magnify
formats

ÇözümPark Haftalık Bülten – 16 Temmuz 2018

Güncel Teknoloji Haberleri

Türkiye’ye internet nasıl geldi? Teypnetten İnternete: 64KB

Azure Fiyatlarında Güncelleme

Windows 10 Build 1803 Domain Join Sorunu – Windows 10 1803 Domain’ e Alma Sorunu Hakkında

SuSE Linux satıldı

ÇözümPark Bilişim Portalı Kurucusu Hakan Uzuner ile Siber Gündem

 

Makaleler

Windows Server 2016 DHCP Subnet Genişletme

Ofis 365 İki Faktörlü Kimlik Doğrulaması – Two Factor Authentication for Office 365

Citrix Provisioning Services 7.15 Bölüm 2 – vDisk Oluşturma

SQL Server Management Studio Vulnerability Assessment

Exchange Server Sorun Çözümü için Kolay Log Toplama Yöntemi – Exchange Log Collector Script

 

Videolar

Forcepoint NGFW Next Generation Firewall

HPE Simplivity

Kritik verileri gerçek-zamanlı bilgilere dönüştürmek için Superdome Flex

Amazon’a Kolay Geçiş İçin Uzman Önerileri

Veri Merkezinde Yeni Nesil HPE Nimble Storage

 

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

ÇözümPark Haftalık Bülten – 9 Temmuz 2018

Güncel Teknoloji Haberleri

Azure Fiyatlarında Güncelleme

Windows 10 Build 1803 Domain Join Sorunu – Windows 10 1803 Domain’ e Alma Sorunu Hakkında

SuSE Linux satıldı

Türkiye’ye internet nasıl geldi? Teypnetten İnternete: 64KB

ÇözümPark Bilişim Portalı Kurucusu Hakan Uzuner ile Siber Gündem

 

Makaleler

Citrix Provisioning Services 7.15 Bölüm 2 – vDisk Oluşturma

SQL Server Management Studio Vulnerability Assessment

Exchange Server Sorun Çözümü için Kolay Log Toplama Yöntemi – Exchange Log Collector Script

Web Application Firewall Barracuda WAF Ürünü Temelleri ve WaaS Hizmeti

Windows Server 2016 Power Shell Web Access

 

Videolar

Forcepoint NGFW Next Generation Firewall

HPE Simplivity

Kritik verileri gerçek-zamanlı bilgilere dönüştürmek için Superdome Flex

Amazon’a Kolay Geçiş İçin Uzman Önerileri

Veri Merkezinde Yeni Nesil HPE Nimble Storage

 

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

Yeni bir başlangıç…

Tarih 07 Temmuz 2018 yazar içinde Hakkımda

Merhaba arkadaşlar, malum hep teknoloji ile ilgili paylaşımlarda bulunan birisi olarak bu sefer kendi kariyerim ile ilgili sizleri bilgilendirmek istiyorum. Son 3 yıldır çalıştığım Mayasoft Bilgi Sistemlerinden 6 Temmuz 2018 itibari ile ayrılmış bulunuyorum. Bu süreçte beni destekleyen tüm çalışma arkadaşlarıma, dostlarıma, sektör uzmanlarına, sponsorlarımıza, üretici ve distribütörlere teşekkür ederim. Benim için şimdi yeni bir başlangıç yapma vakti geldi. Herkes merak edip soracağı için buradan yazarak en azından en çok merak edilen sorunun cevabını vermeye çalışacağım. Bundan sonra ne yapacaksın? Bir soru bir cevap gibi olacak ama Cevap: Ticarete devam! Yeni ve ortaksız bir şirket ile Corp-to-Corp yani partner ve sadece bayi olan firmalara özel bir danışmanlık ve eğitim firması kuruyorum. Artık sektörde bir partner için değil tüm partner firmalara destek için çalışacağım. Gelişmeler konusunda sizlere en kısa zamanda tekrar bilgilendireceğim. Şimdilik herkese bugüne kadar olan desteği ve bundan sonra ümit ettiğim destekleri için teşekkür ediyorum.

Mevcut projelerim içinde müşterilerimin mağdur olmaması için elimden gelen tüm desteği yeni firmamda göstereceğimi bilmenizi isterim.

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

MVP for another year :)

Tarih 02 Temmuz 2018 yazar içinde Haberler

Evet 1 Temmuz 2018 itibari ile tekrar MVP ödülüne layık görüldüğümü gösteren bir mail aldım. 11 yıldır aralıksız ve yanılmıyorsam son 3 yıldır da çift dal MVP olarak hem programa hem de sektöre elimden geldiği kadar katı gösteriyorum. Umarım bu çabalarımız karşılığını buluyor ve sektördeki değerli meslektaşlarımıza yararımız dokunuyordur. Umarım bu yılda geçtiğimiz 16 yıldan çok daha iyi işler yapıp sektöre katma değer sunmaya devam ederim. Beni destekleyen başta ÇözümPark Bilişim Portalı ekip arkadaşlarıma ve sektörde dostlarıma çok teşekkürler.

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

ÇözümPark Haftalık Bülten – 1 Temmuz 2018

Güncel Teknoloji Haberleri

Azure Fiyatlarında Güncelleme

ÇözümPark Bilişim Portalı Kurucusu Hakan Uzuner ile Siber Gündem

Windows 10 Build 1803 Domain Join Sorunu – Windows 10 1803 Domain’ e Alma Sorunu Hakkında

Azure Security Center Dashboard Yenilendi

OMS Portal Azure Portal Üzerine Taşınıyor – OMS portal moving to Azure

 

Makaleler

Exchange Server Sorun Çözümü için Kolay Log Toplama Yöntemi – Exchange Log Collector Script

Web Application Firewall Barracuda WAF Ürünü Temelleri ve WaaS Hizmeti

Windows Server 2016 Power Shell Web Access

Oracle Database ve Kişisel Verilerin Korunması

RMAN ile Oracle Cloud Üzerine Veri Tabanı Yedeklemesi

 

Videolar

Forcepoint NGFW Next Generation Firewall

HPE Simplivity

Kritik verileri gerçek-zamanlı bilgilere dönüştürmek için Superdome Flex

Amazon’a Kolay Geçiş İçin Uzman Önerileri

Veri Merkezinde Yeni Nesil HPE Nimble Storage

 

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

1 Soru 1 Cevap: RDS Server ile RDS Licensing Server Network Segmentasyonu

Eğer ortamınızda birden çok RDS Server kurulumu yapılacaksa bunların lisans yönetimi için merkezi birde RDS Licensing Server kurmanız gereklidir. Tabiki bu büyük şirket organizasyonları için gerekli bir durumdur. Eğer böyle bir durum söz konusu ise muhtemel network segmentasyonu olan bir yapınız olacaktır ve eğer RDS sunucuları ile merkezi Lisans server farklı VLAN’ larda olacak ise mutlaka bu iki Vlan arasında aşağıdaki portları açmanız lazım.

Remote Procedure Call (RPC) – TCP 135 ve Dinamik olarak değişen 1024 nolu portun üzerindeki portlardır.

TCP 135 nolu portu hızlı bir şekilde açabilirsiniz ancak dinamik port için isterseniz aşağıdaki makale yardımı ile sabit bir porta dönüştürebilirsiniz.

https://support.microsoft.com/en-us/help/154596/how-to-configure-rpc-dynamic-port-allocation-to-work-with-firewalls

 

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

Azure Fiyatlarında Güncelleme

Malum döviz fiyatlarındaki değişilik sonrası her üretici belirli bir süre bekler, daha sonra bu değişim ortalama bir değere ulaştıktan sonra fiyat güncellemesi yapar. Bunun temel amacı aslında global hizmet veren üreticilerin hizmetlerin tüm Dünya da bölgeler ile pazarlar arasında tutarlılığı sağlamaktır. Bu nedenle ürün ve hizmetlerin yerel fiyatlandırmalarının bu tarz durumlarda güncellenmesi gereklidir.

Tabiki bu güncelleme online olarak kullandıkça öde mantığı ile verilen hizmetler için geçerlidir. Örneğin zaten azure hizmetini bir partner üzerinden alıyorsanız partner size dolar veya güncel kura göre TL fatura kesmekteydi. Bu nedenle aslında bu modelde hep en günel kura göre hizmet alıyordunuz. Ancak azure hizmetini doğrudan Microsoft üzerinden kredi kartı ile almanız durumunda buradaki yansıymayı Microsoft yaptığı için artık kurda bir güncelleme olacaktır.

Detaylı bilgi aşağıdaki gibi olup muhtemel azure müşterisiyseniz size de benzer bir mail gelmiştir;

Turkish Lira içinde faturalandırılan bir veya daha fazla abonelikle ilişkili olduğunuz için bu e-postayı alıyorsunuz.

Microsoft, bölgeler ile pazarlar arasında tutarlılığı sağlamak için ürün ve hizmetlerinin yerel fiyatlandırmalarının etkisini düzenli olarak değerlendirir. Ağustos 2018 Azure fiyat değişikliğimiz bu değerlendirmenin bir sonucudur.

Microsoft, Azure web sitesinde Microsoft Online Services Sözleşmesi (MOSA) kapsamında bulunan ve Turkish Lira ile ücretlendirilen Kullandıkça Öde abonelikleri için fiyat ayarlaması yapacaktır. 1 Ağustos 2018 Çarşamba tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Azure fiyatları, global fiyat düzeyleri ile uyumlu hale getirmek amacıyla Turkish Lira için yüzde 20 oranında artma.

Bu değişikliğin mevcut Azure toplu lisanslama müşterilerini nasıl etkilediği aşağıda açıklanmıştır.

Azure web sitesindeki Kullandıkça Öde abonelikleri: Kullandıkça Öde modelini kullanan müşteriler, minimum satın alma gereksinimleri olmadan esnek fiyatlandırmanın avantajlarından yararlanır. Bu müşterilere yönelik fiyatlar, 1 Ağustos 2018 Çarşamba tarihinden itibaren değiştirilecektir. Azure’ı satın alan müşteriler, Azure web sitesinde ABD doları gibi diğer para birimleri ile satın alan müşterilere benzer şekilde fiyatlandırmayı düzeyler halinde görecektir.

Azure web sitesinde ön ödemeli abonelikler (1 Ekim 2016’dan itibaren yeni müşteri kayıtları durdurulmuştur): Önceden sunulan abonelikler için ön ödeme tutarı, indirim ve koşullarda değişiklik yapılmamıştır. Tüketim oranları, 1 Ağustos 2018 Çarşamba tarihinden itibaren Azure web sitesindeki yeni fiyatlandırmayı yansıtacak şekilde değiştirilecektir.

Open aracılığıyla satın alınan Azure: Tüketim oranları, 1 Ağustos 2018 Çarşamba tarihinden itibaren Azure web sitesindeki yeni fiyatlandırmayı yansıtacak şekilde artma.

Bulut Çözümü Sağlayıcısı (CSP) programında Azure: Microsoft, bu programda Turkish Lira içindeki kanal iş ortaklarını faturalandırmadığından bu değişiklik, CSP’deki kanal iş ortakları için geçerli değildir.

Kurumsal Anlaşmalar (EA) veya Kurumsal Abonelik Anlaşmaları (EAS), Microsoft Ürün ve Hizmetleri (MPSA) veya Sunucu ve Bulut Kayıtları (SCE): Microsoft, bu programlarda Turkish Lira içindeki kanal iş ortaklarını faturalandırmadığından bu değişiklik, EA, EAS, MPSA veya SCE’deki kanal iş ortakları için geçerli değildir.

Not: Bir Azure müşterisi olarak, tüm fiyatlandırma değişikliklerini bildirmemiz gerektiği için bu e-postayı alıyorsunuz. Bu e-posta, bu fiyatlandırma değişiklikleri ile ilgili olarak doğrudan Microsoft’tan alacağınız tek bildirimdir.

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

1 Soru 1 Cevap: Microsoft Sistemlerinde IPv6 Açık mı olmalı? Kapalı mı olmalı?

Tarih 29 Haziran 2018 yazar içinde Network

Evet pek çok müşterimde özellikle denetlemeye girenlerde bu soru soruluyor. Ben de tabi işi uzmanlarına sordum ( Microsoft Product Group). Günün sonunda bu ürünleri biz yazmıyoruz.

Soru: Microsoft sistemlerinde IPv6 için önerilen durum nedir?

Cevap: Microsoft ürün geliştirme süreçinde IPV6 hep açık olduğu için açık kalmasını önermektedir. Denetleme ve benzeri nedenlerden dolayı detay bilgi isteyen olur ise kaynak paylaşabilirim.

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

ÇözümPark Haftalık Bülten – 25 Haziran 2018

Güncel Teknoloji Haberleri

ÇözümPark Bilişim Portalı Kurucusu Hakan Uzuner ile Siber Gündem

Windows 10 Build 1803 Domain Join Sorunu – Windows 10 1803 Domain’ e Alma Sorunu Hakkında

Azure Security Center Dashboard Yenilendi

OMS Portal Azure Portal Üzerine Taşınıyor – OMS portal moving to Azure

IFINSEC Finans Sektörü BT Güvenlik Konferansı ve Sergisi

 

Makaleler

Windows Server 2016 Power Shell Web Access

Oracle Database ve Kişisel Verilerin Korunması

RMAN ile Oracle Cloud Üzerine Veri Tabanı Yedeklemesi

Azure SQL VM Backup – Bölüm 2

Azure SQL VM Backup – Bölüm 1

 

Videolar

Forcepoint NGFW Next Generation Firewall

HPE Simplivity

Kritik verileri gerçek-zamanlı bilgilere dönüştürmek için Superdome Flex

Amazon’a Kolay Geçiş İçin Uzman Önerileri

Veri Merkezinde Yeni Nesil HPE Nimble Storage

 

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

ÇözümPark Bilişim Portalı Kurucusu Hakan Uzuner İle Siber Gündem

Tarih 22 Haziran 2018 yazar içinde Haberler

Merhaba arkadaşlar, çok keyif alarak gerçekleştirdiğim bir söyleşiyi sizler ile paylaşmak istiyorum. Umarım genç arkadaşlarımıza bir nebze de olsa vizyon çizme şansım olmuştur.

Sanal gerçeklik, giyilebilir teknolojiler, nesnelerin interneti, endüstri 4.0 çizgisi, siber çözümler, yapay zeka, makine öğrenimi gibi terimleri son zamanlarda oldukça sık duyuyoruz değil mi? Hayatımızın her alanına dokunan, kimi zaman dijitalleşmeyle birlikte çoğumuza mesleki kaygılar yaşatan, kimi zaman da çağın nimetlerini düşündüğümüzde iştah kabartan bir çizgide ilerliyoruz. Bizde çağın dijital yerlileri olarak, alanında uzman  ÇözümPark Bilişim Portalı Kurucusu Hakan Uzuner ile siber gündemi A’dan Z’ye değerlendirdik. 

-Öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz?

Tabii ki, 1980 İstanbul doğumluyum. 2002 yılından itibaren aktif olarak bilişim sektöründe çalışmaktayım. Bu süreç içerisinde özellikle profesyonel olarak Microsoft teknolojileri üzerinde çalıştım. Profesyonel kariyerim dahilinde eğitmenlik, danışmanlık ve yöneticilik yaptım. Özellikle danışmanlık ve eğitmenlik tecrübelerimden kaynaklı pek çok farklı firmanın altyapısının kurulumu, yönetimi ve bakımında yer aldım. Aynı zamanda ÇözümPark Bilişim Portalı’nın Kurucusu olarak portal üzerinde aktif rol oynamaktayım. 

-Marmara Üniversitesi Kimya Bölümü mezunusunuz. Sizi IT tarafına iten gelişmeler nelerdir?

Aslında 1995 yılından itibaren bilgisayar ile ilgilenmeye başladım. Belki de sınav performansımı etkileyen faktörlerden bazıları; lisedeyken üniversite sınavlarına çalışıyor olmam hem de sırtımda çanta bilgisayar topluyor, format atıyor veya benzeri çok temel konularda işler yapmaya çalışıyor olmamdır. Teknolojiyi çok seviyordum ve kesinlikle bu işi yapacağımı henüz 15 yaşındayken biliyordum. Ancak çok iyi bildiğim diğer şey ise Türkiye şartlarında 4 yıllık bir üniversite okumanın kariyerim için yine çok önemli olduğuydu.

Bu bilinç ile aslında bir yandan çalışıp, bir yandan da sınavlara hazırlanıyordum ve temel amacım her ne kadar bilgisayar bölümlerini okumak olsa da eş zamanlı olarak bunları yapmak zordu. Bende bu nedenle özellikle İstanbul’da okumak ve bu sektörden kopmamak için marka değeri olan bir üniversitede farklı bölüm alternatiflerini değerlendirdim ve şansıma kimya bölümü geldi. Yani aslında tamamen 4 yıllık bir üniversite mezunu olmak için okudum diyebiliriz.

-Dünyanın yeni gündemi Endüstri 4.0  ya da diğer bir ifadeyle “4. Endüstri Devrimi”. Modüler yapılı akıllı fabrikalarda, fiziksel işlemleri siber-fiziksel sistemlerle izleyerek, nesnelerin birbirleriyle ve insanlarla iletişime geçmesi ve bu sayede merkezi olmayan kararların verilmesi hedefleniyor. Sanayimiz bu dönüşüm için hazır mı?

Aslında siz son derece güzel bir şekilde bu konuyu özetlediniz ve yine arama motorlarını kullanarak bu konuda pek çok şey öğrenebiliriz, bu nedenle ben daha farklı bir yorum yapmak istiyorum. Aslında Endüstri 4.0’ı sürekli olarak değişen ve gelişen dünyamızın ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli olan altyapının sağlanması için bir yenilenme, yani yama olarak düşünebiliriz.

Eski teknolojiler ile üretilen hiçbir şey artık yeni iş ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılamıyor. Karşılasa bile verimsiz üretim ve rekabet dezavantajı nedeni ile hızla terk ediliyor. Bu aslında her anlamda gördüğüm bir değişim. Sağlık, insan, endüstri, askeri ve savunma sanayinde, tarım ve hayvancılıkta. Çünkü daha önce de özetlediğim gibi artık dünya değişiyor ve bu değişime ayak uydurmak veya uydurmamak bizim elimizde. Endüstri 4.0 çağa ayak uydurmak isteyenlerin üretim alanındaki çözümlerinin toplamı diyebiliriz özetle.

-Peki biz bu işin neresindeyiz?

TÜSİAD, 2016 Mart ayında “Türkiye’nin Küresel Rekabetçiliği İçin Bir Gereklilik Olarak Sanayi 4.0: Gelişmekte Olan Ekonomi Perspektifi” adlı çok önemli bir rapor yayınlamıştır. 64 sayfalık; Burak Tansan, Aykan Gökbulut, Çağlar Targoray ve Tevfik Eren imzalı rapor’ dan bir alıntı ile bu sorunuza cevap vermek istiyorum,

Raporun 33. Sayfasında şu ifadeler yer almaktadır;

Türkiye, lojistik avantajı sağlayan coğrafi konumu sayesinde esnek ve düşük maliyetli üretim yapabilmesini sağlayan görece düşük maliyetli iş gücünü kullanarak, küresel değer zincirinde oldukça rekabetçi şekilde konumlanmıştır. Üretim ücretleri, verimlilik, enerji maliyetleri ve döviz kurlarını dikkate alarak oluşturulan BCG Global Üretim Maliyeti Endeksi’nde, Türkiye 98 ortalama birim maliyet ile üretim yaparken, ABD 100, Almanya ise 121 ortalama birim maliyetle üretim gerçekleştirmektedir.

Diğer bir deyişle, Türkiye’deki ortalama doğrudan üretim maliyetleri Almanya’nın % 23, ABD’nin ise % 2 altındadır. Bu analiz, Türkiye’nin küresel değer zincirinden pay almak ve ihracat platformunu güçlendirmek için sahip olduğu rekabet avantajının altını çizmektedir.

”Ülke Olarak Endüstri 4.0  Trenini Kaçırıyoruz

Yani aslında bizim gibi hem coğrafi konumu hem de üretim maliyetleri konusunda rekabetçi konumumuzu korumak için Endüstri 4.0 vazgeçilmez bir hedeftir. Ancak ne yazık ki yine ülke olarak bu treni sanki kaçırıyoruz.

Çünkü Endüstri 4.0 ciddi yatırım gerektirmektedir. Kesinlikle üretime performans, rekabet avantajı başta olmak üzere bu yatırımı kâr olarak şirketlere sunacak olmasına karşın, bu teknolojilerin büyük çoğunluğunun yurt dışından ithal gelmesi ve dövizin hızlı değerlenmesi nedeni ile Türk lirası ile ürün satan üreticiler için zor bir sınav oluşturmaktadır. 

-Bilişim teknolojileri konusunda genç nüfusun ön plana çıkmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence bu çok güzel bir gelişme, günün sonunda genç nüfus oranı rekabet içerisinde olduğumuz pek çok ülkeye göre yüksek olan bir ülke olarak bu genç nüfusu aynı Endüstri 4.0 da olduğu gibi gelişen ve değişen dünya ihtiyaçlarına cevap verecek sektörlere yönlendirmeliyiz.

Basit bir örnek vermek gerekir ise bundan yıllar önce sokak lambaları merkezi olarak aç-kapa yapılmıyorken her gece o lambaları tek tek yakan ve söndüren insanlar vardı. Ama şimdi bakarsanız artık böyle bir mesleğin olmadığını görürsünüz. Ama hemen yine başka bir örnek vermek gerekirse, yine o yıllarda sayaç okuma yoktu; yani elektrik su saati okuyan insanlar ve böyle bir meslek de yoktu. Şimdi yine bu mesleğin akıllı sayaçlar ve IoT sayesinde yavaş yavaş yok olacak mesleklerden biri olduğunu görüyoruz. Durum böyle olunca tabii ki gençlerin özellikle yeni nesil mesleklere, ki bunların büyük bölümü teknolojiden geçiyor bu nedenle bu tarafa yönelmeleri çok doğru olacaktır. 

-Türkiye’de tüm sektörler baz alındığında büyük veriyi kullanan başarılı bir proje veya birden fazla proje var mı söyleyebileceğiniz?

Aslında firma ismi vermeden özellikle perakende sektöründe çok başarılı birkaç örneğinin gördüm – içinde bulundum. Kimisi müşteri analizi sayesinde %35’e yakın satış artışı sağlarken kimisi iklim – mağaza lokasyonu – raf yerleştirme bilgilerinden oluşan büyük veriler sayesinde %40’a yakın ek satış performansı yakaladı. Tabii ki burada sadece büyük veri değil makine öğrenme teknolojisi de eş zamanlı kullanıldı.

-Bulut Bilişim (Cloud Computing) söz konusu olduğunda şirketler “know-how” bilmedikleri bir sisteme geçmeye çalışıyorlar. Yazılım açısından ve insanlar açısından, büyük ve küçük firmaların Bulut’a nasıl adapte olacağı konusunda ne düşünüyorsunuz?

Aslında burada en önemli konu korku. İnsanlar genelde bilmediklerinden korktuğu için aynı durum teknolojide de oluyor. Bilmedikleri bir ortama insanlar pek geçmek istemiyor, çünkü başarısız olmaktan veya ortamı bilmediklerini yöneticilerinin veya patronlarının fark etmesinden korkuyorlar. Tabii ki bu cümle daha çok küçük şirketler için geçerli bir yorum. Bu firmalar için en doğru çözüm bence danışmanlık hizmeti almaları. Veya hali hazırda hem platform hem danışmanlık sunan yerel bulut oyuncuları ile çalışabilirler.

İnsanlar başarısız olmaktan veya ortamı bilmediklerini yöneticilerinin veya patronlarının fark etmesinden korkuyorlar

Büyük firmalar ise zaten danışmanlık konusunda çok daha bilinçli oldukları için öncelikle eğitim alıyorlar, daha sonra başarılı projelerde çalışmış bir veya birkaç danışmanlık şirketi ile anlaşıp ilk olarak test ortamları ile bulut geçişlerini yaptıktan sonra daha kritik sistemlerini taşımaya başlıyorlar. Yazılımcılar için ise aslında farklı bir dünya var.

Özellikle Türkiyenin en büyük projelerinden birini gerçekleştirmiş bir ekibin lideri olarak gördüğüm bir bulut ortamında daha önce kod geliştirmemiş veya bu ortam için yazılım yapmamış yazılımcılar için ciddi zorluklar var. Çünkü on-prem sistemlerdeki makinelerde bol ram, cpu ve diğer kaynakları artırma yöntemi ile yazılan kötü kodlar, yükseltilen her kaynağın bir bedelinin olduğu bulut ortamlarında çok göze batıyor. Örneğin on-prem de hızlı çalışıyor bulut üzerinden neden yavaş çalışıyor, orada kaç cpu, kaç ram var, diye soran yazılımcıya Paas ortamında cpu ram kavramı olmadığını anlatmak bir hayli zor oluyor. Tabii ki benzer şekilde büyük çaplı firmalar iç yazılım ekipleri için bu noktada tecrübeli danışmanlar ile ilerliyorlar.

-Küçük ve büyük şirketlerin, “private”, “public” ve hibrit bulut kullanımı açısından öncelikleri size göre nedir? Bulut kullanımını, büyük ve küçük girişimler için, güvenlik açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında geldiğimiz noktada büyük veya küçük tüm şirketler iş ihtiyaçlarına göre bulut kullanımını gerçekleştiriyor. Yani büyük firma bunu kullanır, küçük firma bunu kullanır gibi net bir ayrım yapmak çok doğru değil, çünkü bir şirketin bir ihtiyacının bulut üzerinden karşılanması kârlı ise seçim için çoğu zaman yeterli oluyor. Tek fark büyük şirketlerin tabi olduğu regülasyonlar veya sahip oldukları birtakım sertifikasyonların zorunlulukları nedeni ile buluta sistemlerini taşımaları sorunlu olabilir.

Özellikle kişisel veriler, kritik ülkede kalması gereken sağlık, finans ve benzeri verileri işleyen şirketler global bulut oyuncuları ile bu anlama çalışamıyorlar.

-Hali hazırda “hosting” hizmetleri var ve Türk Hava Yolları ve Pegasus gibi bazı şirketler veri merkezlerini kullanıyorlar. Büyük şirketler de bulutu kullanmaya başlıyorlar. Türkiye’de bu süreç nasıl takip ediliyor? Hali hazırdaki bu uygulamalar güncelleme gerektiriyor mu? Büyük ve küçük şirketler açısından buluta taşınmayı (migration) nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her şirketin iç dinamikleri, içerisinde bulunduğu sektörün rekabetçi özellikleri değişken olduğu için kararları da farklı olabilir. Genellik çok büyük şirketler ya da global şirketler fayda/maliyet analizlerine bakar. Eğer kanuni bir zorunluluk yok ise bir hizmeti kendi veri merkezinde mi, yerel bir Hosting Bulut sağlayıcısında mı yoksa global bir üreticide mi konumlandırmak kârlı buna bakarlar. Hangisi ortalama 5 yıl ve sonrası mantıklı ise onu tercih ederler. Kimi zaman kanuni zorunluluklar yüzünden yerel Hosting firmaları tercih nedeni olur. Buluta taşınmak demek aslında hangi servisleri veya hizmetleri taşıdığınıza göre değişir.

Küçük Belirsizlikler Büyük Resme Gölge Düşürmesin

Örneğin küçük bir şirket için felaket merkezi kurmak çok maliyetli ve zahmetlidir. Oysaki bulut felaket hizmetleri son derece kolay bir şekilde kurulan bir hizmet olduğu için küçük çaplı bir şirket bulut üzerinden en uygun ve hızlı alabileceği ürünleri seçer.

Bir başka örnek ise off-site backup. Yani olası bir malware bulaşması veya felaket anında organizasyon dışında bir kopya tutmak ister. Büyük firmalar bu tarz işler için kaset yedekleme yapabilirken küçük firmalar için bu ürünler çok maliyetli olup bulut yedek yine satın alınabilecek uygun ve hızlı hizmetlerden biridir. Büyük şirketler ise daha çok “lift and shift” dediğimiz yani önce mevcut durumu olduğu gibi buluta çıkarıp daha sonra servisleri buluta uygun hale getirebilirler.

Her gün farklı haberlerle karşımıza çıkan yapay zekâ hakkında ne düşünüyorsunuz? Yapay zekâyı nasıl tanımlıyorsunuz?

Artık geleceğin değil günümüzün teknolojisi haline gelmiş durumda. Çünkü özellikle yurt dışında çok yaygın bir kullanım görüyoruz. Tabii ki bu kullanım hepimizin elinde olan cep telefonlarındaki yaygın teknolojiler gibi değil ama çok basit anlamda hava tahminleri için bile kullanılıyor olması aslında bizler için ne kadar önemli görevlerinin olduğunu gösteriyor.

Özellikle sağlık sektöründe çok ciddi hastalıklar için kullanılması ise umut verici. Her zaman olduğu gibi tabii ki ülkemizde bu konudaki çalışmalar ne yazık ki yok denecek kadar az ancak güzel örnekleri de yok değil. Tanımlamak gerekir ise aslında adı üzerinde, makinelerin öğrenme yeteneği kazanması olarak özetlenebilir. Biz insanların yaşam süreleri sınırlı, gündelik yaşamımızdaki çalışma saatlerimiz ve en önemlisi bilgi seviyesi yüksek bilim insanı sayısı da yeterli değil. Durum böyle olunca bir bilim adamının örneğin günde 8 saat deneme yanılma ile öğreneceği şeyleri makinelerin çok daha güçlü, kesintisiz, birlikte yapabileceğini düşünmek heyecan veriyor. Tabii ki bu sadece deneme yanılma olarak düşünmemek lazım, öğreniyorlar ve geliştiriyorlar. Kiminde makine öğrenme teknolojisi kullanımı çok sınırlı, onlara çok sınırlı bir bilgi verip çıktıları almaya çalışıyoruz, aslında hava tahminleri buna açık bir örnek. Ancak kendi dilini geliştirecek kadar özgür olmasını sağlayan projelerde var.

İnsan beyni, bilinç konularında bilgimiz sınırlı olmasına rağmen yapay zekânın insan zekâsını geçebileceği konusunda yorumlar yapılıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Konunun abartıldığını düşünüyor musunuz, eğer öyleyse arkasında sizce ne yatıyor?

Bence kesinlikle yapay zeka insan zekasının üstüne çıkacaktır çünkü gerçekten biyolojik olarakta bakarsanız biz insanların çok ciddi sınırları var, oysaki makineler için çalışma saati, öğrenme kapasitesi, saklama kapasitesi, arama bulma kapasitesini düşünürsek bu kadar özellik ile yarışmamız pek mümkün değil. Buna çok basit bir örnek olacak ama (temel örnekler bence yararlıdır) Deep Blue ile Garry Kasparov arasındaki satranç mücadelesi buna çok güzel bir örnektir.

Stephen Hawking ve bazı diğer bilim adamlarına göre, insanlığın sonunu yapay zekâ getirecek. Yapay zekânın güvenlik problemleri çıkaracağı konusunda yorumlarınız nelerdir?

Ben buna da inanıyorum, sanırım 80 kuşağı olduğum ve çok bilim kurgu izlediğim için olabilir. Açıkçası işin şakası bir yana, sonunu getirir mi bilmiyorum ama kesinlikle güvenlik problemi çok ciddi bir risk oluşturacağı için bence merkezi bir ağ ilk tehdit sonrasında izole yapılara dönüşebilir. Aslında biz bunu yaşadık, hatırlarsanız dünyadaki en büyük DDOS saldırısı 21 Ekim 2016 yılında internete bağlı kamera, printer gibi IoT cihazlarının şifrelerinin varsayılan olması nedeni ile gerçekleşti. Yani benzer bir ortamı birde yapay zeka ile güçlendirirseniz yapay zekanın kendisi olmasa bile kötü niyetli kişiler bunu ele geçirmek isteyebilir ve gerçekten ele geçirmeleri durumunda da hoş olmayan sonuçları görebiliriz. Belki bundan sonra gidişat değiştirilir ise sonumuz gelmez diye düşünüyorum, ama gerçekten her şey bir birine bağlansın, makineler kendi kendilerini yönetsin, şehirler, ulaşım, hava, silahlar hepsi buna bağlanır ise o zaman buralarda olmak istemem açıkçası.

 Bu güzel söyleşi için Zeynepşah Işıklı‘ ya ve sponsorumuz teknotel’ e teşekkür ederim.

 

 

 

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
© Hakan Uzuner
credit