Kategori arşivi: Green IT

Yeşil bilişim ile 7.8 gigaton sera gazı azaltımı mümkün

Yeşil bilişim ile 7.8 gigaton sera gazı azaltımı mümkün


Yirminci yüzyılın en hızlı gelişimi şüphesiz bilgi ve iletişim teknolojileri alanında yaşandı. Transistörün icadı, mikroişlemciler, manyetik ve optik hafızalar, fiber optik, İnternet, kablosuz ağlar ve mobil iletişim derken dijital devrim herkesi ve her şeyi etkisi altına almış durumda. Özellikle ürün odaklı yaklaşımın giderek hizmetlere doğru kayması bilgi ve iletişim teknolojilerinin etki alanını da genişletmekte. Bilgisayarlar ve cep telefonları gibi tüketim araçları, hâlâ sektörün ağır topları olsa da bilgi işleme ve iletişim ihtiyacını karşılayan hizmetler son kullanıcıdan daha çok ara süreçleri ve sektörleri besliyor. Üstelik buradaki pazar bâkir girişim alanları barındıyor. Sanayiden enerjiye, taşımacılıktan binalara kadar uzanan geniş bir yelpazede bilişim ürün ve hizmetleri, başta maliyet ve zaman olmak üzere ciddi verimlilik artışları sağlıyor. Bu anlamda bilişimin tüm sektörleri yatay olarak birleştiren bir doğası olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Bilişim göz kamaştırıcı bir hızda ilerlemesini sürdürürken, küresel bir tehdit de kapımıza dayanmış durumda: iklim değişikliği. Sanayi Devrimi’nin parlak torunu olan bilişim, dedesinden miras kalan bu tehlike karşısında ne yapabilir? Bu sorunun yanıtını bulmak üzere, 2008 yılında The Climate Group ve GeSI (Global e-Sustainability Iniative) bir araya gelerek, McKinsey & Company uzmanlarının da katkılarıyla bir çalışmaya imza attı. Bu çalışmayla elde edilen sonuçları da SMART 2020: Enabling the low carbon economy in the information age (Bilgi çağında düşük karbon ekonomisinin hayata geçirilmesi) başlıklı bir raporla yayımladılar. SMART 2020 raporuna göre, bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT), 2020 yılı itibariyle yılda 7.8 Gigaton (Gt) CO2 eşdeğeri (CO2e) sera gazı azaltımı potansiyeline sahip olacak. Bu miktar küresel sera gazı salımında %15’lik bir azalma anlamına geliyor.

Peki, bilgi ve iletişim teknolojilerinin sahip olduğu bu azaltım potansiyeli nereden geliyor? Bilişimin sera gazı salımlarını azaltmaya yönelik sunduğu imkânlar temel olarak iki eksen üzerine oturuyor. Bunlar; sanallaştırma ve verimlilik artışı.

Sanallaştırma, adından da anlaşılacağı üzere gerçek hayattaki hizmet ve süreçlerin hat üstünden işler (online) hale gelmesini ifade ediyor. Sanallaştırma hem ekolojik hem ekonomik olarak önemli bir kazanç sağlıyor. Bilişim, uzaktan alışverişten e-yönetişime kadar genişleyen bir yelpazede imkânlar sunuyor. Uzaktan alışveriş çoktan hayatımızı kolaylaştıran bir araç olarak yerini aldı. Pek çok resmi işlemin de kâğıda dökülmeden yapılabilmesi önemli bir katkı sağlıyor. Telekonferans sistemleri ekonomik artıları da düşünüldüğünde pek çok kurum ve kuruluş tarafından yaygın olarak kullanılıyor. Yakın zamanda ofise gitmeye gerek kalmadan evden çalışma uygulamalarının da yaygınlaşacağı öngörüler arasında. Tüm bunlar taşıtlara ve uçaklara olan bağımlılığımızı azaltırken, sera gazı salımımızı da düşürüyor. Rapora göre, 2020 yılı itibariyle sanallaştırma çözümleri 500 Megaton CO2e sera gazı azaltımı sağlayacak; bu miktar İngiltere’nin 2007 yılı toplam sera gazı salımına denk.

Bilişimin sera gazı azaltımına yönelik esas etkisi diğer sektörlerde gerçekleşecek verimlilik artışı olarak ifade ediliyor. Sera gazı azaltımı konusunda yaygın olarak dile getirilen ‘ölçemediğini yönetemezsin’ ilkesi bilişimin gücünü ön plana çıkarıyor. Bilgi ve iletişim kapasitesi salımları gerçek zamanlı olarak ‘izleme’ imkânı tanırken, verimliliği artıracak sistem ve süreçler için çözümler getiriyor. SMART 2020 raporunda detaylı incelenen örneklerden kısaca bahsetmek gerekirse, en başta şüphesiz enerji sektörü geliyor. Elektrik iletim ve dağıtım ağlarının ‘akıllı’ sistemlerle izlenmesi ve yönetilmesi ile elde edilecek verim artışı ve giderek yaygınlaşacak ‘akıllı şebeke’ uygulamalarının küresel olarak 2.03 Gt CO2e sera gazı azaltımı sağlayacağı öngörülüyor. Sanayide daha verimli çalışan akıllı motor uygulamaları ile 0.97 Gt CO2e, taşımacılık ve depolamada uygulanacak bilişim çözümlerinden kaynaklanan yakıt ve enerji tasarrufundan 1.52 Gt CO2e, akıllı sistemlerle yönetilen ve otomasyona sahip binalarda sağlanacak enerji tasarrufu ile 1.68 Gt CO2e sera gazı azaltımı sağlamak mümkün olacak.

Diğer bir konu da, bilişim sektörünün kendi karbon ayak izini azaltması ihtiyacı. Hızla gelişen bir sektör olarak bilgi ve iletişim teknolojileri önümüzdeki yıllar boyunca da hızlı büyümesine devam edecek. Bu arada sektörün sera gazı salımı da 2020 itibariyle yaklaşık üç kat artarak 1.4 Gt CO2e seviyesine gelmiş olacak. Bu büyümede gelişmekte olan Çin ve Hindistan bilişim pazarının etkisinin büyük olacağı tahmin ediliyor. Ancak bilişim sektörünün, yazının başında belirtildiği gibi, kendi karbon ayak izinin beş katına yakın bir azaltım potansiyeli olduğu da unutulmamalı.

Son olarak ülkemizdeki duruma da kısaca değinmekte fayda var. Bilgi ve iletişim teknolojileri pazarı ülkemizde önemli bir yer tutuyor. Elbette bunda genç bir nüfusa sahip olmamızın payı büyük. Henüz yeşil bilişim uygulama örnekleri yaygınlaşmamış olsa da pek çok kurum bu konuda çalışmaya başlayarak sektörü bu yönde teşvik edecek girişimlerde bulunuyor. Başta Bölgesel Çevre Merkezi ve TÜSİAD işbirliğinde kurulan İklim Platformu, Türk iş dünyasının iklim değişikliği konusunda öncü rolünün altını çizerek çalışma başlıklarının arasına Yeşil Bilişim uygulamalarını dahil etmiş durumda. Öte yandan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Yeşil Bilişim başlıklı bir rapor hazırlayarak kamusal politika önerilerini bir araya getirdi. Türkiye Bilişim Derneği (TBD) de Kamu BİB çalışma grubu çatısı altında yeşil bilişim üzerine çalışmalarını sürdürmekte.

Bilişim sektörünün barındırdığı potansiyel ne kadar geniş olursa olsun, bunu gerçek faydaya dönüştürmek apayrı bir sorun. Bu sorunun aşılmasında kamusal politikalara ve iş dünyasının girişimci ruhuna büyük sorumluluklar düşüyor. Standartların uygulanmasından, sektörler arasında bilginin güvenli paylaşımına, Ar-Ge çalışmaları ve pilot uygulamaların hayata geçmesine yönelik finansal araçların oluşturulmasına kadar pek çok konuda doğru adımların atılması gerekliliği unutulmamalı.

https://www.iklimplatformu.org/en/products/articles/151-yesil-bilisim-ile-78-gigaton-sera-gazi-azaltimi-mumkun

Green IT için Enerji Terimler Sözlüğü

IT ekibinizle birlikte binanızdaki elektrik tüketimini nasıl azaltabileceğinizi tartışmaya başlamadan önce bazı yeni sözcükleri öğrenmeniz gerekecek. İşte ilgili jargonu doğru kullanmanızı sağlayacak enerji terimleri ve kısaltmaları…

AC / DC
Veri merkezi tasarımında en önemli eğilimlerden birini ifade ediyor. AC, “dalgalı akım” için kullanılıyor ve DC de “doğru akım” anlamına geliyor. Önde gelen veri merkezi tasarımcıları -günümüzde kullanılan AC güç yerine- DC güç üzerine kurulu şebekeyi tercih ediyorlar çünkü DC güç daha çok enerji tasarrufu enerji sağlıyor.

Karbon ayak izi
Bir şirketin karbon ayak izi, faaliyetleri sonucunda ürettiği CO2 emisyonlarının miktarı anlamına geliyor. Birçok şirket karbon ayak izinin azaltılması hedefini belirlerken, veri  merkezlerini hedef alıyor çünkü bu merkezler elektrik faturasındaki tüketim miktarının yüzde 25’i veya daha fazlasından sorumlu oluyor.

CFD
Bu sözcük hesaplamalı sıvı dinamikleri anlamına geliyor. CFD yüksek performanslı hesaplama modellemesi, uzun bir zamandır uçakların ve silah sistemlerinin tasarımında kullanılıyor. Günümüzde ise en iyi klima tasarımını elde etmek için veri  merkezlerindeki hava akımına uygulanıyor.

Soğutucu (Chiller)
Veri merkezinde havayı soğutmak ve nemini azaltmak için soğuk su kullanan bir makinenin ismi. Bir veri merkezinin klima sistemindeki tüm bileşenler içinde, en fazla miktarda elektrik tüketen birim bu. Söz konusu miktar veri merkezinin elektriğinin yüzde 33’üne denk geliyor.

Kapalı bağlantılı soğutma
Bu terim, soğutma kaynağının, bir veri merkezinde en fazla ısıyı üreten yüksek yoğunluklu hesaplama sistemlerinin mümkün olduğu kadar yakınına kurulmasını öngören bir klima sistemi türünü açıklıyor. Tüm odayı soğutmaya çalışmak yerine, bir rafa yerleştirilen kapalı bağlantılı soğutma sistemleri, sadece bu rafta bulunan sunucuların ürettiği sıcak havayı soğutuyor.

CRAC
Burada söz konusu olan bir bilgisayar odasının klima sistemi. CRAC üniteleri bir veri merkezindeki sıcaklığı, nemi ve hava akışını izliyor. Bunlar veri merkezi elektriğinin yaklaşık yüzde10’unu tüketiyor.

DCiE
DCiE Veri Merkezi Altyapı Etkinliği metrisi anlamına geliyor (Veri Merkezi Etkinliği için ayrıca DCE kısaltması da kullanılıyor). DciE, Green Grid Endüstrisi konsorsiyumu tarafından kullanılan iki karşıt metristen biri, diğeri ise Elektrik Kullanımı Verimliliği (aşağıdaki PUE kısaltmasına bakınız). DCiE, veri merkezine giren toplam elektriğin bir yüzdesi olarak, veri merkezindeki IT ekipmanlarının kullandığı elektriği gösteriyor. Yüzde 50’lik bir DCiE, veri merkezinde kullanılan toplam elektriğin yüzde 50’sinin IT ekipmanlarına gittiği ve diğer yüzde 50’nin de aydınlatma ve soğutmaya kullanıldığı anlamına geliyor. DCiE oranı ne kadar fazla olursa o kadar iyi.

kWh
Elektrik gücü kilowatt saat denilen birimler halinde satılır, bu yüzden 1 kWh, 1000 watt’lık güç seviyesinde bir saat içinde sağlanan enerji miktarı anlamına geliyor. “Kilowatt saat” için kullanılan bu kısaltma, konuşma dilinden ziyade yazılı metinlerde daha çok kullanılıyor.

PDU
PDU kısaltması güç dağıtım ünitesi için kullanılıyor; bu elektrik enerjisi dağıtan bir cihazın ismi. PDU’lar bir veri merkezinde güç uzatma kablosu olarak fonksiyon gösteriyor ve tipik bir merkezde elektriğin yüzde 5’ini tüketiyor.

PUE
Elektrik Kullanımı Verimliliği, Green Grid Endüstri konsorsiyumu tarafından kullanılan iki karşıt metristen biri, diğeri ise Bilgi İşlem Merkezi Altyapısı Etkinliği (yukarıdaki DCİE kısaltmasına bakınız). PUE bir veri merkezine giren toplam elektriğin, merkezdeki IT ekipmanlarının kullandığı elektriğe oranı anlamına geliyor. Örneğin 2’lik bir PUE veri merkezinde kullanılan toplam elektriğin yarısının IT ekipmanlarına gittiğini ve diğer yarısının da merkezin elektrik ve soğutma altyapısına gittiğini gösteriyor. Uzmanlar PUE’nin 2’den az olmasını tavsiye ediyorlar. PUE 1’e ne kadar yakın olursa, o kadar iyi.

REC’ler
Bu kısaltma yenilenebilir enerji sertifikaları veya yenilenebilir enerji alacakları anlamına geliyor. REC’ler, 1 megabayt saatlik elektriğin güneş enerjisi, rüzgâr, biyokütle veya jeotermal enerji gibi yenilenebilir bir enerji kaynağından satın alındığını gösteren ticareti yapılabilir mallardır. Gittikçe artan sayıda şirket REC’leri veri  merkezlerinin tükettiği fosil yakıtlardan üretilen elektrik miktarını dengelemek için satın alıyor.

UPS
Kesintisiz güç kaynağı anlamına geliyor. Bu kaynak bir veri merkezinde elektrik kesintisi meydana geldiğinde bir saatlik pil desteği sağlıyor. UPS ekipmanının enerjiyi tasarruflu kullanması önemli, çünkü tipik bir veri merkezinde elektriğin yüzde 18’ini tüketebiliyor.

Microsoft Desktop Energy Saving Calculator

Aşağıdaki link yardımı ile firmanızın kullanacağı işletim sistemi , masa üstü bilgisayar, laptop veya kullandığınız monitor türüne ve bilgisayar sayısına göre harcadığıınz enerji ve çevreye verdiğiniz zararı ölçebiliyorsunuz

https://www.microsoft.com/environment/greenit/Preview.aspx?type=desktop&qstr=CR_CC=&CR_ID=

Green IT Yeşil Bilişim Teknolojisi

Herkese merhaba ;

Son günlerde cloud computing ile uğraşmaktan böylesine önemli bir konu için ne kadar geç kaldığımızı fark ettim. Her konuda olduğu gibi insanoğlu bu konuda da duyarsızca davranıyor. Küresel ısınmanın etkileri çok daha fazla hissediliyorken hala insanlar günü kurtarma peşinde. Duyarlı insanların ise aklında, tek başına bu sürece nasıl dahil oluruz kaygısı var. ÇözümPark Bilişim Portalı olarak sahip olduğumuz misyon gereği kurulduğumuz günden bu yana bilişim sektörüne destek veriyoruz ve şimdi bu desteğimizi Green IT’ ye fokus olarak dahada arttırmayı hedefliyoruz. Artık gerek forumlar üzerinden gerekse makaleler, podcast veya webcast ler ile Türkiye deki bilişimcilere Green IT kavramını anlatacak ve bu noktada sponsorlarında desteği ile etkinlikler düzenleyeceğiz. Bu yeni hedefimizde siz bilişim gönüllülerininde desteğini bekliyoruz.

Peki nedir bu green it ?

Aslında hepimizin bildiği gibi son yıllarda dünya üzerindeki küresel ısınma herkesin gündeminde. Ama eylem noktasında çok zayıf aksiyonların alındığını görüyoruz . Hatta bizler bile kendimize sorduğumuzda küresel ısınmaya ne kadar destek, ne kadar köstek oluyoruz diye, cevaplar hiç iç açıcı değil.

Böylesi bir durumda yeni bir akım başladı ve bu akımda bilişim sektöründeki üreticiler artık daha az enerji harcayan ve bu sayede daha az karbondioksit salınımı yapan donanımlar üretmeye başladılar. Tabiki bu hem bizler hemde üreticiler için iyi bir çözüm. Bizler için iyi çünkü daha az enerji demek daha az fatura demektir. Üreticiler için iyi çünkü prestij ve bilinçli kullanıcıların tercih sebebi demektir. İşte bu noktada bizlerin yapması gereken bu üreticilere destek olmak . Aldığımız veya alacağımız her donanımda green it yi düşünmek ve en az enerji tüketimine sahip ürünleri tercih etmeliyiz. Tabiki bu yanlı bir öneri değil , yani green it yi destekleyen firmaların mallarını alalım olayından çok farklı . Çünkü sadece bu ürünleri almak veya desteklemek meseleyi çözmüyor, önemli olan bu bilinç ile hareket etmek. Gereksiz bilgisayarları kapatmak , monitörleri uyutmak, tarayıcı yazıcı vb çevresel birimleri gerekmedikçe kullanmamak, çok klişe ama stand-by da cihazları bırakmamak ve fişten çekmek gibi enerji tüketimine sebep olan tüm bu aksiyonların önünü kesmek aslında başlı başına bir green it desteğidir.

Demek ki green it buymuş ve temelde neler yapmamız gerektiğide belliymi . O zaman hadi başlayalım bakalım …. sakın benim az harcadığım 3 – 5 watt ile ne olacak demeyin  , önemli olan hepimizin bu eylemi alması . ÇözümPark şu anda 35.000 den fazla üyeye sahip bir portal ve bu bilinç ile hareket ediyor. Bu en iyimsel hali ile her sağladığınız 1 watt x 35.000 demektir. Bu sadece ÇözümPark ile sınırlı bir olay değil bu nedenle vizyonumuzu geniş tutalım ve yaptığımız her tasarruf için kendimizi mutlu hissedelim.