Archive

Archive for the ‘Donanım’ Category

Intel vPRO Teknolojisi

December 1st, 2008 Comments off

Büyük ve küçük ölçekli tüm kurumlar, karmaşıklığı ve boyutu artmaya devam eden bilgisayar ortamlarının iş yükünü azaltacak çözümler arıyor. Bu çözümlere verilebilecek en son örnek intel vPRO teknolojisidir. Intel Vpro platform ile kurumların bu önemli hedeflerine ulaşmalarını sağlıyor. Intel vpro teknolojisi geleneksel yazılımların yetersiz kaldığı işletim sistemi hataları gibi durumlarda organizasyonların sistemlerini yönetip problemlere hemen cevap vermesini sağlıyor. Bu makale dizisinin ilkinde vpro teknolojisini tanıyacağız.

Biz IT Birimleri yeniden yapılanma, yeni uygualamalar, mobilite, heterojenlik, dağınık sistemler, dış kaynak kullanımı, güvenlik, performans, bakım anlaşmaları ve en fazla bilinçsiz kullanıcılar gibi etmenlerle mücadele etmek zorundalar. Bu mücadelede bakım maaliyetleri, eksik envanter bilgileri gibi bir çok olumsuz sıkıntılar karşımıza çıkar.

image001

Resim -1

Vpro teknolojisi bizim HP sunucularındaki ILO chipsetleri gibi makinalarımıza IP adresi ya da ismi ile ilgili porttan web arayüzünden bağlanıp yönetebilmemizi mümkün kılar. Daha sonraki makalelerimde ayrıntılı olarak inceleyceeğiz. Aşağıda provision edilmiş clientın chipsetine bağlanılmış halini görebilirsiniz

image002

Resim -2

Sistem yönetim yazılımları masabaşı ziyaretlerini azaltarak, uzaktan yazılım problemlerinin çözümünü kolaylaştırır hatta birden fazla bilgisayarın aynı anda yönetimini sağlar, ancak bu işleri yapabilmeleri için;

- Bilgisayarlar açık olmalıdır

- İşletim sistemi ayakta olmalıdır

- System yönetim yazılımları kurulu ve çalışır durumda olmalıdır.

Tek başına Yönetim Yazılımları

-Tam olarak çalışan işletim Sistemleri

-İşletim Sistemleri üzerinde doğru bir şekilde çalışan yönetim ajanlarının varlığı şartı

-Bu şartları sağlayabilen PC’lerin yönetimi (in-band)

-PC’lerin İşletim Sistemi Çalışır iken Grafik Ekranını alabilme

Intel vPro Teknolojisi ve Yönetim Yazılımları

-Kapalı/İşletim Sistemi Arızalı PC’leri bile Yönetebilme ve İzleyebilme (out-of-band)

-İşletim Sisteminin arızalı ve makinanın kapalı olmasından bağımsız envanter bilgisine ulaşabilme

-Uzaktan BIOS ekranına erişebilme

-Kapalı PC’leri güvenli ve şifreli olarak ayağa kaldırabilme (128 bit şifreleme)

-İşletim Sistemi arızalanmış PC’leri güvenli bir şekilde uzaktan ayağa kaldırırken ekranını alabilme ve düzgün çalışan bir imaj dosyası üzerinden açabilme

-Virüslü PC’leri kurumiçi ağ’dan atabilme

-Toplam 64 adet donanım tabanlı paket filtreleri

-Yönetim ajanları varlığının kontrolü

Anakartın bilgisayar sistemlerindeki en önemli donanımlardan biri olduğunu her zaman söyleriz çünkü trafiği üzerinde gezdiren platformdur. Intel mimarisinde iki önemli chipsetimiz vardır. Kuzey köprüsü; genel olarak işlemciye en yakın en büyük chipsettir ve işlemci,RAM,Ekran kartı gibi yüksek frekans değerlerini kontrol ediyorken, güney köprüsü; bu üç donanım dışındaki her donanımı kontrol etmekten sorumludur. Aşağıdaki resimlerde hatırlamak için intel mimarisine bakalım.

image003

Resim -3

image004

Resim -4

image005

image006

Resim -5

image007

Resim -6

image008

Resim -7

image009

Resim -8

image010

Resim -9

Yukarıdaki örneklerde verilen intel q35 ve sonrası, p965 ve sonrası chipsetlerin olduğu anakartlarımızda kullanılan Core mimarisine sahip işlemcimiz ve intel network kartı ile VPRO teknolojisine sahip olmuş oluyoruz. Bu teknoloji ile işletim sistemi çalışır durumda değilken bile donanımları yönetebildiğimizi göreceğiz. Şuan piyasada vpro teknolojisini destekleyen makinaları işlemci ailelerine gore sınıflandırıp örnek vermek isterim.

Averill

HP DC7700p

HP Compaq 8510w Notebook-Workstation

Lenovo M55p

Dell 745c

Wescott-DQ965WC

Santo Rosa

Dell D630c

HP 6910p

Lenovo T61

Weybridge

Dell 755

HP DC7800p

LenovoM57p

WhiteBox-D3C6100

WhiteBox-DQ35MP

Aşağıda Intel Active Management teknolojisi(AMT) donanımın yazılımla ilişkisini gösteren bir şemayı görebilirsiniz.

image011

Resim -10

Bu teknolojiyi kullanarak ;

-PC’lerinizi aynı anda uzaktan güvenli bir şekilde açabilir/kapatabilirsiniz.

-PC kapalıyken Donanım Envanter bilgisine erişebilirsiniz.

-İşletim Sistemi açılamadığında PC’ye ulaşabilir ve hata ekranını önünüze alabilirsiniz.

-PC’ye virüs bulaştığında İşletim Sistemini Ağ’dan atabilir, PC’ye ulaşıp uzaktan Formatlayabilir ya da OS kurabilirsiniz.

-PC’nin BIOS ekranına uzaktan erişebilirsiniz.

-PC’nize başında kullanıcı olmadan tamamen otomatik olarak OS kurabilirsiniz.

-PC’nizi uzaktan Ağ üzerindeki herhangi bir İmaj dosyasından açabilirsiniz.(iso boot)

-TCP Portlarını uzaktan kapatabilir ya da rate limit koyabilirsiniz.

Vpro teknolojisini kullanabilmek için yönetilecek olan makinanın chipset aktivasyonun yapılması gerekiyor. Bu aktivasyon yöntemi/yöntemleri bundan sonraki makale serilerinde bahsedilecektir. Bu makalemde intel in geliştirdiği vpro diye bir teknolojisi olduğunu ve bu teknolojinin temel bileşenlerinden bahsetmeye çalıştım.

Türker ATA

Categories: Donanım

Intel dünyanın en hızlı işlemcisini tanıttı Core i7

November 28th, 2008 Comments off

Intel, şimdiye kadarki “en gelişmiş” masaüstü işlemci olan Core i7 işlemciyi tanıttı.

Intel’den yapılan açıklamaya göre, talep üzerine performansı artıran ve veri akış hızını maksimuma çıkaran yeni teknolojileri ile en özel işlemci olan Core i7, Nehalem işlemci ailesinin de ilk üyesi.

Core i7, harcanan gücü artırmaksızın, video ve oyun performansları ile İnternet ve bilgisayar aktivitelerinin hızlarını yüzde 40′a varan oranda yükseltiyor.

Bilgisayar endüstrisi tarafından teknik bir “mucize” olarak gösterilen Intel Core i7, bir işlemcinin hızını ölçmek için bir dizi görevin uygulandığı SPECint_base_rate2006** testinde 117 puan elde ederek, yaygın olarak kabul gören bilgisayar testlerinde “rekor” kırdı.

Şimdiye kadar yapılan testlerde ilk kez tek bir işlemci 100 puan sınırını aştı.

Categories: Donanım

EMC Ürünleri Nelerdir – EMC Products – EMC

November 8th, 2008 Comments off

Merhaba ,

EMC denince akla ilk gelen ürünler veri depolama sistemleri olmakta. Aslında EMC’nin ürün portföyü çok geniş.

EMC 1979 senesinde kurulmuş bir Amerikan şirketidir. 40.000′den fazla çalışanı, 50′den fazla operasyonu, 13 Milyar dolarlık 2007 cirosu ile bilgi altyapısı konusunda uzman bir teknoloji şirketidir.

Aşağıda EMC’nin çözümler ürettiği konuları bulabilirsiniz.

clip_image002

Veri depolama

Yedekleme

Sanallaştırma

Güvenlik

İçerik Yönetimi ve Arşivleme

Tüketici ürünleri

Hizmet Çözümleri

Bunların kısaca ayrıntılarına girersek

Veri Depolama

EMC’nin tüm veri depolama ürünlerinde CCC (Common Criteria Certification) olan bilinen üstün güvenlik onayı , ve UPS ile cache koruması vardır

clip_image004

Symmetrix, üst-uc veri depolama sistemi, hem açık sistemlerde hemde mainframe dünyasında çok geniş ölçekleme ve en üst seviye servis seviyesi sağlayan, sektörde ilk SSD disk desteği duyuran veri depolama sistemi

clip_image006

CLARiiON , orta ölçek seviyesinde açık sistemlerde pazar lideri olan , 960 diske kadar genişleyen, FC ve iSCSI erişim, SSD disk desteği sağlayan, %99,999 ayakta kalırlığı ispatlanmış, diğer üretici disk sistemleri ile entegre çalışabilen, tamamen yedekli veri depolama sistemi

clip_image008

Celerra , orta ölçek seviyesinde , CLARiiON teknolojisi üzerine kurulmuş, multi-protokol erişim desteği sağlayan (CIFS, NFS, iSCSI, Fiber Kanal) veri depolama sistemi

clip_image010

Centera, arşivleme dünyasında açık protokolleri destekleyen (XAM) teknoloji bağımsız, silinmezlik bozulmazlık kendi kendine iyileştirme ve yönetme sağlayan arşiv sistemi

EMC Disk Library , sanal teyp kütüphanesi pazarında CLARiiON teknolojisi üstüne kurulmuş geniş ölçekleme kapasitesine sahip yüksek performanslı disk kütüphanesi

clip_image012

EMC Control Center; Nerdeyse tüm disk sistemlerini, SAN switchleri, aplikasyonları yönetebilen ortak yönetim platformu

clip_image014

EMC Powerpath; Nerdeyse tüm disk sistemleri ile çalışabilen, multipath ve failover özelliği sağlayan yazılım

SMARTS; Data center operasyonlarında root-cause analysis sağlayan, Openview, MoM gibi platformlarada entegre olabilen, dünya üzerindeki bilinen en büyük networklerin yönetiminde kullanılan yazılım

clip_image016

Recoverpoint; Sektördeki ilk farklı disk sistemleri arasında SAN ve Network tabanlı sürekli yerel ve sürekli uzak replikasyon yapmaya izin veren, herhangi bir anda recover etmek için binlerce imaj seçeneği sunan appliance.

Daha ayrıntılı bilgiyi

http://www.emc.com/products/index.htm

Yedekleme

Networker; Legato ailesinin EMC bünyesine katılmasıyla gelen Networker yedekleme pazarında lider üründür.

Retrospect; Dantz firmasına bünyesine katmasıyla gelen Retrospect ürünleri sektörde yıllarca Macintosh ortamlarında sağladığı üstün özelliklerle bilinmektedir, aynı kaliteyi diğer açık sistemlerde nispeten küçük firmalar için sağlamaktadır

Avamar; de-duplication pazarında çığır açan teknolojiye sahip avamar, nerdeyse tüm EMC yazılım ve donanımları ile entegre çalışığ yedekleme süreleini 50 katına kadar hızlandırmaktadır.

Xtender Ailesi; Email, dosya, database gibi pekçok veri tipini istenen herhangi bir ortama güvenli hızlı ve online erişilebilir olarak arşivleyen, aslen Legato ailesinden gelen EMC arşivleme yazılımları

Backup Advisor; Bilinen tüm yedekleme yazılımlarını destekleyen ve mevcut backup ortamınıza ait izleme, sorun giderme, optimizasyon, kapasite planlama, raporlama gibi üstün özellikler katan yazılım

Sanallaştırma

Vmware; Bir EMC ürünü olan Vmware ile sunucu konsolidasyonu ve yüksek ayakta kalır ortamlar, ve uygulamalarınza yüksek performans katarsınız.

Rainfinity; VMware’in sunucularda gerçekleştirdiği sanalaştırmanın aynısını dosya sunucusu ve NAS sistemleriniz üzerinde gerçekleştiren appliance.

Invista; VMware’in sunucularda gerçekleştirdiği sanalaştırmanın aynısını veri depolama sistemlerini üzerinde, rakiplerine kıyasla “durum bilgisi korumadan” (verinin nihai alanına varmadan onay vermeme) sağlayan appliance

Güvenlik

RSA; RSA’yı bünyesine katmasıyla EMC pekçok yeni teknolojide geliştirmiştir.

Network Intelligence

Authentica

Valyd

Tablus

Verid

SecurID Authentication

Consumer Protection Suite

Smart Cards and USB Authenticators

Card Manager

Access Manager

Federated Identity Manager

Enterprise Data Protection Solutions

BSAFE Security Tools for Developers

Digital Certificate Management enVision

İçerik Yönetimi

Documentum Ailesi; Documentum firmasının EMC ailesine katılmasıyla pek çok yeni ürün eklenmiştir

Documentum Content Server

Documentum Web Publisher

Documentum 5.3 sp 2, 3, 4, 5

Documentum OEM Edition

Documentum Process Suite

Documentum Reporting Services

Unified Records Manager

Content Storage Services

Business Process Manager

Compliance Manager

Archive Services for eMail/Imaging/Reports

Captiva InputAccel

Captiva FormWare

Captiva Dispatcher

Application Xtender

eRoom

ViewPoint

SharePoint Content Services

SharePoint Archive Services

SAP Portal Content Services

InputAccel 5.3

IRM Services for Documentum

IRM Services for eRoom

Web Pub Page Builder

Web Pub Contrib Client

Document Sciences

Tüketici Ürünleri

Mozy;

IOmega

Pi

Cloud Computing

Hizmet Çözümleri

Microsoft, SAP, Oracle, Cisco, Brocade ve pek çok teknoloji sağlayıcısı ile 20 yılı aşkın derin bir ortaklığa sahip olan EMC’de bu firmaların ürünlerine ait çok geniş bir çözüm yelpazesi bulunmaktadır.

Daha ayrıntılı bilgiyi

http://www.emc.com/solutions/index.htm

http://www.emc.com/services/index.htm

Categories: Donanım

Veri Depolamanın Temelleri Bölüm 1

October 15th, 2008 Comments off

Veri Depolama sistemleri, uygulamaların gelişimi sonucu çıkan ihtiyaçları karşılamak üzere zaman içinde gelişmişlerdir. Veri depolama sistemlerine olan ihtiyacı tamamen uygulama sahiplerinin ve kullanıcılarının istekleri tetiklemektedir. Bir BT yöneticisi sık sık uygulama sahiplerinin bu ihtiyaçlarına cevap vermek durumunda kalmaktadır. Asıl sorun bu durumda ne tür bir yapılandırmaya, hangi tür veri depolama cihazına, hangi bağlantı tipine, ihtiyaç duyulduğunu belirleyebilmek. Genelde sadece kaç terabyte, hangi RAID tipi ve hangi bağlantı tipi almalıyım diye bakılmaktadır. Bu yazıda veri depolama sistemlerine ait bazı temel bilgilere değinilecektir.

 

BT ortamlarında en temel bileşen bir sunucu, onun üzerinde çalışan işletim sistemi ve çalışan uygulamadır. Zaman içinde uygulamaların ve çoğunlukla sunucuların sayısı artar sonrasında ise yedekleme, yetkilendirme, güvenlik gibi altyapı servisleri ile karmaşık bir ortam haline gelir. Bir süre sonra sunucuların üzerinde kullanılan sabit disklerde yapılan RAID’ler (Redundant Array of Independent Disk) ve bunlardan elde edilen kapasite ile performans yeterli olmamaya başlar ve veri depolama macerası başlar. İşte bu noktada birbirinden farklı tiplerde ve bağlantı teknolojilerine sahip veri depolama cihazları ile tanışılır.

 

Veri depolama cihazları aslen üç türdedir. Giriş seviyesi (entry), orta ölçekli (midrange) ve üst uç (high-end). Veri depolama cihazlarının bu türleri ise kendi içlerinde dört farklı kategoriye ayrılmaktadır. DAS (Direct attached storage, direkt bağlı veri depolama cihazı), SAN (Storage area network, veri depolama ağı), NAS (Network attached storage , Ağ temelli veri depolama) ve CAS(Content addressed storage, içerik  adreslemeli veri depolama).

 

image001

 

Veri depolama cihazlarının türleri arasındaki ayrım aslen denetleyici (controller) sayısına göre yapılmaktadır. Eğer veri depolama cihazının üzerinde bir adet denetleyici  varsa giriş seviyesi, iki adet denetleyici varsa orta ölçekli, iki ve daha fazla denetleyiciye sahip olabiliyorsa üst uc veri depolama sistemi olarak tanımlanır.

 

Bütün bu cihazların ortak özelliği temelde üzerinde sabit disklerin ve denetleyicilerin bulunması, aynen sunuculardaki RAID denetleyici kartı ve sabit diskler gibi, ayrıca bir takım akıllı fonksiyonları barındırmasıdır. Denetleyicilerin ortak özelliği ise üzerlerinde işlemci, önbellek, sunucu portu ve disklere erişim sağlayan disk portu olmasıdır.

 

Peki sunucuların üzerinde bulunan RAID denetleme kartı ve sabit disklerden nasıl bu noktaya gelindi ?

 

Başlarda artan güvenli kapasite ihtiyacı için sadece RAID teknolojisi kullanılmaktaydı ancak zaman içinde ortaya çıkan performans ihtiyacı için SCSI temelli diskler kullanılmaya başlandı. SCSI diskler 10.000 ve 15.000 devir hızları ile günümüzde kullanılmaktadırlar. Ancak yavas yavas 10.000 devir sabit disklerde kullanımdan kalkmaktadır. Günümüzde kullanılmakta olan bir birinden farklı tipteki sabit disklerin hepsinin ortak özelliği içerisinde bir elektrik motoru ile dönen bir veya birden fazla plaka ve bu plakalara temas eden bir veya birden fazla iğneli kafanın bulunması. Bu aynen bir plaktan müzik çalan pikap gibidir. Tek fark teknoloji geliştikçe sabit kalan hacme (2.5” veya 3.5”) daha fazla veri sığdırmak için daha fazla plakaları üst üste koyup kafa sayısı arttırılmaktadır. Dolayısıyla sabit diskler aslında seri haberleşme yapan cihazlardır. Yani sabit diskler bir seferde sadece bir işlem gerçekleştirebilirler.

 

Burada biraz daha ayrıntıya inmekte fayda vardır. Sabit diskler seri haberleşme yaptıkları için her operasyon için belli bir süre harcarlar buna servis süresi (service time) denir. Sabit diske yapılan okuma yazma istekleri bir “kuyruk” (queue) oluşturur. Bu kuyruktaki işler ya sabit  diskin üzerindeki bellekte ya da denetleyici (RAID kartı veya veri depolama sistemi denetleyicisi) üzerinde tutulmaktadır. Bir disk okuma yazma operasyonunun cevap süresi (response time) ;

 

Cevap süresi = (kuyruk +1) x Servis süresi

 

formulu ile hesaplanır. Bunu bir örnekle anlatmak gerekirse, alışveriş merkezinde kasa kuyruğunda bekleyen kişileri düşünün. Kuyruktaki bir kişinin ödemesini yapıp mağazadan çıkması için o anda kasada bulunan kişi  dahil (+1 kısmı) önündeki kişilerin her biri için kasada geçecek toplam süre kadar beklemesi gerekir. Genelde bu tip durumlarda mağaza müdürü yeni bir kasa açar ve kuyruk daha çabuk biter, aynı RAID’de yapıldığı gibi.

 

Sabit disklerin bir veriye erişmesi için geçen süreye “arama süresi” (seek time) denir. Eğer sabit disk sürekli veriyi ararsa servis süresi uzayacaktır, bu durumdada cevap süresi artacaktır. Günümüzde kullanılan sabit diskler için 6 (yavaş diskler) ile 20(hızlı diskler) arası kuyruk uzunluğu makul kabul edilmektedir. Bir sabit diskin birazdan bahsedeceğimiz ardışıl erişim için 1ms, rastgele erişim için 3-5 ms arası servis süresi vardır.

 

IDE, SAS, SCSI, SATA veya Fibre Kanal disklerin hepsinin ortak özelliği budur.  Bunları temelde birbirinden ayıran ise devir hızları ile bağlantı(kontrol kartı) teknolojisidir. Aslında yukarıdaki isimler sabit disklerin bağlantı tipine göre verilmektedir. Fibre kelimesi halen Türkiye BT piyasasında bazen yanlış kullanılmaktadır ve Fiber ile karıştırılmaktadır. Okunması aynı olsada yazımları farklıdır.

 

SCSI teknolojisi 320 Mb/s, SATA-I/ATA 1.5 Gb/s, SATA-II ve SAS teknolojisi 3 Gb/s hızında, Fibre kanal 4 Gb/s hızında bağlantı teknolojisine sahiptir.4 Gb/s hızının teorik karşılığı 500 MB/s, pratik karşılığı ise 360 MB/s hızında veri aktarımına denk gelmektedir. 

 

SAS ve Fibre kanal disklerin temeli SCSI disklere dayanmaktadır. Genelde 10.000 ve 15.000 devir sabit diskler olarak çalışmaktadırlar, tek farkları kontrol kartlarının SAS veya Fibre Kanal olarak ayrı olmasıdır. ATA/SATA-I/SATA-II diskler 7.200 ve 5.400 devir hızı kullanılmaktadır. FATA olarak bilinen diskler ise aslen içinde ATA/SATA-I/SATA-II disk bulundurup kontrol kartları Fibre kanal olarak tasarlanmıştır.

 

Başlarda artan disk kapasitelerini karşılamak üzere ihtiyaç duyulan bu sistemler günümüzde öncelikle performans ihtiyaçlarını karşılamak için ihtiyaç duyulur hale gelmişlerdir. Bunun sebebi ise her geçen gün uygulamaların performans ihtiyacının artması, uygulamaları kullananların isteklerinin artması, bu uygulamaları çalıştıran işlemcilerin çılgın bir hızla gelişmesi ve sabit disklerin bu gelişim karşısında ilkel kalmasıdır. Kısacası sabit diskler bir sistem üzerindeki en zayıf halkalardan biri olmuştur. Günümüzde  sabit diskler 15.000 devir hızında takılmış durumdadırlar ve sabit disk üreticilerinin yol haritasına baktığımızda 20.000 veya 30.000 devir sabit diskler yerine 10.000 ve 15.000 devir hızında ama büyük kapasiteli sabit diskler üretilmeye devam etmektedir. Bunun en canlı örneği artık 450GB 15.000 devir sabit disklerin kullanılıyor olması. Bu tıkanıklığa çözüm olarak Kurumsal Katı Hal Diskler (Enterpise Solid State Disk, SSD)’ler hayatımıza girmiş bulunmaktadır.

 

image002

 

Peki burdaki sıkıntı nedir ? Klasik bir 15.000 devir sabit diskin (kapasitesinden ve kontrol kartından bağımsız olarak) size verebileceği en üst performans saniyede 180 adet rasgele giriş/çıkış operasyonudur (IOPS, IO per second). Bu değer 10.000 devir diskte 130, ATA/SATA/FATA temelli teknolojide 70, SSD’lerde 5.000’dir. Yani bir işlemci saniyede 180 adet okuma ve yazma işlemini bir sabit diske gönderebilir, bu işlemler o sabit diskin cevap verme süresi limitleri (response time) dahilinde gerçekleştirilir. Bu 180 rakamının üstüne çıkılınca sabit disk cevap vermeyi kesmez sadece çok daha geç cevap vermeye başlar ve bu durumda uygulamada ve uygulama kullanıcısında yavaşlık farkedilmeye başlanır. Diğer taraftan işlemciler bunun çok daha fazla üzerinde bir performans sergilemektedir ve her geçen gün aradaki bu performans farkı artmaktadır. Nano saniyeler hızında işlem yapan bir işlemci milisaniyeler hızında işlem yapan sabit diski beklemek zorundadır. Basit çözümü ise işlemcinin sabit diske ihtiyacını ortadan kaldırmaktır yani herşeyi işlemcinin içinde veya mümkünse işlemci ile sabit disk arasında bir hız gösteren bellek içinde halletmektir. Uygulamaların kapasite ihtiyacı artışını ve sunucu sistemlerinin donanım gelişimini bir gözden geçirirsek bunun kısa zamanda mümkün olmadığını hemen farkedebiliriz.

 

Eğer bir uygulama 1800 IOPS performans gösteriyor ise bunu karşılayacak kadar sabit disk üzerinde çalışmaz ise (ister sunucu diski ister veri depolama sistemi) yavaşlık olacaktır. Bir uygulamanın ne kadar IOPS göstereceğinin ölçümü ise genelde her işletim sistemi üzerinde gelen standart performans ölçüm yazılım parçacıkları ile ölçülebilir. Bu Windows’da perfmon, UNIX ve Linux sistemlerde sar veya iostat’dır.

 

Bu performans ölçüm yazılımlarında bakılması gereken değerler ise ilk bakışta  bir diske ait saniyede okuma adeti, saniyede yazma adeti, kuyruk uzunluğu, okuma için harcadığı süre ve yazma için harcadığı süre değerleridir. Bu sayede uygulamamızın o disk üzerinde ne kadar okuma ve ne kadar yazma yaptığını ve kuyrukda ne kadar disk operasyonunun beklediğini , okuma ve yazma işlemleri için ne kadar süre harcadığını (başka deyişle işlemci diski ne kadar süre bekliyor) belirleyebiliriz. Bu okuma yazma oranı bizim o disk alanı için kullanmamız gereken RAID tipini belirler.

 

image003

 

RAID tipleri kendi arasında temel olarak stripe RAID (RAID0), parite RAID’ler ve mirror RAID’ler olarak ayrılmaktadır. RAID0 genelde kullanılmamaktadır çünkü herhangi bir koruma sunmamaktadır. Bilinen tüm RAID tipleri bu üç farklı RAID tipinden türetilmiştir. Mirror RAID’ler RAID1 ve RAID 1/0 (10, 0+1 veya 1+0 olarakda belirtilir), parite RAID’ler ise RAID3(veya RAID4), RAID5 ve RAID6 olarak sınıflandırılır. Mirror RAID’ler yazma, parite RAID’ler ise okuma operasyonlarında avantajlı durumdadırlar.

 

Bu farkın oluştuğu nokta aslında RAID mekanizmasında ortaya çıkmaktadır. Mirror RAID’lerde bir disk operasyonu gelen verinin XOR operasyonundan geçirilmesi ve  bir veri bir parite olarak yazılmasından ibarettir. Parite RAID’lerde ise disk üzerinde bir veri ve bir parite okunur, önce bunlar XOR’lanır, çıkan sonuç ile yeni veri tekrar XOR’lanır, sonra yeni parite ve yeni veri yazılması ile sonuçlanır.  Kısaca mirror RAID’lerde iki operasyon, parite RAID’lerde dört operasyon gerçekleşir. Buna RAID çarpanı (overhead, multiplier)’de denir.

 

image004

 

Sunucu tarafından ölçülen IOPS değeri ile buna karşılık diskten elde etmemiz gereken IOPS değeri bir birinden farklıdır. Bunun çok basit bir formulasyonu bulunmaktadır ;

 

Mirror RAID Disk IOPS = Sunucu Okuma IOPS + 2 x Sunucu Yazma IOPS

Parite RAID Disk IOPS = Sunucu Okuma IOPS + 4 x Sunucu Yazma IOPS

 

aslında bu formulasyonda ihmal edilen bir bileşen vardır. Sunucunun veri depolama sisteminde yaptığı cache-hit (önbellekten veriyi bulma) oranı. Bu oran genelde rasgele erişim yapan  sistemlerde %10-20 arasında değişmektedir). Bu bileşeni eklediğimizde formulasyon ;

 

Mirror RAID için,

RAID Disk IOPS = (1-%Cache-Hit)*Sunucu Okuma IOPS + 2 x Sunucu Yazma IOPS

Parite RAID için,

RAID Disk IOPS = (1-%Cache-Hit)*Sunucu Okuma IOPS + 4 x Sunucu Yazma IOPS

 

Örnek olarak sunucumuzda 1000 IOPS okuma, 3000 IOPS yazma yapıldığını varsayalım. Bu durumda okuma oranı, %25 olacaktır. Formulasyona koyduğumuzda ;

 

Mirror RAID Disk IOPS = 1000 + 2×3000 = 7000

Parite RAID Disk IOPS = 1000 + 4×3000 = 13000

 

çıkmaktadır. 15.000 devir sabit diskin 180 IOPS yaptığı gözönüne alınırsa,

 

Mirror RAID için gereken disk adeti = 7000 / 180 = 38.88 = 39

Parite RAID için gereken disk adeti = 13000 / 180 = 72.22 = 73

 

Kısaca 4000 IOPS yapan sunucumuz için ya 39 tane diski RAID1/0 (bu durumda ya 38 ya da 40 disk gerekmektedir), ya da 73 tane diski RAID 5 yapmak gerekmektedir.

 

Örnek olarak sunucumuzda 4500 IOPS okuma, 500 IOPS yazma yapıldığını varsayalım. Bu durumda okuma oranı, %90 olacaktır. Formulasyona koyduğumuzda;

 

Mirror RAID Disk IOPS = 4500 + 2×500 = 5500

Parite RAID Disk IOPS = 4500 + 4×500 = 6500

 

çıkmaktadır. 15.000 devir sabit diskin 180 IOPS yaptığı gözönüne alınırsa,

 

Mirror RAID için gereken disk adeti = 5500 / 180 = 30.55 = 31

Parite RAID için gereken disk adeti = 6500 / 180 = 36.11 = 36

 

Kısaca 5000 IOPS yapan sunucumuz için ya 31 tane diski RAID1/0 (bu durumda ya 30 ya da 32 disk gerekmektedir), ya da 36 tane diski RAID 5 yapmak gerekmektedir.

 

Bu sabit disk adetlerinin altında kalındığında uygulamamız çalışmaya devam eder ancak daha düşük response-time verecektir.

 

Yukarıdaki örnekler gözönüne alındığında yazma operasyonu ağırlıklı disk alanlarında mirror RAID, okuma ağırlıklı disk alanlarında parite RAID kullanmak doğru olacaktır.

 

Uygulama üreticilerinin tavsiyeleri incelendiğinde genelde tavsiye edilen erişim süreleri veritabanları için 20ms, index(log) dosyaları için  5ms’dir. Ancak bugün pek çok işletmenin veritabanlari 2-3 sn, index alanları 500-600 ms erişim süreleri ile çalışmaktadır. Bu durumda o işletmede alınan ilk yanlış aksiyon daha hızlı sunucu alınmasına gitmektir. Burada örnek olarak Exchange, SQL, Lotus Notes, Oracle, Sybase, DB2 gibi sistemleri gösterebiliriz, hepsinde veritabanı ve index yapısı bulunmaktadır.

 

Genelde veritabanları büyük bir excel dosyası içindeki worksheetler gibidir. Bir veritabanı operasyonu yapıldığında temelde yapılan şey binlerce hücre arasında bir verinin aranması ve sonrasında okuma, yazma, silme gibi işlemlerin yapılıp sonucun ya aynı hücreye yada farklı bir yerdeki hücreye yazılmasıdır. Sabit disk kafasıda aynen bu harekete paralel olarak plakalar üzerinde rastgele bir oraya bir buraya gidip gelecektir. Bu rastgele erişime bir örnektir. Örnek olarak bir yedekleme işlemi ise aslen büyük bir dosyanın yedeklenmesine başlanması ve ardışıl olarak o dosyanın yazılmasına sebep olmaktadır. Bu durumda da sabit disk kafası plakalar üzerinde bir operasyona başlayıp (örneğin yazma operasyonu) ardışıl olarak o iz üzerinde devam etmektedir.

 

RAID tipinin seçilmesinde başka bir etken ise uygulamanın veriye erişim profilidir. Yukarıda örnek verdiğimiz iki farklı erişimin aynı RAID grubundaki aynı sabit diske aynı anda gerçekleşmesi, o sabit diskte çok düşük performans alınmasına sebep olmaktadır. Sabit disk kafası eğer bu iki farklı yüke aynı anda maruz kalırsa rastgele erişen uygulama için plakalar üzerinde rasgele tarama yapmaya çalışırken, aynı zamanda ardışıl erişen uygulama için plaka üzerinde ardışıl tarama yapmaya çalışacaktır. Bu durumda sabit disk içinde inanılmaz derecede yüksek arama (seek) olacaktır. Sabit disk arama yapmaktan, veri aktarıma zaman bulamayacaktır.

 

Uygulamaların okuma/yazma oranına bakarken aynı zamanda rastgele/ardışıl erişim tipine bakmak gerekmektedir. Rastgele ve ardışıl erişim yapan disk alanlarının birbirinden farklı sabit disklerde RAID yapılması inanılmaz yüksek bir performans sağlayacaktır.

 

Bir diğer önemli nokta ise RAID tiplerinin birbirine oranla farklı bandgenişliği (MB/s değeri) avantajı sunmasıdır. Bunun sebebi ise mirror RAID’lerde okuma operasyonunun sabit disklerin veri kısmından yapılması yani sabit disklerin yarısının okuma operasyonuna dahil olmamasıdır. Parite RAID’lerde ise okuma operasyonu yine aynen sabit disklerin veri kısmından yapılması yani bir adet parite diski haric (RAID6’da 2 adet parite diski) tamamından paralel yapılmaktadır.

 

Dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta ise işletim sistemlerinin kullandıkları disk alanları üzerine Master Boot Record,MBR (ana boot kaydı) bilgi yerleştirmesidir. Bu kayıt işletim sistemine göre değişmektedir ve yaygın olarak kullanılan Windows işletim sisteminde bu 63 sektör, 31.5 KB büyüklüğündedir. Eğer disk alanı üzerinde partition oluşturmadan önce düzgün bir ayarlama (alingment) yapılmazsa o diske yapılan her okuma yazma işlemi 31.5KB öteleme sonrasında işleme alınacak bu da disk üzerinde disk geçişi(disk crossing) yapılmasına sebep olacaktır. 4KB blok büyüklüğü ile formatlı disklerde bu %6, 8KB blok büyüklüğü ile formatlı disklerde bu %12 performans kaybına sebep olacaktır.

 

Buraya kadar anlatılan temeller aslında bir veri depolama sistemine ihtiyaç duyulmadan sunucu donanımı üzerinde de yapılabilecek planlamalara ışık tutmaktadır. Bunlar için ön koşul sunucu donanımı üzerinde aynı anda hem mirror RAID hemde parite RAID yapılabilmesi ve yeterli adette sabit diskin sunucu üzerine takılabilmesidir.

 

Unutmamak gerekirki BT ortamlarında “uygulama performansı” denilen şey,

-       Yazılım Kodu

-       Veritabanı altyapısı

-       Network tıkanıklığı

-       Sunucu bellek swap oranı

-       Veritabanı önbellek operasyonu

-       Dosya sistemi fragmentasyonu

-       Veri  erişim oranı

bileşimidir. Yukarıdaki yazıda anlatılanlar veri erişim oranı ile ilgilidir, tabiiki bunun için önce listede veri erişiminden önce gelenlerin düzeltilmesi gerekmektedir.

 

 

Fırat ÖZTÜRK

Categories: Donanım

Veri Depolamanın Temelleri Bölüm 1

October 9th, 2008 Comments off

Veri Depolama sistemleri, uygulamaların gelişimi sonucu çıkan ihtiyaçları karşılamak üzere zaman içinde gelişmişlerdir. Veri depolama sistemlerine olan ihtiyacı tamamen uygulama sahiplerinin ve kullanıcılarının istekleri tetiklemektedir. Bir BT yöneticisi sık sık uygulama sahiplerinin bu ihtiyaçlarına cevap vermek durumunda kalmaktadır. Asıl sorun bu durumda ne tür bir yapılandırmaya, hangi tür veri depolama cihazına, hangi bağlantı tipine, ihtiyaç duyulduğunu belirleyebilmek. Genelde sadece kaç terabyte, hangi RAID tipi ve hangi bağlantı tipi almalıyım diye bakılmaktadır. Bu yazıda veri depolama sistemlerine ait bazı temel bilgilere değinilecektir.

BT ortamlarında en temel bileşen bir sunucu, onun üzerinde çalışan işletim sistemi ve çalışan uygulamadır. Zaman içinde uygulamaların ve çoğunlukla sunucuların sayısı artar sonrasında ise yedekleme, yetkilendirme, güvenlik gibi altyapı servisleri ile karmaşık bir ortam haline gelir. Bir süre sonra sunucuların üzerinde kullanılan sabit disklerde yapılan RAID’ler (Redundant Array of Independent Disk) ve bunlardan elde edilen kapasite ile performans yeterli olmamaya başlar ve veri depolama macerası başlar. İşte bu noktada birbirinden farklı tiplerde ve bağlantı teknolojilerine sahip veri depolama cihazları ile tanışılır.

Veri depolama cihazları aslen üç türdedir. Giriş seviyesi (entry), orta ölçekli (midrange) ve üst uç (high-end). Veri depolama cihazlarının bu türleri ise kendi içlerinde dört farklı kategoriye ayrılmaktadır. DAS (Direct attached storage, direkt bağlı veri depolama cihazı), SAN (Storage area network, veri depolama ağı), NAS (Network attached storage , Ağ temelli veri depolama) ve CAS(Content addressed storage, içerik  adreslemeli veri depolama).

image001

Veri depolama cihazlarının türleri arasındaki ayrım aslen denetleyici (controller) sayısına göre yapılmaktadır. Eğer veri depolama cihazının üzerinde bir adet denetleyici  varsa giriş seviyesi, iki adet denetleyici varsa orta ölçekli, iki ve daha fazla denetleyiciye sahip olabiliyorsa üst uc veri depolama sistemi olarak tanımlanır.

Bütün bu cihazların ortak özelliği temelde üzerinde sabit disklerin ve denetleyicilerin bulunması, aynen sunuculardaki RAID denetleyici kartı ve sabit diskler gibi, ayrıca bir takım akıllı fonksiyonları barındırmasıdır. Denetleyicilerin ortak özelliği ise üzerlerinde işlemci, önbellek, sunucu portu ve disklere erişim sağlayan disk portu olmasıdır.

Peki sunucuların üzerinde bulunan RAID denetleme kartı ve sabit disklerden nasıl bu noktaya gelindi ?

Başlarda artan güvenli kapasite ihtiyacı için sadece RAID teknolojisi kullanılmaktaydı ancak zaman içinde ortaya çıkan performans ihtiyacı için SCSI temelli diskler kullanılmaya başlandı. SCSI diskler 10.000 ve 15.000 devir hızları ile günümüzde kullanılmaktadırlar. Ancak yavas yavas 10.000 devir sabit disklerde kullanımdan kalkmaktadır. Günümüzde kullanılmakta olan bir birinden farklı tipteki sabit disklerin hepsinin ortak özelliği içerisinde bir elektrik motoru ile dönen bir veya birden fazla plaka ve bu plakalara temas eden bir veya birden fazla iğneli kafanın bulunması. Bu aynen bir plaktan müzik çalan pikap gibidir. Tek fark teknoloji geliştikçe sabit kalan hacme (2.5” veya 3.5”) daha fazla veri sığdırmak için daha fazla plakaları üst üste koyup kafa sayısı arttırılmaktadır. Dolayısıyla sabit diskler aslında seri haberleşme yapan cihazlardır. Yani sabit diskler bir seferde sadece bir işlem gerçekleştirebilirler.

Burada biraz daha ayrıntıya inmekte fayda vardır. Sabit diskler seri haberleşme yaptıkları için her operasyon için belli bir süre harcarlar buna servis süresi (service time) denir. Sabit diske yapılan okuma yazma istekleri bir “kuyruk” (queue) oluşturur. Bu kuyruktaki işler ya sabit  diskin üzerindeki bellekte ya da denetleyici (RAID kartı veya veri depolama sistemi denetleyicisi) üzerinde tutulmaktadır. Bir disk okuma yazma operasyonunun cevap süresi (response time) ;

Cevap süresi = (kuyruk +1) x Servis süresi

formulu ile hesaplanır. Bunu bir örnekle anlatmak gerekirse, alışveriş merkezinde kasa kuyruğunda bekleyen kişileri düşünün. Kuyruktaki bir kişinin ödemesini yapıp mağazadan çıkması için o anda kasada bulunan kişi  dahil (+1 kısmı) önündeki kişilerin her biri için kasada geçecek toplam süre kadar beklemesi gerekir. Genelde bu tip durumlarda mağaza müdürü yeni bir kasa açar ve kuyruk daha çabuk biter, aynı RAID’de yapıldığı gibi.

Sabit disklerin bir veriye erişmesi için geçen süreye “arama süresi” (seek time) denir. Eğer sabit disk sürekli veriyi ararsa servis süresi uzayacaktır, bu durumdada cevap süresi artacaktır. Günümüzde kullanılan sabit diskler için 6 (yavaş diskler) ile 20(hızlı diskler) arası kuyruk uzunluğu makul kabul edilmektedir. Bir sabit diskin birazdan bahsedeceğimiz ardışıl erişim için 1ms, rastgele erişim için 3-5 ms arası servis süresi vardır.

IDE, SAS, SCSI, SATA veya Fibre Kanal disklerin hepsinin ortak özelliği budur.  Bunları temelde birbirinden ayıran ise devir hızları ile bağlantı(kontrol kartı) teknolojisidir. Aslında yukarıdaki isimler sabit disklerin bağlantı tipine göre verilmektedir. Fibre kelimesi halen Türkiye BT piyasasında bazen yanlış kullanılmaktadır ve Fiber ile karıştırılmaktadır. Okunması aynı olsada yazımları farklıdır.

SCSI teknolojisi 320 Mb/s, SATA-I/ATA 1.5 Gb/s, SATA-II ve SAS teknolojisi 3 Gb/s hızında, Fibre kanal 4 Gb/s hızında bağlantı teknolojisine sahiptir.4 Gb/s hızının teorik karşılığı 500 MB/s, pratik karşılığı ise 360 MB/s hızında veri aktarımına denk gelmektedir.

SAS ve Fibre kanal disklerin temeli SCSI disklere dayanmaktadır. Genelde 10.000 ve 15.000 devir sabit diskler olarak çalışmaktadırlar, tek farkları kontrol kartlarının SAS veya Fibre Kanal olarak ayrı olmasıdır. ATA/SATA-I/SATA-II diskler 7.200 ve 5.400 devir hızı kullanılmaktadır. FATA olarak bilinen diskler ise aslen içinde ATA/SATA-I/SATA-II disk bulundurup kontrol kartları Fibre kanal olarak tasarlanmıştır.

Başlarda artan disk kapasitelerini karşılamak üzere ihtiyaç duyulan bu sistemler günümüzde öncelikle performans ihtiyaçlarını karşılamak için ihtiyaç duyulur hale gelmişlerdir. Bunun sebebi ise her geçen gün uygulamaların performans ihtiyacının artması, uygulamaları kullananların isteklerinin artması, bu uygulamaları çalıştıran işlemcilerin çılgın bir hızla gelişmesi ve sabit disklerin bu gelişim karşısında ilkel kalmasıdır. Kısacası sabit diskler bir sistem üzerindeki en zayıf halkalardan biri olmuştur. Günümüzde  sabit diskler 15.000 devir hızında takılmış durumdadırlar ve sabit disk üreticilerinin yol haritasına baktığımızda 20.000 veya 30.000 devir sabit diskler yerine 10.000 ve 15.000 devir hızında ama büyük kapasiteli sabit diskler üretilmeye devam etmektedir. Bunun en canlı örneği artık 450GB 15.000 devir sabit disklerin kullanılıyor olması. Bu tıkanıklığa çözüm olarak Kurumsal Katı Hal Diskler (Enterpise Solid State Disk, SSD)’ler hayatımıza girmiş bulunmaktadır.

image002

Peki burdaki sıkıntı nedir ? Klasik bir 15.000 devir sabit diskin (kapasitesinden ve kontrol kartından bağımsız olarak) size verebileceği en üst performans saniyede 180 adet rasgele giriş/çıkış operasyonudur (IOPS, IO per second). Bu değer 10.000 devir diskte 130, ATA/SATA/FATA temelli teknolojide 70, SSD’lerde 5.000’dir. Yani bir işlemci saniyede 180 adet okuma ve yazma işlemini bir sabit diske gönderebilir, bu işlemler o sabit diskin cevap verme süresi limitleri (response time) dahilinde gerçekleştirilir. Bu 180 rakamının üstüne çıkılınca sabit disk cevap vermeyi kesmez sadece çok daha geç cevap vermeye başlar ve bu durumda uygulamada ve uygulama kullanıcısında yavaşlık farkedilmeye başlanır. Diğer taraftan işlemciler bunun çok daha fazla üzerinde bir performans sergilemektedir ve her geçen gün aradaki bu performans farkı artmaktadır. Nano saniyeler hızında işlem yapan bir işlemci milisaniyeler hızında işlem yapan sabit diski beklemek zorundadır. Basit çözümü ise işlemcinin sabit diske ihtiyacını ortadan kaldırmaktır yani herşeyi işlemcinin içinde veya mümkünse işlemci ile sabit disk arasında bir hız gösteren bellek içinde halletmektir. Uygulamaların kapasite ihtiyacı artışını ve sunucu sistemlerinin donanım gelişimini bir gözden geçirirsek bunun kısa zamanda mümkün olmadığını hemen farkedebiliriz.

Eğer bir uygulama 1800 IOPS performans gösteriyor ise bunu karşılayacak kadar sabit disk üzerinde çalışmaz ise (ister sunucu diski ister veri depolama sistemi) yavaşlık olacaktır. Bir uygulamanın ne kadar IOPS göstereceğinin ölçümü ise genelde her işletim sistemi üzerinde gelen standart performans ölçüm yazılım parçacıkları ile ölçülebilir. Bu Windows’da perfmon, UNIX ve Linux sistemlerde sar veya iostat’dır.

Bu performans ölçüm yazılımlarında bakılması gereken değerler ise ilk bakışta  bir diske ait saniyede okuma adeti, saniyede yazma adeti, kuyruk uzunluğu, okuma için harcadığı süre ve yazma için harcadığı süre değerleridir. Bu sayede uygulamamızın o disk üzerinde ne kadar okuma ve ne kadar yazma yaptığını ve kuyrukda ne kadar disk operasyonunun beklediğini , okuma ve yazma işlemleri için ne kadar süre harcadığını (başka deyişle işlemci diski ne kadar süre bekliyor) belirleyebiliriz. Bu okuma yazma oranı bizim o disk alanı için kullanmamız gereken RAID tipini belirler.

image003

RAID tipleri kendi arasında temel olarak stripe RAID (RAID0), parite RAID’ler ve mirror RAID’ler olarak ayrılmaktadır. RAID0 genelde kullanılmamaktadır çünkü herhangi bir koruma sunmamaktadır. Bilinen tüm RAID tipleri bu üç farklı RAID tipinden türetilmiştir. Mirror RAID’ler RAID1 ve RAID 1/0 (10, 0+1 veya 1+0 olarakda belirtilir), parite RAID’ler ise RAID3(veya RAID4), RAID5 ve RAID6 olarak sınıflandırılır. Mirror RAID’ler yazma, parite RAID’ler ise okuma operasyonlarında avantajlı durumdadırlar.

Bu farkın oluştuğu nokta aslında RAID mekanizmasında ortaya çıkmaktadır. Mirror RAID’lerde bir disk operasyonu gelen verinin XOR operasyonundan geçirilmesi ve  bir veri bir parite olarak yazılmasından ibarettir. Parite RAID’lerde ise disk üzerinde bir veri ve bir parite okunur, önce bunlar XOR’lanır, çıkan sonuç ile yeni veri tekrar XOR’lanır, sonra yeni parite ve yeni veri yazılması ile sonuçlanır.  Kısaca mirror RAID’lerde iki operasyon, parite RAID’lerde dört operasyon gerçekleşir. Buna RAID çarpanı (overhead, multiplier)’de denir.

image004

Sunucu tarafından ölçülen IOPS değeri ile buna karşılık diskten elde etmemiz gereken IOPS değeri bir birinden farklıdır. Bunun çok basit bir formulasyonu bulunmaktadır ;

Mirror RAID Disk IOPS = Sunucu Okuma IOPS + 2 x Sunucu Yazma IOPS

Parite RAID Disk IOPS = Sunucu Okuma IOPS + 4 x Sunucu Yazma IOPS

aslında bu formulasyonda ihmal edilen bir bileşen vardır. Sunucunun veri depolama sisteminde yaptığı cache-hit (önbellekten veriyi bulma) oranı. Bu oran genelde rasgele erişim yapan  sistemlerde %10-20 arasında değişmektedir). Bu bileşeni eklediğimizde formulasyon ;

Mirror RAID için,

RAID Disk IOPS = (1-%Cache-Hit)*Sunucu Okuma IOPS + 2 x Sunucu Yazma IOPS

Parite RAID için,

RAID Disk IOPS = (1-%Cache-Hit)*Sunucu Okuma IOPS + 4 x Sunucu Yazma IOPS

Örnek olarak sunucumuzda 1000 IOPS okuma, 3000 IOPS yazma yapıldığını varsayalım. Bu durumda okuma oranı, %25 olacaktır. Formulasyona koyduğumuzda ;

Mirror RAID Disk IOPS = 1000 + 2×3000 = 7000

Parite RAID Disk IOPS = 1000 + 4×3000 = 13000

çıkmaktadır. 15.000 devir sabit diskin 180 IOPS yaptığı gözönüne alınırsa,

Mirror RAID için gereken disk adeti = 7000 / 180 = 38.88 = 39

Parite RAID için gereken disk adeti = 13000 / 180 = 72.22 = 73

Kısaca 4000 IOPS yapan sunucumuz için ya 39 tane diski RAID1/0 (bu durumda ya 38 ya da 40 disk gerekmektedir), ya da 73 tane diski RAID 5 yapmak gerekmektedir.

Örnek olarak sunucumuzda 4500 IOPS okuma, 500 IOPS yazma yapıldığını varsayalım. Bu durumda okuma oranı, %90 olacaktır. Formulasyona koyduğumuzda;

Mirror RAID Disk IOPS = 4500 + 2×500 = 5500

Parite RAID Disk IOPS = 4500 + 4×500 = 6500

çıkmaktadır. 15.000 devir sabit diskin 180 IOPS yaptığı gözönüne alınırsa,

Mirror RAID için gereken disk adeti = 5500 / 180 = 30.55 = 31

Parite RAID için gereken disk adeti = 6500 / 180 = 36.11 = 36

Kısaca 5000 IOPS yapan sunucumuz için ya 31 tane diski RAID1/0 (bu durumda ya 30 ya da 32 disk gerekmektedir), ya da 36 tane diski RAID 5 yapmak gerekmektedir.

Bu sabit disk adetlerinin altında kalındığında uygulamamız çalışmaya devam eder ancak daha düşük response-time verecektir.

Yukarıdaki örnekler gözönüne alındığında yazma operasyonu ağırlıklı disk alanlarında mirror RAID, okuma ağırlıklı disk alanlarında parite RAID kullanmak doğru olacaktır.

Uygulama üreticilerinin tavsiyeleri incelendiğinde genelde tavsiye edilen erişim süreleri veritabanları için 20ms, index(log) dosyaları için  5ms’dir. Ancak bugün pek çok işletmenin veritabanlari 2-3 sn, index alanları 500-600 ms erişim süreleri ile çalışmaktadır. Bu durumda o işletmede alınan ilk yanlış aksiyon daha hızlı sunucu alınmasına gitmektir. Burada örnek olarak Exchange, SQL, Lotus Notes, Oracle, Sybase, DB2 gibi sistemleri gösterebiliriz, hepsinde veritabanı ve index yapısı bulunmaktadır.

Genelde veritabanları büyük bir excel dosyası içindeki worksheetler gibidir. Bir veritabanı operasyonu yapıldığında temelde yapılan şey binlerce hücre arasında bir verinin aranması ve sonrasında okuma, yazma, silme gibi işlemlerin yapılıp sonucun ya aynı hücreye yada farklı bir yerdeki hücreye yazılmasıdır. Sabit disk kafasıda aynen bu harekete paralel olarak plakalar üzerinde rastgele bir oraya bir buraya gidip gelecektir. Bu rastgele erişime bir örnektir. Örnek olarak bir yedekleme işlemi ise aslen büyük bir dosyanın yedeklenmesine başlanması ve ardışıl olarak o dosyanın yazılmasına sebep olmaktadır. Bu durumda da sabit disk kafası plakalar üzerinde bir operasyona başlayıp (örneğin yazma operasyonu) ardışıl olarak o iz üzerinde devam etmektedir.

RAID tipinin seçilmesinde başka bir etken ise uygulamanın veriye erişim profilidir. Yukarıda örnek verdiğimiz iki farklı erişimin aynı RAID grubundaki aynı sabit diske aynı anda gerçekleşmesi, o sabit diskte çok düşük performans alınmasına sebep olmaktadır. Sabit disk kafası eğer bu iki farklı yüke aynı anda maruz kalırsa rastgele erişen uygulama için plakalar üzerinde rasgele tarama yapmaya çalışırken, aynı zamanda ardışıl erişen uygulama için plaka üzerinde ardışıl tarama yapmaya çalışacaktır. Bu durumda sabit disk içinde inanılmaz derecede yüksek arama (seek) olacaktır. Sabit disk arama yapmaktan, veri aktarıma zaman bulamayacaktır.

Uygulamaların okuma/yazma oranına bakarken aynı zamanda rastgele/ardışıl erişim tipine bakmak gerekmektedir. Rastgele ve ardışıl erişim yapan disk alanlarının birbirinden farklı sabit disklerde RAID yapılması inanılmaz yüksek bir performans sağlayacaktır.

Bir diğer önemli nokta ise RAID tiplerinin birbirine oranla farklı bandgenişliği (MB/s değeri) avantajı sunmasıdır. Bunun sebebi ise mirror RAID’lerde okuma operasyonunun sabit disklerin veri kısmından yapılması yani sabit disklerin yarısının okuma operasyonuna dahil olmamasıdır. Parite RAID’lerde ise okuma operasyonu yine aynen sabit disklerin veri kısmından yapılması yani bir adet parite diski haric (RAID6’da 2 adet parite diski) tamamından paralel yapılmaktadır.

Dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta ise işletim sistemlerinin kullandıkları disk alanları üzerine Master Boot Record,MBR (ana boot kaydı) bilgi yerleştirmesidir. Bu kayıt işletim sistemine göre değişmektedir ve yaygın olarak kullanılan Windows işletim sisteminde bu 63 sektör, 31.5 KB büyüklüğündedir. Eğer disk alanı üzerinde partition oluşturmadan önce düzgün bir ayarlama (alingment) yapılmazsa o diske yapılan her okuma yazma işlemi 31.5KB öteleme sonrasında işleme alınacak bu da disk üzerinde disk geçişi(disk crossing) yapılmasına sebep olacaktır. 4KB blok büyüklüğü ile formatlı disklerde bu %6, 8KB blok büyüklüğü ile formatlı disklerde bu %12 performans kaybına sebep olacaktır.

Buraya kadar anlatılan temeller aslında bir veri depolama sistemine ihtiyaç duyulmadan sunucu donanımı üzerinde de yapılabilecek planlamalara ışık tutmaktadır. Bunlar için ön koşul sunucu donanımı üzerinde aynı anda hem mirror RAID hemde parite RAID yapılabilmesi ve yeterli adette sabit diskin sunucu üzerine takılabilmesidir.

Unutmamak gerekirki BT ortamlarında “uygulama performansı” denilen şey,

- Yazılım Kodu

- Veritabanı altyapısı

- Network tıkanıklığı

- Sunucu bellek swap oranı

- Veritabanı önbellek operasyonu

- Dosya sistemi fragmentasyonu

- Veri  erişim oranı

bileşimidir. Yukarıdaki yazıda anlatılanlar veri erişim oranı ile ilgilidir, tabiiki bunun için önce listede veri erişiminden önce gelenlerin düzeltilmesi gerekmektedir.

Fırat ÖZTÜRK

Categories: Donanım

Hangi RAID Seviyesinde kaç adet Diske ihtiyaç vardır.?

September 23rd, 2008 Comments off

Raid Nedir ?
Faydaları nelerdir,
hangi ekipmanlar gereklidir?
soruları elbetteki ilişkili konulardır ama alt konu olarak faydalı olabileceğini düşünüyorum.

RAID 0
1 yada daha fazla
RAID 1
Sadece 2 adet
RAID 1E
2 yada daha fazla
RAID 5
En az 3 en fazla 32 (Windows tarafında desteklenen)
RAID 6
En az 4 en fazla 32 (Windows tarafında desteklenen)
RAID 10
En az 4 yada daha fazla(Mutlaka çift adetler olmalı)
RAID 50
En az 6 yada daha fazla
RAID 60
En az 8 yada daha fazla

Categories: Donanım

Direct Attached Storage ( DAS) Nedir.?

September 23rd, 2008 Comments off

Artan Depolama ihtiyaçlarımızı karşılamak için bir çok değişik alternatif mevcuttur.
Bunlardan en pratik olanlarından bir taneside Storage terminolojisinde Direct Attached Storage olarak adlandırılan
Direk Sunucu ya bağlanan depolama üniteleridir.

Bu örnekte SCSI arabirimli 2U Rackmount bir DAS ünitesinin
Sunucuya U320 SCSI çıkış üzerinden bağlantısı gösterilmiştir.
Aradaki Network bağlantısı tamamen DAS ünitesini yönetmek içindir ve
kullanıcı DAS yönetimini Web arabirimi üzerinden yapar.

DAS’ın bağlandığı Sunucu bu harici depolama ünitesini kendi lokal diski olark algılar ve kullanır.
Ms.Exchange , Sql Server ve diğer “Block” bazda dosya kullanan uygulamalar ile gönül rahattlığıyla kullanabilirsiniz.

Bu tip cihazlar genelde aşağıdaki özelliklere sahip olurlar.
* Yedekli Güç kaynağı
* Hot Swap disk yuvalar
* Çıkartılabilir Fanlar
* Donanımsal Raid 0,1,5,10,1E,6,60,50 ve JBOD
* 256Mb~2gb kapasiteli  Raid Cache
* Elekrik kesilmelerine karşı Raid Cache deki parity bilgilerini koruyan Pil Ünitesi (BBU)
* Web arabirimli Yönetim

Categories: Donanım

Piranha,Piranha KS1211 Webcam driver,KS1211,Webcam,driver

September 22nd, 2008 Comments off

Piranha KS1211 Webcam driver

link

Categories: Donanım

Yerel Ağ Kablolama ve Ağ Donanımı Şartnamesi

September 21st, 2008 Comments off

1. Topoloji ve Kapasite
1.1.  ŞİRKETin A noktasi ile B noktasi arasına single mode F/O kablo çekilecektir ve iki nokta arasındaki bağlantı hızı 2 Gbps olacaktır.
1.2. Kablolama ana merkezi seçilen Sistem odası X noktasinda bulunmaktadır. Fabrika geneline dağıtım 6 noktadan yapılacaktır.
1.3. Ana merkez için L3 omurga anahtarı önerilecektir.
1.4. 5 adet dağıtım merkezinde  L2 erişim anahtarları kullanılacaktır.
1.5. Dağıtım merkezleri ile ana merkez arasındaki omurga bağlantıları multimode F/O kablo ile sağlanacaktır.
1.6. L2 anahtarlı dağıtım merkezlerinden, L3 anahtara 1 Gigabit hızında bağlantı sağlanacaktır.
1.7. Gigabit Interface Modülleri çalışma mesafelerine göre uygun özellikte önerilecektir.
1.8. UTP ve Fiber Kablo metraj bilgileri Ek-1 de verilmiştir.
3. Kablolama
3.1. UTP Kablolama
3.1.1. Kullanılacak UTP kablo, Kategori 6 (Kat-6) standartında olacaktır.
3.1.2. Toplam kullanılacak kablo miktarının13.500 m Kat 5E Utp kablo olduğu tahmin edilmektedir.  Birim fiyat üzerinden harcanan kadar kablo fatura edilecektir.
3.1.3. Kullanıcı tarafı bağlantılar UTP Kat-6 patch kablolar ile Kat-6 standartındaki RJ45 prizlere yapılacaktır.
3.1.4. Kullanıcı tarafındaki patch kablolar 3 m uzunluğunda olacaktır.
3.1.5. Patch Panel tarafındaki patch kablolar 2 m uzunluğunda olacaktır.
3.1.6.  Kullanıcı için 180 adet, Patch Panel tarafı için 180 adet olmak üzere Kat-6 standartında toplam 360 adet UTP patch kablo önerilecektir.
3.1.7. 3 m lik 100 adet Kat 6 Utp patch kablo ilaveten yedek olarak önerilecektir.
3.1.8. Dağıtım merkezlerinde ve Sistem odasındaki patch paneller Kat-6 standartında olmalıdır.
3.2. F/O Kablolama
3.2.1. A noktasi ile B noktasi arasına 700 m 12 damar outdoor single mode F/O kablo çekilecektir.
3.2.2. A noktasinda toplam 1060 metre 8 damar multimode Outdoor tipi F/O kablo çekilecektir. 6 noktada fiber optik sonlandırılacaktır.
3.2.2.1. Sistem Odası’ndan b noktasindaki  ofislere 130 m  8 damar multimode Outdoor tipi F/O kablo çekilecektir.
3.2.2.2. Sistem odasından x kontrol binasına 180 m 8 damar multimode F/O outdoor tipi kablo çekilecektir.
22.03.2005 4-3/6
3.2.2.3. Sistem odasından x ofisine 300 m 8 damar multimode F/O outdoor tipi kablo çekilecektir.
3.2.2.4. x ofisinden y  ofise 250 m 8 damar multimode F/O outdoor tipi kablo çekilecektir.
3.2.2.5. Sistem Odasından z noktasina 200 m 8 damar multimode F/O outdoor tipi kablo çekilecektir.
6. Genel Şartlar
6.1. Firma, sipariş tarihi ile çalışır durumda teslim tarihi arası geçecek işin tamamlanma süresini teklifinde belirtecektir.
6.2. Teklifteki tüm kalemler birim fiyat ve miktarları ile belirtilecektir.
6.3. Anahtarlara, istenilen konfigürasyonda çalışır durumda tesliminden itibaren 12  ay süreyle bakım/onarım, yazılım güncelleme garantisi verilecektir.
6.4. ŞİRKET sipariş kesinleşinceye kadar, teklif edilen kalemlerde her türlü değişiklik (adet, metre, vb.) yapma hakkına sahiptir.
6.5. Teklif edilen tüm aktif donanımlar aynı marka olacaktır. Cisco ya da Nortel markası tercih edilecektir.
6.6. İş bitiminde Kat-6 kablolama sertifikası verilecektir.
6.7.  ŞİRKET diğer fabrika ve ofislerinde bu projede kabul edilen malzeme ve işçilik fiyatları esas alınarak bu iş de aynı firmaya yaptırabilecektir.
6.8. Garanti süresi içinde firma, herhangi bir arıza durumunda arıza bildirildiği andan itibaren mesai saatleri içerisinde en geç 4 iş saati içerisinde, mesai saatleri dışında ise 8 iş saati içerisinde arızadan önceki güvenli duruma getirecektir. Bu sürenin aşıldığı her saat için, santralin USD karşılığı toplam satınalma bedelinin %1‘i kadar ceza uygulanacaktır.
Ek 1. UTP ve F/O tahmini metraj  bilgileri,
Ek 2.   ağ bağlantı planı
Categories: Donanım

Network Attached Storage (NAS ) Mimarisi

August 23rd, 2008 Comments off

Varolan verilerimizi makinenin üzerinde takılı olan diskler haricinde merkezi bir yerde saklamak istediğimizde aklımıza iki adet çözüm gelmektedir.

 

1)      NAS (Network Attached Storage)

2)      SAN (Storage Area Network)

 

 

Bu çözümleri sunmakta olan pek çok üretici mevcuttur. (EMC, NetApp, HP, IBM vs.) Bu makalede marka ve modellerden öte temel mimariye değineceğim.

 

İş ve özel amaçlarda kullanılacak veri boyutlarının artmasıyla, disketlerden CD’lere, DVD’lere,Blu-Ray disklere, flash disklere, taşınabilir Harddisklere kadar geldik ve hatta bunların boyutları da gün geçtikçe artmaktadır. Özellikle iş amacıyla kullanılan verinin yeterince büyük herhangi bir ortamda saklanabilmesi ihtiyacının yanı sıra bu verileri diğer kullanıcılara da paylaştırma gereği ortaya çıktı. Network üzerinde merkezi bir lokasyonda sunucu ve/veya istemciden bağımsız bir şekilde saklanan verilerin paylaşıma açılabilmesi için NAS cihazları kullanılmaktadır.

 

NAS cihazı aslında LAN’a bağlı yüksek erişim hızında depolama yapabilen bir dosya sunucusudur. Genel kullanım için oluşturulmuş olan işletim sistemi, NAS cihazlarında sadece dosya paylaşımıyla ilgili işlemleri yapabilmek için sadeleştirilmiş, dosya I/O ‘ları (input/output) gerekli protokoller eklenmiş ve bu iş için optimize edilmiştir. . NAS Server olarak da adlandırılan bu cihazlara her ne kadar sonuna “Server”ibaresi ekleniş olsa da yanılıp veri depolayıp paylaşıma açmaktan daha başka özellikler (DNS Server, DHCP Server) kazandırmak mümkün değildir.

 

 

clip_image002

 
 

 

 

Bir NAS cihazı alttaki bileşenlerden oluşur.

 

  • Bir ya da daha fazla network kartı. (Örn: Gigabit Ethernet, Fast Ethernet, ATM vb.)
  • Network File Systems (NFS) ya da Common Internet File Systems (CIFS)
  • Patentli; Windows, Linux ya da Unix tabanlı işletim sistemi.
  • Fiziksel diskleri bağlayıp yönetmek için endüstri standardı protokoller (SATA,SCSI, Fibre Channel)

 

NAS Dosya Sistemleri : NFS ve CIFS  

 

NAS cihazları çoklu dosya servisi protokollerini desteklemekle birlikte bunların en genel olanları NFS ve CIFS’tir.

 

NFS; Sun tarafından geliştirilmiş olup Unix tabanlı işletim sistemleri tarafından kullanılır. Bilgisayarlar arası haberleşme için Remote Procedure Call (RPC; Microsoft’un çevirisine göre Uzak Yordam Çağrısı) servisini kullanır. Eğer dosya transferi için TCP/IP protocol yığını kullanılacaksa hem sunucuda hem de istemcide TCP/IP’nin kurulu olması gerekmektedir.  

CIFS ise Microsoft ‘un Server Message Block (SMB) protokolünün public yani halka açılmış varyasyonudur. SMB genellikle LAN’lerde kullanılır ve FTP ve HTTP gibi varolan Internet uygulama protokollerinin tamamlayıcısı olarak gösterilebilir.

 

CIFS protokolü ile Client’lar;

 

  • Local’deki ya da Server üzerindeki dosyalara erişip onlara read/write yapabilir.
  • Unicode dosya isimleri kullanılabilir.
  • Network hatalarında bağlantı otomatik olarak restore edilebilir.
  • Diğer clientlarla özel kilitlerle dosya paylaşabilir.��

 

CIFS ve NFS dosya sistemi protokollerinden bahsetmişken, IP,TCP, FTP network transfer protokollerinin bu resimdeki yerine birlikte bakalım.

 

 

clip_image004

 

OSI referans modeli farklı katmanlar arasında iletişimi sağlamak için ISO tarafından geliştirilmiş bir modeldir.

 

IP; network katmanındaki bir protokoldür. Paketlerin route edilebilmesi ve adresleme ve kontrol bilgilerini içerir

 

NAS’ta back-end bağlantısı çoğunlukla Fibre Channel (FC) bağlantısı ile; front-end/client bağlantıları ise genellikle TCP/IP protokol stack’i üzerinden yapılır. Herhangi bir client NAS sistemine erişmek istediğinde dosyayı direkt olarak talep eder. NAS sistemi bu talebi block seviyesindeki erişime dönüştürür ve istenen veriyi storage’dan alarak client’a tam bir dosya olarak verir.

 

Genel olarak I/O (input/output) işlemi şu sıralama ile ele alınır.

 

  • I/O istekleri; isteği yapan cihaz tarafından TCP/IP içine paketlenir, network’e yönlendirilir, network üzerinden NAS cihazına ulaştırılır.
  • NAS; protocol isteğini uygun fiziksel storage  isteğine dönüştürür ve işlemi fiziksel storage pool’una karşı gerçekleştirir.
  • Çağırılan data fiziksel storage pool’undan gelir, NAS tarafından işleme alınıp uygun dosya protokolü ile paketlenip yanıt verilir.
  • Bu yanıt TCP/IP içine paketlenir ve network üzerinde client’a iletilir.

 

NAS cihazlarının özelleştirilmiş yapısı sayesinde çoklu protokol yığınları aynı anda desteklenebilmektedir. Bu da farklı client protokolleri ile  (CIFS, NFS) aynı storage’a erişim sağlanmasına izin vermektedir.

 

 

            Bir NAS cihazı temel olarak aşağıdaki bileşenleri içerir.

 

  • Data movers/filers: Network ile file serverlar arasında data taşımasını sağlamak için gereklidir. Memory, network için portları (Ethernet) storage bağlantısı ile diğer genel server bileşenlerini içerir. Bunun yanında IP networklerinde kendi dosya sistemini desktop clientlara ve application server’lara paylaşıma açık storage aygıtı ve dosya sistemi olarak sunar ve kendi özel işletim sistemini kullanır.
  • Yönetim Arabirimi (Management Interface): NAS cihazını yönetmek ve konfigüre etmek için kullanılır.
  • Bağlantı (connectivity): NAS cihazının kafası back-end Fibre-channel Host Bus Adapter ‘e (HBA) bağlıdır.
  • Depolama (Storage): Yüksek performanslı ve RAID koruması ile high availability  sağlayan Storage’lar Integrated ya da Dedicated olabilir.

 

Integrated NAS Sistemi:  

 

clip_image006

 

 

Bu sistemde back-end storage direk olarak NAS kafasına bağlanmıştır. Buradaki NAS kafası arka tarafta duran storage’a ayrılmıştır ve başka herhangi bir server ile paylaşılmamaktadır. Integrated NAS çözümünün en önemli faydaları arasında kolay yönetim, backup özellikleri ile kritik dataların disk ve tape’lere yedeklenebilmesi, High Availability, düşük maliyet ve ölçeklendirilebilirlik gelmektedir.

 

 

Gateway NAS Sistemi  

 

 

clip_image008  

 

Bu yapıda back-end storage çeşitli apllication servers (uygulama sunucuları) tarafından paylaşılır. Bir NAS kafasına farklı back-end storage’lar bağlanabilmektedir. Bu sayede elinizdeki storage’ı kullabilir, farklı bir site’ta merkez ile asenkron ya da senkron çalışmasını sağlayabilirsiniz. Tabii bu senaryoda Gateway’in elinizdeki storage ile  uyumluluğun denetlenmesi gerekmektedir.

 
 

 

 

Kaynakça: EMC Student Documents, Wikipedia

Selim SELVEROĞLU

Categories: Donanım
UA-2825094-1 model ilanlari model ilanlari