.

Tabi durum böyle olunca herkes ürünü bir görmek ve denemek istiyor. Bu konuda Microsoft Mechanics harika bir eğitim serisi hazırlamış. Sakın benim İngilizcem yok diye üzülmeyin video gerçekten çok sade ve anlaşılır. Eğer bu konuda kendisini geliştirmek veya şirket ortamında kullanmak, denemek isteyen var ise aşağıdaki 4 bölümlük eğitim serisini mutlaka izlemeli.

Katma Değerli Hizmetlerden Kesintisiz Altyapılara Geçiş

Global bulut oyuncuları öncelikle bizim veri merkezinde çalışan iş yüklerini kendi veri merkezlerinde çalıştırma vaatleri ile hayatımıza girmişti. İlk bakıldığında aslında yerel bir hizmet sağlayıcısından farklı değildi. Tabiki Microsoft gibi, Amazon veya Google, IBM gibi büyük bir marka imajı dışında. Ancak süreç çok hızlı bir şekilde gelişti, öncelikle sunulan platform inanılmaz bir hızda güncellendi. Sadece sunucu açma kapatma noktasında network, firewall, storage yönetmeye kadar geldik. Evet bu inanılmaz bir gelişim gibi dursa da konsept hala IaaS katmanında ilerliyordu. Ancak bunun uzun vadede istenilen dönüşümü sağlamayacağı çok kesindi ve bunun yanında hızla gelişen PaaS ve SaaS platformları ile bulut asıl gücünü göstermeye başladı. Bu gün en basit örnek office 365. Regülasyon kaynaklı dahi olsa platformu terk etmek isteyen bir müşterim sırası ile aşağıdaki aşamalarda tavsiye istiyor;

Mail için ne kurmalı? Ya da bir ISP ye gideriz ama active sync, room mailbox, MAPI – Outlook deneyimi derken konu uzadı. Sanmayın bu kadar, peki dedi onedrive ve SharePoint altyapımız ne olacak, şirkette insanlar inanılmaz alışmış ve yetkilendirme, kırılımlar tanımlanmıştı. Teams ve Skype’ ı çok aktif kullanıyoruz onu ne yapmalıyız derken iş çığırından çıktı. Özetle bulutun gerçek gücü aslında sadece bizim veri merkezinde çalışan iş yüklerini alıp kendilerinin sunmasından öte sunduğu pek çok yeni nesil teknolojide gizli. Bu yazıya içerisinde de tam bu noktaya dikkat çekmek istiyorum.

Okumaya devam et

Yeni Nesil AMD EPYC İşlemci Temelli Azure Sanal Makineleri ile Tanışın

Microsoft 2017 yılında AMD EPYC işlemci temelli sanal makineler sunacağını açıklamıştı. 7 Ağustos itibari ile ise bu geçen sürenin sonucunda gerçekleştirilen iş birliktelilerinin son meyvesini görebiliyoruz. İkinci jenerasyon HB serisi sanal makinelerde (HBv2) AMD EPYC 7002 işlemcileri görebiliyoruz.

Bu alanda gelen müşteri memnuniyeti sonucunda yakın zamanda Dav3 ve Eav3 serisi sanal makinelerde de AMD EPYC 7452 işlemcileri görebileceğiz. Şu anda bu sanal makineler “preview” olarak sunulmakta olup prod ortamları için genel erişime açılması bekleniyor.

Kaynak

https://azure.microsoft.com/tr-tr/blog/announcing-new-amd-epyc-based-azure-virtual-machines/