magnify
Home Articles posted by Ugur BURMA
formats

Şirketleri bir günde 120 milyon dolar zarar ettirdi

Tarih 27 Mayıs 2010 yazar içinde Haber

Geçtiğimiz günlerde 30. yaşını dolduran PacMan isimli klasik oyunun yaş gününü kutlayan Google, logosunu Pacman’e ayırdı. Ancak logosunda PacMan’in fotoğrafını kullanmak yerine doğrudan oyunun kendisini kullanıcılarına sunan Google, dünya çapında birçok şirketin zarar etmesine yol açtı.


Google’ın klasik Pac-Man oyunun 30. yıl dönümü nedeniyle logosuna taşıdığı Pac-Man oyunu, milyonlarca kullanıcının da ilgisini çekti. Google’a giren birçok kullanıcı, arama yapmadan önce Pac-Man oynayarak anılarını tazeledi ve Pac-Man oynamanın keyfine vardı.


Buraya kadar anormal bir durum yok; ancak bu tabloyu dünya çapında değerlendirdiren bir araştırma şirketi, işverenlerin Google’ın Pac-Man sürprizinden pek de hoşnut olmadığını ortaya koydu.


RescueTime Blog, yaptığı araştırmada 11 bin kişilik geniş bir grubu rastgele bir şekilde ele aldı. Araştırmaya göre 21 Mayıs tarihinde Google’a giren bu kullanıcılar, Google’ın anasayfasında ortalama 36 saniye daha fazla zaman geçirdi.


Google’ın günlük 504 milyon 703 bin tekil ziyaretçisi olduğu düşünüldüğünde ve bu rakamın yüzde 75’inin Pac-Man logosunu görmezden geldiği hesaplandığında bile, Pac-man’in şirketlere 120 milyon dolarlık bir zarara neden olduğu anlaşılıyor. Elbette bu rakam çalışanın şirkete olan saatlik maliyetine göre değişiklik gösteriyor.


http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/14844897.asp?gid=373

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
Şirketleri bir günde 120 milyon dolar zarar ettirdi için yorumlar kapalı  comments 
formats

İşte ilk cep telefonu

Tarih 26 Mayıs 2010 yazar içinde Haber

İngiliz arşivciler, 1922 yılında kullanılan dünyadaki ilk cep telefonu görüntülerini ortaya çıkardı.


Siyah beyaz bir sessiz filmde iki Amerikalı kadın sokakta büyük açılır kapanır bir cep telefonu taşırken görülüyor.

Geleceğin teknolojilerinin yer bulduğu filmde, telefonu kullanan kadın, cep telefonunu önce bir kabloya sonra da yangın söndürücüye bağlıyor. Sonrasında ise şemsiyesini açarak telefon anteni yerine kullanıyor.

Filmi tarihin tozlu raflarından çıkaran British Pathe, bu ilginç filmdeki diğer teknolojik ayrıntıları inceliyor. Şirketin sözcüsü Mark Harris “Cep telefonu teknolojisinin olmadığı 90 yıl öncesinde bile bu teknolojinin en azından düşünce olarak var olduğunu görmek heyecan verici. Demek ki, sokakta yürürken cep telefonuyla konuşma fikri çok eski.”


http://www.britishpathe.com/record.php?id=26165


http://www.sabah.com.tr/Teknoloji/2010/05/26/iste_ilk_cep_telefonu

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
İşte ilk cep telefonu için yorumlar kapalı  comments 
formats

21 milyon bilgisayarı bekleyen büyük tuzak

Tarih 26 Mayıs 2010 yazar içinde Haber

Milyonlarca bilgisayarın baş düşmanı olan virüsler, gün geçtikçe daha da tehlikeli bir hal alıyor. Güvenlik yazılımını kullanmayan ya da yetersiz bir güvenlik çözümünü tercih eden kullanıcılar, farkında olmadan bir uyuruştucu şebekesinin parçası dahi olabiliyor. Dünyanın önde gelen güvenlik yazılımı şirketlerinden Kaspersky Lab’ın Türkiye Genel Müdürü Murat Göçe ile güvenlik programlarını ve 21 milyon kullanıcının bilgisayarına yerleşen ve yakın zamanda faaliyete geçecek olan Zeus tehlikesini konuştuk.


– Kaspersky dünyanın önde gelen güvenlik yazılımı üreticilerinden biri… Kaspersky, Türkiye’de hangi ürün yelpazesiyle kullanıcılarıyla buluşuyor; kısaca bahseder misiniz?


Bizim ürün çeşitliliği anlamında hemen herkese yönelik bir ürünümüz var. Bireysel ürünler, orta ölçekli ürünler ve son olarak büyük kurumlara yönelik olarak geliştirilen ürünler… Bireysel ürünler de örneğin bir mobil yazılım ürünü ve bunun dışında Kaspersky Anti-virus ve Kaspersky Internet Security yazılım paketleri olarak sıralanabilir. Kısacası her platformda müşterilerimize uygun bir ürünümüz var.


– Kaspersky ürünlerini dünya genelinde kaç kişi kullanıyor? Bize net bir rakam verebilmeniz mümkün mü?


Dünya çapında yaklaşık 300 milyon kişi Kaspersky ürünlerini kullanıyor. Ama bu rakama rağmen rakiplerimize göre en çok satan firma biz değiliz. Bunun nedeni ise ürünlerimizin crack’li (yasal olmayan şekilde) olarak kullanılması. Yani bu rakamın içinde crack’li bir şekilde ürünümüzü kullanan milyonlarca insan var. Bu rakama ise virüs güncellemelerini takip ederek ulaştığımızı söyleyebilirim. Yani şöyle de diyebiliriz: En çok satan biz değiliz, ama en çok kullanılan biziz…


SADECE ANTİ-VİRÜS YAZILIMINI KULLANMAK YETERLİ DEĞİL


– Bilgisayarlara sadece anti-virüs programı kurmak yeterli mi? Bunun dışında herhangi bir güvenlik çözümüne başvurmak gerekiyor mu?


Kullanıcıların bu konuda bilinçli olması son derece önemli. Kullanıcıya ne kadar iyi bir program kurarsanız kurun, gelebilecek isteklere bilinçsiz bir şekilde cevap veren(yani bilmediği kişilerden gelen mail’leri açan veya güvenilir olmayan bir kaynaktaki dosyayı çalıştıran) kullanıcı her zaman tehlikeye açıktır ve bu konuda güvenlik yazılımları hiçbir işe yaramaz. Bunun dışında kullanıcıların güvenlik duvarı, anti-virüs ve spyware yazılımlarını kurması ve bilgisayarlarına spam ve phishing saldırılarına karşı koruması gerekiyor. Bilgilerin güvenliği söz konusu olduğunda ise şunları söyleyebiliriz: Kullanıcıların verilerini bir şekilde yedeklemesi, kripto konseptini kullanan güvenlik araçlarını kullanması oldukça önemli. Bu sayede çalınan laptop’lardaki verilerin üçüncü kişilerin eline geçmesi dahi önlenebiliyor. 


– Geçtiğimiz haftalarda Kaspersky PURE paketinin lansmanını yaptınız. PURE’u kullanıcılar neden kullanmalı?


Normal anti-virüs programları sadece bilgisayarları virüslere karşı koruyor. Internet Security programları ise hacker saldırılarına, trojan’lere ve spam’lere karşı koruma sağlar. Kaspersky PURE ise bu bahsettiğimiz özellikler dışında yedekleme, gelişmiş ebeveyn kontrolü ve kripto kullanır. Ayrıca Pure paketinin içinde şifre yönetimi uygulaması da bulunuyor. Çünkü forumlarda veya internetteki birçok alanda kullanıcılar farklı şifreleri kullanabiliyor ve şifrelerin hatırlanması güç olduğundan kullanıcılara şifrelerini hatırlatacak bir şifre kasasının bulunması gerekiyor.


– Kripto konseptini biraz açabilir miyiz?


Diskinizi kriptoladığınız anda, bu diskiniz bir şekilde başkalarının eline geçerse (çalınması veya kaybolması durumunda) bilgilerinize üçüncü kişilerin erişmesi söz konusu değildir ve kullanıcıların bilgilerini maksimum oranda koruyan bir mekanizmadır. Pure, masaüstü ve laptop bilgisayarlarda bu korumayı sağlıyor.


ÜCRETSİZ GÜVENLİK YAZILIMLARINA ASLA GÜVENMEYİN


– Kaspersky’ın sunduğu güvenlik çözümleri dışında kullanıcılar ücretsiz olan antivirüs programlarını yoğun bir şekilde tercih ediyor. Ücretsiz antivirüs araçları bilgisayarları korumak için komple bir çözüm olabilir mi?


Bu hayatta hiçbir şey ücretsiz değildir. Bu ücretsiz yazılımların en masum görünenleri bile sizin e-mail bilgilerinizi alıp bir spam kaynağına satabilir. Örneğin Conficker virüsü de bu yolla yayılıp milyonlarca bilgisayara sızmıştı.


– Bütün ücretsiz güvenlik yazılımları için bu genellemeyi yapmak mümkün mü?


Anti-virüs işi bir araştırma/geliştirme işidir. Her gün binlerce virüs geliştiriliyor ve bu virüslere karşı güvenlik yazılımlarının anında çözüm üretmesi gerekiyor. Büyük araştırma/geliştirme ekiplerinin kurulması ve bu işe odaklı bir şekilde çalışması lazım. Ücretsiz bir yazılımın bu işlevi yerine getirebilmesi mümkün değildir. Çünkü ücretsiz yazılımların bu iş için ciddi bir yatırımda bulunması gerekiyor ve ücretsiz olduklarından bir gelir kaynakları da bulunmuyor. Zaten bu yazılımların veritabanlarına da baktığımızda tanıdığı virüs sayısı oldukça düşüktür. Ayrıca kripto konsepti, sandbox ve bunun gibi gelişmiş güvenlik fonksiyonları da bu araçlar da bulunmaz. Kısacası şöyle açıklayayım: Eğer bir program  yüzde 99 güvenlik sağlıyor ve geri kalanına bir şey yapamıyorsa, biz buna yüzde 100 güvensiz diyoruz. Yani ücretsiz güvenlik yazılımları hiçbir şekilde bilgisayarlara tam koruma sağlayamaz.


MAKSİMUM GÜVENLİK İÇİN BİLGİSAYARLARIN YAVAŞLAMASI KABUL EDİLEBİLİR


– Kullanıcıların bir kısmı, Kaspersky ürünlerinin bilgisayarları yavaşlattığını düşünüyor. Gerçekten de Kaspersky ürünleri bilgisayarların performansını düşürüyor mu?


Kaspersky güvenlik araçlarını kullanan bir bilgisayarı açarken, araç kendini günceller. Şöyle düşünmek lazım: Bilgisayarınızı bir saat boyunca kapalı tuttunuz ve bu sürenin akabinde bilgisayarınızı tekrar açtınız. O 1 saatlik süreçte binlerce virüs ortaya çıkabiliyor; haliyle sık sık yayınladığımız güncellemelerimizin de anında bilgisayarlara yüklenmesi gerekiyor. Bu nedenle açılırken bilgisayarlar biraz yavaşlayabiliyor. Çok hızlı açılan diğer güvenlik araçları ise bununla övünürler; ancak yeni virüslere karşı bilgisayarı taramadan geçirmemeleri ve güncellemeleri hızlı bir şekilde yüklememeleri kullanıcılar için büyük bir risktir. O yüzden güvenlik araçlarının mutlaka bilgisayarlar ilk açıldığında virüs taraması yaparak kendilerini güncelleştirmeleri gerekir. Bu süre internet bağlantı hızına ve bilgisayarın donanımsal özelliklerine göre değişebilir.


– Kullanıcılar yavaşlıktan şikayet ederken, özellikle şuna değiniyorlar: Kullanıcılar oyun oynarken Kaspersky araçları da bilgisayarın performansını düşürüyor. Haliyle kullanıcıların oyun keyfi pek de istedikleri gibi olmuyor. Kaspersky ürünleri gerçekten de buna sebebiyet veriyor mu?


Aslında böyle bir şey yok; belki çok eski sürümlerimizde bunu kullanıcılar yaşamış olabilir. Ancak bugün için böyle bir sorun bulunmuyor. Zaten ürünlerimizde “oyun modu” özelliği vardır. Bu özelliği aktive ederek oyuna girdiğinizde, Kaspersky hiçbir şekilde güncelleme ya da virüs taraması işlemini gerçekleştirmez. Böylece kullanıcılar yüksek performansla oyunlarını oynayabilir.


– Bir de “Kasmaski” isimli bir web sayfanız var. “Kasmaski” isminin “Kaspersky ürünleri bilgisayarların performansını düşürür” dedikodularına karşılık “kasmaz ki” sloganıyla kurulduğu söyleniyor; bu doğru mu?


Reklamın iyisi kötüsü olmaz elbette. Orada vurgulamak istediğimiz nokta, Kaspersky ürünlerinin bilgisayarları “kastığını” düşünen kullanıcıların o siteye girmesi ve Kaspersky ürünlerinin kasmaması için neler yapılması gerektiğini kullanıcıların öğrenmeleri… Yani Kaspersky ürünlerinde detaylı ayarlar var; bu ayarları değiştirdiğiniz taktirde zaten bilgisayarların yavaşlaması söz konusu değil.


BİR VİRÜSÜN BİLGİSAYARA BULAŞIP BULAŞMADIĞI NASIL ANLAŞILIR


– Bilgisayarına virüs bulaştığını bir kullanıcı nasıl anlayabilir? Virüsün bulaştığına dair ilk sinyalleri kullanıcılar nasıl görebilir?


İlk olarak kullanıcı, iyi bir antivirüs yazılımını bilgisayarına kurmuşsa endişelenmesine gerek yok. Ancak bir güvenlik yazılımı yoksa ya da yetersiz bir yazılım ise, virüsün bilgisayara kesinlikle bulaştığını anlamak her zaman mümkün değildir. Sadece bazı şüpheli hareketlere kullanıcıların dikkat etmesi gerekiyor. Mesela siz bilgisayarda hiçbir işlem yapmadığınız sırada bilgisayarınızın sürekli bir şeyler yapar ve CPU (işlemci) kullanım oranı maksimum seviyeye ulaşabilir. Buna bir virüs neden oluyor olabilir; ama kesin bir şey söylemek zor elbette. Ama iyi bir güvenlik programınız varsa ve bilgisayarınız kendi kendine bir şeyler yapıyorsa, bunu hemen kötüye yormamak gerekir; çünkü örneğin Seagate disklerde bilgileri düzenleme çalışması olabilir. Bunun dışında bilgisayarınızda gördüğünüz bir takım garip hareketler de virüsün işaretçisi olabilir. Şöyle ki, internet tarayıcınızla internette sörf yaparken sürekli kendi kendine açılan pencerelerin olması, bir pencereyi kapatırken diğerinin açılması gibi durumlar virüsten kaynaklanıyor olabilir.


– Windows Live Messenger anlık yazışma programını kullanan kullanıcılar, bazen hesaplarını açtığında bir arkadaşından içerisinde link (bağlantı adresi) olan bir ileti alıyor. Ancak aslında bu iletiyi gönderen o arkadaşı değil elbette.


Anlık mesajlaşma yazılımını kullanan kullanıcının diğer arkadaşlarına bu tür link’ler göndermesi, o kişinin bilgisayarına virüs bulaştığını gösterir. Ama bunlar, diğerlerine göre biraz daha iyi niyetli sayılabilir. Spy yani casus olarak adlandırdığımız bu tip durumlarda kullanıcıların reklam sayfalarına yönlendirilmesi amaçlanıyor. Ancak iyi bir antivirüs yazılımınız varsa bu tip bir tehlikeyle karşılaşmazsınız.


– Hacker’lar artık internet üzerinden zararlı kodları kurban bilgisayarlara yollayıp bilgisayarlarda ‘botnet’ ortamı yaratabiliyor. Botnet kavramından biraz bahsedebilir misiniz?


Bilgisayarınız bir hacker tarafından ele geçirilirse, bir şebekenin parçası olabilirsiniz. Yani sizin bilgisayarınız bir hacker tarafından bir zombi sistem haline getirilebilir. Bir noktadan botnet’e bağlı milyonlarca bilgisayar kontrol edilebiliyor.


21 MİLYON BİLGİSAYAR ZEUS TEHDİDİ ALTINDA


– Hatırladığım kadarıyla hacker’lar, botnet ortamına giren kullanıcıların bilgisayarlarını dahi satışa çıkarıyor.


Kesinlikle… 2008 yılında Kaspersky ile Belçika Polisi işbirliği yaptı ve 10 bin bilgisayarın bağlı olduğu bir botnet, bir Brezilya vatandaşına satılırken yakalandı. Şimdi de yeni bir botnet tehlikesi var: Zeus… Adı şu an için faaliyete geçmediği için pek anılmıyor; ancak tahminlerimize göre 21 milyon bilgisayarın Zeus’a bağlı olduğu sanılıyor.


– Henüz faaliyete geçmemişken Zeus’u yok etmenin bir yolu var mı?


Eğer daha önceden bir antivirüs programı o bilgisayarda yoksa ve Zeus o bilgisayara bulaşmışsa, artık yapılacak bir şey kalmamış demektir. Çünkü biz de dahil hiçbir güvenlik yazılımı şirketi onunla baş edemiyor. Bu durumda ancak bilgisayarın sabit diskine format atılarak Zeus’a bağlı olmaktan kurtulmak mümkün.


– Kullanıcı virüsün bilgisayarına bulaştığına emin olduğunda ne yapmalı?


İyi bir antivirüs yazılımı bilgisayarda bulunuyorsa, virüs taraması sırasında o virüs silinecektir. Bazı virüsler sistem açıkken temizlenemez durumda olur. Dolayısıyla sistemi güvenli mod’da başlatarak bir virüs taraması işlemi gerçekleştirilebilir. Kurtarma CD’si de yaratma şansınız var. Bu CD ile bilgisayarınızı başlattığınızda bilgisayarınızı eski haline döndürebilirsiniz.


– Özellikle USB hafıza ve harici diskler tam bir virüs yuvası oldu. Bu cihazlara virüsün bulaşmasını nasıl engelleyebiliriz? Bir USB hafızayı bilgisayara takar takmaz içerisindeki virüs bilgisayarlara bulaşabilir mi?


Autorun virüsünden dolayı bu şekilde virüsler bilgisayarlara tabii ki bulaşabilir. Biz Kaspersky ürünlerimiz ile, USB hafızalar bilgisayara takıldığında içerisinin otomatik olarak görüntülenmesini engelliyoruz. Yani siz USB hafızanızı taktığınızda “içeriğini tarayayım mı” şeklinde bir soru tümcesiyle karşılaşıyorsunuz. Bu şekilde sizin izninize bağlı olarak da bu USB hafızanın içeriğini güvenli bir şekilde görüntüleyebiliyorsunuz.


– Bir de keylogger’la ilgili kullanıcılar pek fazla bilgi sahibi değil. Keylogger nedir ve kullanıcılar için nasıl bir tehdit oluşturuyor?


Hacker’lar, kurban olarak seçtikleri bilgisayarlara keyloggler dediğimiz küçük programcıklar gönderir. Bu casus program, klavyeniz ile yaptığınız her şeyi dışarı iletir. Böylece mesela bankacılık işlemlerini internet üzerinden gerçekleştiren kullanıcıların klavyeleri ile girdikleri her şey, hacker’ların ekranına gelir.


SANAL KLAVYE SANILDIĞI GİBİ GÜVENLİ DEĞİL


– Sanal klavye bu sorunu ortadan kaldırıyor değil mi?


Sanal klavye için de aslında ciddi bir tehlike var: Hacker’lar sanal klavye kullanımında da kullanıcıların girdilerine ulaşabiliyor. Bunun için ise hacker’lar kurban kullanıcının monitöründeki ekran görüntülerini alarak bunu yapıyor. Örneğin farenizin imlecini sanal klavyedeki butonlara getirdiğiniz her saniye, hacker o ekranın onlarca kez görüntüsünü çoktan kaydetmiş oluyor. Hatta ekranın video’sunu çeken hacker’lar bile var. Bu görüntülerden faydalanarak da emeline ulaşabiliyor. Kaspersky olarak bizim sunduğumuz sanal klavyeyi kullandığınızda ise hacker’ların video veya ekranın görüntüsünü çekmesi engellenebiliyor. Yani internet bankacılığını kullanırken bile bankanın size sunduğu sanal klavyeyi değil, bizim ya da benzeri bir ürünü kullanıcılara sunan güvenlik yazılımlarının sanal klavyelerinin kullanılması gerekiyor.


İNTERNET BANKACILIĞINI KULLANIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİ


– İnternet bankacılığı artık kullanıcıların büyük bir bölümünün kullandığı bir hizmet. İnternet bankacılığını kullanırken kullanıcılar nelere dikkat etmeli?


Öncelikle bankaların internet bankacılığıyla ilgili uyarılarını okumak gerekiyor. Bu uyarılar şöyledir: Biz size hiçbir zaman şifre sormayız veya hiçbir zaman kimlik bilgilerinizi almayız gibi… Bir diğer önemli faktör de bankaya gelen bir mail’de bulunan link’i kullanmak yerine, her defasında bankanın adresini yazarak girmek… Ancak bu işin esas çözümü, Türkiye’de henüz tam anlamıyla uygulanmıyor olsa da, e-imza… e-imza olduğunda bu tip problemler tamamen ortadan kalkacaktır. Fakat bankalar nedense e-imzayı kullanma konusunda pek de istekli değil.


– E-imza’ya bankaların yanaşmamasının sebebi bankalara getirdiği ek maliyet mi?


Maliyetten ziyade bankalar, kullanıcıları yoracak işten kaçmayı yeğliyorlar. Yani kullanıcıları e-imza işlemleriyle korkutmak yerine,  bankalar yine bildiği yolu izlemekte yarar görüyor. E-imza olmadan tam anlamıyla banka güvenliğini sağlamak pek mümkün değil. E-imzayla birlikte şimdiki sistemin kullanılması durumunda banka güvenliği yüzde 100 sağlanabilir; en azından benim kişisel kanaatim bu yönde.


VİRÜS TEHDİDİ CEP TELEFONLARINI DA ETKİLİYOR


– Akıllı cep telefonları da artık bir bilgisayardan farksız ve internetteki tehliklere karşı en az bilgisayarlar kadar korunmaları gerekiyor. Sizin bu alanda bir çözümünüz bulunuyor mu?


Kaspersky Mobile Security isimli bir ürünümüz var. Bu ürünümüzü kısaca anlatmak gerekirse; bu güvenlik aracı sayesinde bilinen virüslerin telefonunuza bulaşma ihtimali yok. Masaüstü ve laptop bilgisayarlar için geliştirilen virüslerin sayısı sadece bir gün için 30 bini bulurken, mobil platformda ise bu rakam şimdilik 2 bin seviyelerinde bulunuyor. Ancak mobil platformdaki virüs sayısı son zamanlarda hızlı bir şekilde artış eğilimine girmiş durumda. Bir diğer sorun ise cep telefonlarının unutulması veya çalınması durumunda bilgilerin güvenliğinin ne olacağı sorusu… Telefonun kendisinden ziyade içerisindeki veriler oldukça kıymetli olabiliyor. Bu tip durumlara karşı biz de birkaç modül geliştirdik: Birincisi bu bilgileri şifreleyebilirsiniz; bu sayede cep telefonunuzu kullanan üçüncü bir kişinin verilerinizi görüntülemesi mümkün olmaz. Şifre özelliğini kullanmadan telefonunuzu çaldırdığınızı düşünelim: Çalan kişi telefonunuza kendi SIM kartını taktığı andan itibaren ise telefonunuzdan “bana XX numaralı SIM kart takıldı” şeklinde size bir SMS gelir. Bu dakikadan itibaren yapacağınız tek şey ise polise başvurmak… Ya da bunun yerine çalınan telefonunuza bir SMS göndererek o telefondaki tüm verilerinizi anında silebilir ya da telefonu çalışamaz hale getirebilirsiniz. Bir de GPS Watch tipi bir özellik var. Bu özellik ise GPS’i açık olan telefonunuzun bulunduğu yeri Google haritası üzerinden size gösteriyor. Ancak bu programın bazı şaşırtıcı özellikleri de var: Örneğin sizi sürekli arayan ve rahatsız eden bir numarayı engelleyebilir ve o numaranın size SMS göndermesinin önüne geçebilir. Bu yazılım ile çocuğunuzun güvenliğini de sağlayabilirsiniz. Şöyle ki, çocuğunuz cep telefonuna bir SMS gönderdiğinizde onun bulunduğu yeri harita üzerinden görebilme şansınız var. Veya bu yazılım ile çocuğunuzun, telefonuyla giremeyeceği sayfaları veya arayabileceği kişileri de belirleyebilmeniz mümkün.


VİRÜSLERİ ANTİ-VİRÜS FİRMALARI MI GELİŞTİRİYOR
– Sizi tenzih ederek söylüyorum;  genelde şöyle bir komplo teorisi vardır: Virüsleri anti-virüs programını üreten firmalar yaratır; sonra bu virüslere karşı da çözüm üretir. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?


Bu soruya iki şekilde cevap verebilirim: İlk olarak bu şekilde düşünenlere kanseri doktorlar, hırsızı da yargıçlar mı üretiyor diye sormak lazım. İkincisi ise günde 30 bin tane virüsün geliştirildiği bir ortamı düşünürsek, bu kadar virüsü bir antivirüs firmasının geliştirmeye zaten vakti olamaz. Aslında en etkili cevap şu olabilir: Antivirüs sektörü 15 yıldır var ve bu süre zarfında basına bu konuyla ilgili yansıyan hemen hiçbir haber yok. Mesela “Ben eskiden Kaspersky’de çalışıyordum ve virüsleri biz üretiyorduk” diye ortaya çıkan veya bu sebeple kovulan biri olmadı.


ANTİ-VİRÜS PROGRAMI OLMADAN BİR EROİN ŞEBEKESİNİN KURBANI BİLE OLABİLİRSİNİZ
– Bir anti-virüs yazılımının kullanılmaması kullanıcılar için veri kaybı dışında nelere mâl olabilir?


Eğer kullanıcıların bilgisayarında bir güvenlik yazılımı yoksa, o kişinin bilgisayarı botnet ağının bir parçası olabilir. Botnet’e giren bir bilgisayar ise artık hacker’ın kontrolündedir. Sırf bu nedenle çocukları cinsel yönden istismar eden video’ları bilgisayarınızda bulundurduğunuz veya bunun bir parçası olduğunuz gerekçesiyle polislerin kapınıza dayanması veya eroin şebekesinin içerisinde olduğunuz gerekçesiyle parmaklıklar ardına girmeniz işten bile değil; ki zamanında buna benzer olaylar da yaşanmış ve basına da yansımıştı.


http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/14829356.asp?gid=373

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
21 milyon bilgisayarı bekleyen büyük tuzak için yorumlar kapalı  comments 
formats

Microsoft’tan acı itiraf

Tarih 23 Mayıs 2010 yazar içinde Haber

Kısa süre öncesine kadar Windows Vista’yı her ortamda savunan Microsoft’un patronu Steve Ballmer, Vista’yla ilgili şaşırtıcı itiraflarda bulundu.



Bir üst düzey yöneticinin  kolay  kolay hatalarını kabul ettiğini görmüyoruz. Bu yüzden Microsoft’un CEO’su Steve Ballmer’ın açık yüreklilikle yaptığı itiraflar herkesi şaşırttı. Bu itirafların merkezinde ise, Microsoft’un başını çok fazla  ağrıtan  Windows Vista vardı.


Ballmer yaptığı bir konuşmada Vista’nın kendilerine çok zaman harcattığını ve sonucun tüm bu çabalara hiç değmediğini itiraf etti. Ballmer şunları söyledi: “Bu işi çok zorladık ve bu süreç esnasında  yenilik  geliştirebileceğimiz binlerce iş saatini boşa harcamış olduk ” diye konuşan Ballmer’ın bu sözleri muhtemelen pek çok Microsoft çalışanının hem fikir olacağı sözler.


VİSTA NEDEN BAŞARISIZ OLDU


Aslında Vista çok kötü bir işletim sistemi olmasa da, üst üste gelen hatalar ve şanssızlıkların da etkisiyle de   Microsoft   ‘un çok fazla başını  ağrıttı . Daha en başta ard arda gelen ertelemeler, 5 yıl sonunda XP’nin çok üzerinde ve sorunsuz bir işletim sistemi beklentisi yarattı. Fakat Vista ilk piyasaya çıktığında sorunsuz değildi. Basının bu duruma sert tepkisinin yanı sıra, Apple’ın Vista’nın tüm günahlarına saldıran reklam kampanyası da Vista’nın zor durumunu daha da zorlaştırdı.


Bir de Intel’in baskıları ile tam olarak uyumlu olmayan cihazların üzerinde boy gösteren “Vista Uyumlu” etiketlerinin yarattığı sıkıntılar tüm bu sorunlara eklenince, Ballmer’ın bu samimi itirafının ne kadar doğru olduğunu görmek mümkün.

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
Microsoft’tan acı itiraf için yorumlar kapalı  comments 
formats

Microsoft’a küçük dâhi

Tarih 19 Mayıs 2010 yazar içinde Haber

Henüz 9 yaşında olan Marco tam bir bilgisayar dâhisi. Marco’nun Windows 7 üzerine 312 sayfalık bir kitabı var.


Makedonyalı Marco Calasan, Microsoft’un son işletim sistemi Windows 7 üzerine 312 sayfalık bir kitabın yazarı, dört tane Microsoft sertifikasının sahibi ve sadece 9 yaşında… Dünyanın en genç Microsoft sistem mühendisi Marco Calasan, oluşturduğu internet televizyonu sistemiyle tüm ülkesine yayın da yapıyor. Üç dil bilen, dördüncü dili öğrenmeye çalışan Marco ise sıradan bir çocuk olduğunu ve arkadaşlarıyla oyun oynarken kafasındaki tüm bilgileri unuttuğunu söylüyor.
Marco, gelecek ay Karadağ’da kendi İnternet Protokol Televizyonu (IPTV) sistemiyle ilgili bir sunum yapacak. Marco, tüm Makedonya’ya yüksek kaliteli görüntü yayını yapan sistemini engellilerin de yararlanabileceği şekilde geliştirmiş. Üsküp’te bulunan Psikoloji Enstitüsü’nden Profösör Elena Achkovska-Leshkovska diğer ileri zekâlı çocuklardan farklı olarak Marco’nun duygusal ve sosyal becerilerinin de çok yüksek bir seviyede olduğunu belirtti.


http://www.milliyet.com.tr/microsoft-a-kucuk-dahi/yasam/haberdetay/19.05.2010/1239784/default.htm


 

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
Microsoft’a küçük dâhi için yorumlar kapalı  comments 
formats

Bilişim dünyasının yeni yıldızı

Tarih 11 Mayıs 2010 yazar içinde Haber

Birçok alanda mühendis yetişiyor. Bilgisayar mühendisi, makine mühendisi ve endüstri mühendisi gibi… Peki ama test mühendisini daha önce duymuş muydunuz? Son yıllarda yıldızı parlayan ve dünya genelinde şirketlerin yoğun bir şekilde istihdam ettiği test mühendisleri, şirketlerin yazılımsal hataları yapmasını engelleyerek şirketleri milyarlarca dolar zarardan kurtarıyor. Ancak Türkiye’de test mühendisliği oldukça yeni bir kavram ve bu alanda tam bir bilinç hakim değil.


Yazılım Test ve Kalite Derneği (Turkish Testing Board) tarafından 6-7 Mayıs tarihlerinde Dedeman Oteli’nde gerçekleştirilen Testİstanbul konferansı da işte bu anlamda oldukça önemliydi. Dünya genelinden büyük IT firmalarının katılım gösterdiği konferansta test yazılımları tartışıldı. Yazılım Test ve Kalite Derneği Başkanı Koray Yitmen’le test yazılımlarının Türkiye için önemini konuştuk.


– Önce Testİstanbul’dan bahsedelim isterseniz. Testİstanbul nedir? Bu konferansın toplanmasının amacı nedir?


Bilişim sistemleri her yere girdiği için hem gündelik hayatta hem iş hayatında artık bunun üzerinde yapılacak bir hatanın etkisi çok fazla olabiliyor. Bu nedenle son 5 yıldır özellikle Türkiye’de teste bir yatırım var. Bunun nedeni ise müşterinin önüne çıkmadan önce bu hataları yakalayıp müşteriye daha az sorunlu yazılımlar ya da hizmetler sunabilmek. Bu sebeple teste yatırım yapılıyor. Bu anlamda test mühendisleri görevlendirilmeye çalışılıyor; ancak sektöre bakıldığında bu konuda tam bir bilincin hakim olmadığını görüyoruz. Yani üniversitelerde bu amaç için test mühendisleri yetişmiyor ve bu konuda yeterli bir bilinç yok.


– Aslında test mühendisliği, Türkiye için çok yeni bir kavram değil mi?


Doğrudur; son birkaç yıldır bu kavramı daha sık işitmeye başladık. Bizim de ilk amacımız bu konferansla birlikte böyle bir kolu olduğunu, test mühendisliğinin belli kriterlerinin olduğunu göstermek ve uluslar arası düzeyde kabul edilmiş bir sertifikasyonunun olduğunu anlatabilmek. İkinci hedefimiz de bu konuya ilgi duyan, bu yönde yatırım yapan şirketleri ve profesyonelleri bir araya getirmek. İngiltere, Almanya, Kanada ve bazı Ortadoğu ülkelerinden konferansa katılımlar oldu. Elbette özellikle Ortadoğu’yu hedefliyoruz. Bu şekilde İstanbul’u da test köprüsü anlamında bir köprü haline getirebilmek ve Ortadoğu’nun merkezi konumuna dönüştürmek istiyoruz.


– Testİstanbul konferansına katılım ne düzeyde oldu?


Konferansın ilk gününde çok yoğun bir katılım oldu. İlk gün için 170 kişilik bir katılımın olacağını beklerken 250’ye yakın kişiyi ağırladık. Bu rakam bile insanların bu sektöre büyük bir ilgi gösterdiğini ve bu alanda bir beklentilerinin olduğunu ortaya koyuyor. 


– Bu konferans Türkiye için ne ifade ediyor? Daha önce buna benzer bir organizasyon Türkiye sınırları içinde gerçekleştirilmiş miydi?


Bu alandaki bir konferans Türkiye’de ilk kez gerçekleştiriliyor. Seneye Haziran ayı içinde de bu konferansı gerçekleştirmek ve bu konferansları her yıl düzenlemek niyetindeyiz. Bu konferansın Türkiye için anlamı ise şu: Türkiye, bilişim sektöründe kendine yer bulmak istiyor ve biz diyoruz ki, bilişim sektöründe kendini konumlandırabilmek öyle kolay bir iş değil. Bizim Hindistan ya da Çin kadar büyük bir alt yapımız ya da iş gücümüz yok. Onun yerine daha odaklı bir stratejiyle Türkiye’yi konumlandırmak daha anlamlıdır. Eğer bütün gücümüzü bir alana odaklayabilirsek, Türkiye test sektöründe dünyaya iyi hizmet veren bir ülke olabilir.


– Yazılım testi yazılım sektörü içinde son yıllarda hızla büyüyen bir alan. Yazılım testi tam olarak ne ifade ediyor?


Bir ürün ya da hizmetten faydalanırken bazı riskler alırsınız. Mesela EFT yapacaksınız, cep telefonunuza mesaj geliyor. Eğer üç dakika içinde cep telefonunuza mesaj gelmezse internet üzerinden EFT işlemini gerçekleştiremiyorsunuz. Bu performans testine bir örnekti. Ya da diyelim ki EFT yaptınız, fakat yanlış adrese gitti. Bunun da yanlış ya da doğru yere gidip gitmediğinin belirlenmesi için fonksiyonel testler yapılıyor. Yani kısacası yapmak istediğiniz işin gerçekten doğru ve zamanında gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak için bu testlerden faydalanılıyor.


– Test mühendisleri de bu doğrultuda çalışıyor sanırım


Evet, bu alanda çalışan insanlara test mühendisi diyoruz. Tabii test mühendisliğinin de kendi alanları bulunuyor. Örneğin performansla veya sadece otomasyonla uğraşan test mühendisleri var. Elbette bu ülkemizde yeni bir kavram ve Türkiye’de sadece test mühendisleri ve test takım lideri kavramlarını görüyoruz. Ancak 5 yıl içerisinde bu alan daha da dallanıp alt detaya inecektir.


– Peki Türkiye’de test mühendisliği için eğitim veren bir üniversite ya da kurum var mı?


Şu anda bildiğim kadarıyla test mühendisliğinin ODTÜ ve Ege Üniversitesi’nde 3 kredilik bir dersi var. Diğer bir deyişle test mühendisliği diye ayrı bir bölüm bulunmuyor. Biz dernek olarak uluslar arası eğitimler vermeye çalışıyoruz ve bu eğitimi şu ana kadar 1000’den fazla kişi aldı. Genelde başlangıç seviyesi olarak üç günlük bir eğitimle başlanıyor ve daha ileri bir seviyeye doğru ilerleniyor. Bu eğitime girip sınavları geçenlere uluslar arası sertifikalar veriliyor. Bu sertifikaların TOEFL gibi tüm dünyada geçerliliği bulunuyor.


– Türkiye’deki şirketler test mühendisliğine nasıl bakıyor? Bu mühendisleri istihdam ediyorlar mı?


Türkiye’de iki çeşit şirket var: Biri “vizyoner” şirketler; daha test aşamasında hatalar çıkmadan yatırım yapan ve bunun önemini bilen… Bir de sütten ağzı yanan ve operasyonları bir ya da iki gün süresince tıkanmış, milyonlarca dolar zarara uğramış şirketler var. Bu şirketler de “niye böyle oldu, daha önce önlemini almalıydık” diyerek geriye doğru bakıyorlar. Sektörde çok fazla test mühendisi açığı var ve bu alanda yetişmiş kalifiye eleman da ülkemizde pek bulunmuyor, ancak ilerleyen yıllarda bu durum değişecektir. Kısacası bu sektörün parlak bir geleceğinin olduğunu rahatça söyleyebiliriz.


– Yazılım testi dünya genelinde ne konumda?


Dünya geneline bakıldığında bu sektörde, sadece geçen sene %96 oranında bir büyüme gerçekleşti. Aslında IT ve yazılım sektörü büyüdükçe test sektörü de buna paralel olarak büyüyor. Çünkü bu alanların her birinin kombinasyonunu test etmek gerekiyor.


– Türkiye’de de son zamanlarda yazılım testi alanında ciddi bir kıpırdanma var değil mi?


Tabii. Telekom şirketlerinde 50 kişilik bir ekip, bankalarda 20-30 kişilik ekipler ve diğer şirketlerde de 10’ar ya da 5’er kişilik ekipleri görebilmek mümkün; ki bundan sadece 2-3 sene öncesinde bu rakamları söylemek gerçekten de imkansızdı.


– Test neden gerekli? Yazılımlar hangi test süreçlerinden geçiyor?


Test, hatanın maliyeti yüksek olduğundan, hatayı müşteri önünde düzeltme lüksümüz olmadığından ve rekabetin yoğun olmasından dolayı gerekli. O yüzden en iyi ürünle müşterinin karşısına çıkabilmeniz lazım. Test süreçlerine gelirsek, aslında yazılım testini bir bütün olarak ele almak lazım. Nasıl ki bir projenin planlama, uygulama ve hayata geçirme kısımları varsa test sürecinin de bu tip süreçleri mevcut. Ancak şunu söyleyebiliriz ki, testi son aşamada değil de projenin başından itibaren devam ettirmek gerekiyor.


– Hatalı yazılımcıların yol açtığı kayıplardan bahsedebilir misiniz?


Genelde projelere baktığımızda dünyada yüzde 90’ına yakını ya geç hayata geçiriliyor ya da proje bir şekilde iptal ediliyor. Bunların maliyeti ise sadece ABD’de 30 milyar doları buluyor. Olayı Türkiye’ye indirgeyecek olursak, bu rakamın en az 400-500 milyon doları bulduğunu söyleyebiliriz.


– Yazılım testi gerektiği gibi uygulanmadığı için mi şirketler bu yüksek rakamlarla karşılaşıyor?


Çıkan hataların düzeltilme maliyeti test süreci uygulanmadığından oldukça yüksek olabiliyor. Örneğin bir şirketin çağrı merkezinin bile hata nedeniyle aranıyor olması bir maliyettir.


– Peki şirketler bu ihtiyacın farkında mı?


Daha önceleri şirketler yazılım testini lüks olarak görüyordu; ancak günümüzde birçoğu artık bunun bir gereklilik olduğunun farkında ve bunun için ayrı bir bütçe belirlemeye başladılar.


– Yazılım testlerinin şirketlere maliyeti nedir?


Aslında yazılım testlerinin maliyetinden ziyade geri dönüşünü konuşmak daha doğru olur. Şirketlerin bunu bir lüks değil de yatırım olarak düşünmeleri gerekiyor. Dünyaya baktığımızda yazılım testlerine yapılan yatırımın geri dönüm oranı yüzde 300’leri buluyor. Bu şirket eğer bir bankaysa, daha kritik sistemleri olduğu için bu rakam yüzde 1000’lere kadar çıkabiliyor. Yani yazılım testini 1 koyup 3,5 aldığınız bir yatırım olarak da düşünebilirsiniz.


– Yazılım testi sıklığının ne oranda olması gerekiyor?


Risk ne kadar fazlaysa yazılım testi sıklığı da o oranda fazla olacaktır. Örneğin bir nükleer santral test ediyorsunuz. Bu tip bir durumda her yazdığınız kodu hayata geçmeden önce test etmeniz lazım. Bir banka veya Telekom şirketi için de benzer bir durum söz konusu. Ancak basit bir web sitesi tasarlıyorsanız, projenin 10’da 1’i kadar test kaynağı ayırmak yeterlidir.


– Yazılım testi en çok hangi sektörlerde önem kazanıyor?


Riskin ve rekabetin fazla olduğu Telekom ve finans sektörlerinde yazılım testi haliyle hayati bir öneme sahip.


http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/14676293.asp?gid=373


 

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
Bilişim dünyasının yeni yıldızı için yorumlar kapalı  comments 
formats

Windows Vista, Windows Server 2008 ve Windows 7 için Sistem Güncelleştirme Hazırlık Aracı

Tarih 27 Nisan 2010 yazar içinde Haber

 Windows Vista, Windows Server 2008 ve Windows 7 için Sistem Güncelleştirme Hazırlık Aracı’nın Açıklaması


Bu makalede Windows Vista, Windows Server 2008, Windows Server 2008 R2 ve Windows 7 tabanlı bilgisayarlar için Sistem Güncelleştirme Hazırlık Aracı açıklanmaktadır. Microsoft, güncelleştirmelerin ve diğer yazılımların yüklenememesine neden olabilecek belirli koşulları gidermek üzere Sistem Güncelleştirme Hazırlık Aracı’nı yayımladı. Bu aracı el ile çalıştırmanız gerekmez. Bu araç, çözümlenebilecek bir koşulun olduğu bilgisayarlara Windows Update aracılığıyla otomatik olarak sunulur.


Güncelleştirme bilgileri
Sistem Güncelleştirme Hazırlık Aracı karşıdan yüklendikten sonra, gelecekteki hizmet işlemlerini engelleyebilecek tutarsızlıklar için bir kez tarama yapar. Bu tarama işlemi genelde 15 dakikadan daha az zamanda tamamlanır. Ancak araç bazı bilgisayarlarda çok daha uzun süre çalışabilir. Windows Update ilerleme durum çubuğu tarama sırasında güncelleştirilmez ve ilerleme durumu bir süre boyunca %60 tamamlanmış gibi görünür. Bu beklenen davranıştır. Tarama devam etmektedir ve güncelleştirmeyi iptal etmemeniz gerekir.


Sistem Güncelleştirme Hazırlık Aracı, Windows Update Web sitesinden edinilebilir. Bu güncelleştirmeyi edinmek için şu adımları izleyin:
Başlat Bu resmi kapatBu resmi açdüğmesini tıklatın, Denetim Masası’nı tıklatın ve sonra Güvenlik’i tıklatın.
Windows Update altında, Güncelleştirmeleri denetle’yi tıklatın.


Önemli Bu güncelleştirme Windows Update tarafından yalnızca aracın çözümleyebileceği bir koşulun olduğu bilgisayarlara sunulur.


Sistem Güncelleştirme Hazırlık Aracı nedir?
Dosya verileri, kayıt defteri verileri ve hatta bellek verileri gibi sistem kaynakları, işletim sistemi çalıştığı sırada tutarsızlıklara neden olabilir. Bu tutarsızlıklar çeşitli donanım arızaları veya yazılım sorunları nedeniyle oluşabilir. Bazı durumlarda, bu tutarsızlıklar Windows hizmet deposunu etkileyebilir ve yazılım güncelleştirmelerinin çalışmamasına neden olabilir. Sistem Güncelleştirme Hazırlık Aracı bu tutarsızlıkları gidermeye çalışır.


Sistem Güncelleştirme Hazırlık Aracı ne yapar?


Sistem Güncelleştirme Hazırlık Aracı aşağıdaki kaynakların bütünlüğünü doğrular:
Aşağıdaki dizinlerde bulunan dosyalar:
%SYSTEMROOT%\Servicing\Packages
%SYSTEMROOT%\WinSxS\Manifests


Aşağıdaki kayıt defteri alt anahtarlarında bulunan kayıt defteri verileri:
HKEY_LOCAL_MACHINE\Components
HKEY_LOCAL_MACHINE\Schema
HKEY_LOCAL_MACHINE\Software\Microsoft\Windows\CurrentVersion\Component Based Servicing
Not Bu liste daha sonra güncelleştirilebilir.


Sistem Güncelleştirme Hazırlık Aracı hatalı bildirimleri, dosyaları veya kayıt defteri verilerini algılar ve hatalı verileri doğru sürümleriyle değiştirebilir.


Sistem Güncelleştirme Hazırlık Aracı hangi Windows Update yükleme hatalarını giderebilir?
Aşağıdaki tabloda, bir yazılım güncelleştirmesi yüklemeye çalıştığınızda alabileceğiniz hata iletileri listelenmektedir. Bu hatalar, Sistem Güncelleştirme Hazırlık Aracı tarafından giderilebilecek bir sistem tutarsızlığı nedeniyle oluşabilir. Ancak araç, bu hataların oluştuğu tüm durumları düzeltemeyebilir.


Kod       Hata  Açıklama 
0x80070002  ERROR_FILE_NOT_FOUND                                               Sistem belirtilen dosyayı bulamıyor. 
0x8007000D  ERROR_INVALID_DATA                                                    Veri geçersiz. 
0x800F081F  CBS_E_SOURCE_MISSING                                              Paket veya dosya kaynağı bulunamadı. 
0x80073712  ERROR_SXS_COMPONENT_STORE_CORRUPT                Bileşen deposu tutarsız bir durumda. 
0x800736CC  ERROR_SXS_FILE_HASH_MISMATCH                             Bileşenin dosyası, bileşenin listesinde bulunan doğrulama bilgisiyle eşleşmiyor. 
0x800705B9  ERROR_XML_PARSE_ERROR                                          İstenen XML verileri ayrıştırılamadı. 
0x80070246  ERROR_ILLEGAL_CHARACTER                                        Geçersiz karakterle karşılaşıldı. 
0x8007370D  ERROR_SXS_IDENTITY_PARSE_ERROR                          Kimlik dizesi yanlış biçimlendirilmiş. 
0x8007370B  ERROR_SXS_INVALID_IDENTITY_ATTRIBUTE_NAME        Kimlikteki özniteliğin adı geçerli aralık içinde değil. 
0x8007370A  ERROR_SXS_INVALID_IDENTITY_ATTRIBUTE_VALUE       Kimlikteki özniteliğin değeri geçerli aralık içinde değil. 
0x80070057  ERROR_INVALID_PARAMETER                                        Parametre hatalı. 
0x800B0100  TRUST_E_NOSIGNATURE                                                Konuda imza yoktu. 
0x80092003  CRYPT_E_FILE_ERROR                                                   Windows Update dosyayı okurken veya yazarken bir hata oluştu. 
0x800B0101  CERT_E_EXPIRED                                                           Gerekli sertifika, geçerli sistem saatiyle veya imzalı dosyadaki zaman damgasıyla doğrulanırken geçerlilik süresi dışındaydı. 
0x8007371B  ERROR_SXS_TRANSACTION_CLOSURE_INCOMPLETE   İşlemin gerekli üyelerinden biri ya da birkaçı yok. 


Deneyimli kullanıcılar için bilgi


Microsoft Yükleme Merkezi


Sistem Güncelleştirme Hazırlık Aracı’nı Microsoft Yükleme Merkezi’nden el ile yükleyebilirsiniz.


Windows Vista ve Windows Server 2008’e yönelik araçların geçerli sürümleri Eylül 2009’da yayımlanmıştır. Windows 7 ve Windows Server 2008 R2’ye yönelik araçların geçerli sürümleri Mayıs 2009’da yayımlanmıştır.


Günlüğe Kaydetme
Sistem Güncelleştirme Hazırlık Aracı bulduğu veya giderdiği sorunları kaydetmek üzere bir günlük dosyası oluşturur. Bu günlük dosyası aşağıdaki konumda bulunur:
%SYSTEMROOT%\Logs\CBS\CheckSUR.log
%SYSTEMROOT%\Logs\CBS\CheckSUR.persist.log


http://support.microsoft.com/kb/947821

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
Windows Vista, Windows Server 2008 ve Windows 7 için Sistem Güncelleştirme Hazırlık Aracı için yorumlar kapalı  comments 
formats

Türk işi teknoloji

Tarih 26 Nisan 2010 yazar içinde Haber

Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde, kahvede dizüstü bilgisayarla okey oynama dönemi başladı.


Zonguldak’ın Ereğli ilçesi Şamlar Köyü Esentepe Mahallesi’nde, Hüseyin Acar isimli kahvehane sahibi, yan yana bulunan işyerlerinden olan internet kafeye kablosuz modem bağlatınca köy teknolojiyle tanıştı. Kahvede çay içen köylüler, taş okey yerine oyun masalarında açtıkları dizüstü bilgisayarla internet okey oyunu oynuyor.


Köyde bulunan kablosuz ağ ve yaygınlaşan internet okeyi nedeniyle birçok köylü bilgisayar ve internette sörf yapmayı öğrendi. Yeni arkadaşlarla tanışmak için internet okeyini tercih ettiklerini anlatan Yaşar Orhan, Hüseyin Orhan ve Mehmet Okumuş isimli köylüler, bu durumdan çok keyif aldıklarını bildirdi. Köylülerden Yaşar Orhan, şöyle konuştu: “Taş okey oynarken taşları karıştırmamız, dağıtmamız ve istekaya dizmemiz gerekiyordu. Şimdi onlarla uğraşmıyoruz. Taşlardan çıkan yüksek ses galip olduğumuzda hoşumuza gitse de, çoğu zaman rahatsız ediyordu. Taş çalma gibi durumlar yaşanmıyor. Skor yanlışlığı gibi konular başta olmak üzere aynı masaya oturduğumuz arkadaşlarımızla da tartışmak zorunda kalmıyoruz. Kahve kültürümüzden vazgeçmeden hem bilgisayarı ve hem de interneti öğreniyoruz.”


Bilgisayarı ve interneti bilmemeleri nedeniyle zaman zaman zorlanan köylülerin yardımına gençler yetişiyor. Köye internet hizmeti getirdiği için kahvehane sahibine teşekkür eden köylüler, kullanıcısı arttığı saatlerde internet hızındaki düşüşten de yakınıyor.


http://www.sabah.com.tr/Yasam/2010/04/26/turk_isi_teknoloji

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
Türk işi teknoloji için yorumlar kapalı  comments 
formats

Facebook’un Google bitirme planı

Tarih 25 Nisan 2010 yazar içinde Haber

Ünlü sosyal iletişim ağı Facebook, yeni bir adımla Google’un bir adım önüne geçmeye hazırlanıyor.


Dünyanın en büyük sosyal iletişim ağı olan Facebook bu hedefe ulaşmaya yönelik yeni araç ve ürünlerini tanıttı. Bu internet araçları, Facebook kullanıcılarının, internette tarama yaparken arkadaşlarıyla iletişimde kalmalarına imkan veriyor.

BBC‘de yer alan haberde Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, internetin kısa süre öncesine dek kullanıcıların arkadaşlarını dahil edecek şekilde tasarlanmadığını ancak buna ihtiyaç olduğunu ve bunun izlerinin daha da fazla görülmeye başlandığını belirtti.

İnternet ağının bir dönüm noktasında olduğunu söyleyen Zuckerberg, bu yolun kullanıcıların internette arkadaşlarıyla beraber hareket etmesi, arkadaşlarının onlara kılavuzluk etmesi olduğunu anlattı.

Zuckerberg, bu yöntemi kullanıcıların “sosyal grafiği” diye tanımladı.

Facebook’un yeni araçları arasında en dikkat çekeni, ortaklıklarının olduğu web sitelerinde “Beğen” seçeneğinin sunulacak olması.

Bu seçenek, kullanıcılara girdikleri sitede fotoğraflardan haberler, giysilerden şarkılara beğendikleri ya da beğenmediklerini işaretleme olanağı veriyor.

Bu bilgi daha sonra Facebook’ta, aynı bireyler arasındaki bağlantılarda olduğu gibi, depolanıyor.

Aynı şekilde herhangi bir internet sitesi bu bireysel tercih bilgilerini alıp internet sitesini bireylere göre düzenliyor ve kişiselleştirilmiş sürümler sunuyor.

Ancak bütün bunlar ancak kullanıcı Facebook oturumunu açık bırakırsa gerçekleşiyor.

GigaOM.com adlı teknoloji bloğunun kurucusu Om Malik, BBC’ye yaptığı açıklamada bunun Facebook ile Google arasındaki savaşı ortaya koyduğunu söyledi.

Malik ayrıca gizlilik haklarının nasıl korunacağı konusunda çekinceleri olduğunu belirtti.

Facebook’un kamu politikaları ve iletişiminden sorumlu başkan yardımcısı Elliot Schrage ise mevcut gizlilik korumalarında herhangi bir değişiklik planlamadıklarını belirtti.


http://www.milliyet.com.tr/facebook-un-google-bitirme-plani/ekonomi/sondakika/25.04.2010/1229206/default.htm


 

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
Facebook’un Google bitirme planı için yorumlar kapalı  comments 
formats

İnternetteki yasaklar kalkıyor mu?

Tarih 25 Nisan 2010 yazar içinde Haber

İnternet Erişim Engelleme ve 5651 Sayılı Kanun Çalıştay’ından çığır açacak kararlar çıktı


Tüm katılımcıların  3 gün boyunca, sabahtan akşama kadar büyük bir özveri ile çalıştığı “Erişim Engelleme ve Bilişim Suçları” konularında devrim niteliğinde bir referans karar metni çıkarıldı. Tespit edilen 94 madde üzerinde 3 gün boyunca çalışan, 40 farklı kurumdan 65 kişinin oluşturduğu sonuç belgesi de “Kartepe Kriterleri” başlığı ile yayınlandı.
Çalıştaya katılan 40 farklı kuruluştan 65 kişinin arasında yer alan hakim, savcı, yargı mensupları, devlet çalışanları ve ilgili kurum çalışanları ifade özgürlüğünün ana kriter olmasında hem fikirdi. Bir yandan çocuk pornosu, terör, katalog suçlar gibi sorunlarla mücadele edilmesi gerekirken bir yandan da kullanıcının haklarını kısıtlamadan bilinçli internet kullanımı sağlamak için temel kuralları oluşturmak o kadar da kolay değildi. Sonuç olarak en büyük sorunun “çocuk pornosu” olduğunda herkes uzlaştı. Bir diğer önemli nokta da başta yargı mensupları olmak üzere kimsenin sitelerin toptan erişiminin kapatılmasını istememesiydi. İleride yapılacak bir Bilişim Kanunu’na rehber olabilme niteliği taşıyan kararları aşağıda sizlerle paylaşıyorum.
Yarın ayrıca genel gözlem ve izlenimlerimi yazacağım ama şunu ifade etmek isterim ki bu çalıştayın bana öğrettiği en önemli şey ülkemizde çok kıymetli, saygıdeğer kişilere sahip olduğumuz ve onların değerini bilip sahip çıkmamız desteklememiz gerektiğidir. Sanılanın aksine hakim, savcı ve diğer yargı mensuplarının en büyük özgürlük taraftarları olması önyargının ne kadar kötü bir tutum olduğunu hatırlayıp utanmama neden olduğunu itiraf etmeliyim. Aranızda bana Youtube yasağı örneğini hatırlatanlar olacaktır. Merak etmeyin bu konuyu ayrı bir haber konusu olarak en kısa zamanda ele alacağım zira hiçbir şey bizlere yansıtıldığı veya diğer bir deyişle pazarlandığı gibi değil.
Sonuç olarak, Türkiye Bilişim sektöründe Dünya’daki sayılı isimler arasında olma yolunda ilerliyor ve bunu Bilişim Hukuku konusunda atılacak adımlar da takip edecektir.
 
2.İnternet İçerik Düzenleme” Çalıştay’ının sonunda yapılan çalışmalar çerçevesinde hazırlanan ve yayınlanan “Kartepe Kriterleri” şöyle:


KARTEPE KRİTERLERİ


20 –22 Nisan 2010 Kartepe / Kocaeli


Bu çalıştayın katılımcılarının çoğunluğuyla, İnternetin insanlığın önünde yepyeni ufuklar açtığını hatırlayarak, internetin bilginin ve fikirlerin özgürce dolaşması için etkin bir araç olduğunu, bu aracın kullanılmasında anonimlik ve mahremiyetin korunması gereken değerler olduğunu gözeterek, internetin kötüye kullanılarak bireysel hak ve özgürlüklere zarar verebileceğini de gözönüne alarak, internetle ilgili kısıtlamaların temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunmadan sadece evrensel hukuka uygun kanunlarla ve yargıç kararıyla mümkün olabileceğinin altını çizerek;


Aşağıda sayılan temel ilkeleri kamuoyuna açıklamayı kendilerine görev bilmişlerdir.


İLKE 1 – İnternette fikir ve düşüncelerin yayılmasında büyük rol oynayan Web 2.0 siteleri (bloglar, forumlar, video siteleri, sosyal ağlar vs) çok sesliliğin ve demokrasinin bir parçası olarak anlaşılmalıdır.


İLKE 2- İnternetin tüm aktörleri, öncelikle özdenetim mekanizmasını (proaktif müdaheleler) işletmeli, hukuka aykırı içeriklerin önlenmesi için “Uyar – Kaldır” prensibini de benimsemelidir. Kamu otoritesi, özdenetim mekanizmalarını ve sivil inisiyatifleri desteklemelidir.


İLKE 3 – Erişim engelleme kararları, ön inceleme raporu ve hukuki gerekçeleriyle birlikte sadece yargıç kararıyla mümkün olmalı, bu kararlara itiraz prosedürü hızlı ve etkin olarak yapılandırılmalıdır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, kanunla açıkça yetkili kılınmış merci veya Cumhuriyet Savcısı tarafından verilebilecek erişim engellenmesi kararları, 24 saat içerisinde yargıç onayına sunulmalı. Onaylamama halinde erişimin engellenmesi kendiliğinden kalkmalı


İLKE 4 – Erişim engelleme kararları, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri gözetilerek, ancak ve ancak son çare (ultima ratio) olarak bir koruma tedbiri olarak görülmelidir.


İLKE 5 – İnternet sitelerine erişimin engellenmesi kararlarının yerine getirilmesi TİB tarafından sağlanmalıdır ve ilgili mevzuat düzenlenmesi yapılmalıdır. Erişim engelleme kararlarında ve engellenen sitelerin girişinde, engelleme sebebi, gerekçesi, tedbirin süresi ve itiraz prosedürü açıkça belirtilmelidir.


İLKE 6 – 5651 sayılı yasada öngörülen katalog suçların kapsamı yeniden değerlendirilmelidir.


İLKE 7- Bir internet sitesinin tamamına erişimi engellemek yerine, sadece zararlı ve hukuka aykırı içeriklerin engellenmesi yoluna gidilmesi ve bu içerikleri oluşturanların yargılanması sağlanmalıdır. İnternetin Uluslar arası karakteri gözönüne alınarak diğer ülkelerle işbirliğine gidilmeli, Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesi imzalanması konusunda çalışmalar hızlandırılmalıdır.


İLKE 8 – Erişim ve yer sağlayıcı tarafından tutulan trafik kayıtlarının doğruluğunu, değiştirilmezliğini ve bütünlüğünü sağlayacak tedbirler alınmalı, bu kayıtların sadece adli makamlarca ve delil elde etmek amacıyla sınırlı olmak üzere gizliliği sağlanmalıdır.


İLKE 9 – İnternet’in özgür doğası dikkate alınarak, İnternet medyasının tanımlaması yapılmalı, getirilen kriterler eşliğinde internet medyası, basına tanınan cezai sorumluluk ve dava sürelerine ait hak ve özgürlüklerden tamamen yararlanabilmelidir.


İLKE 10 – Devletin internet konusundaki ana görevi, topluma ilköğretimden itibaren eğitim vermek ve bilinçlendirme yapmakla sınırlı olmalıdır. İnternetteki zararlı içeriklerden çocukların korunması amacıyla, uzmanlar tarafından içerik sınıflandırması yapılmalı ve aileler ücretsiz çocuk filtresi kullanması yönünde özendirilmelidir.


İLKE 11 – Çocuk Pornografisi çok önemlidir. Sadece 5651 ile sınırlı kalmamalıdır. Daha özel bir düzenleme yapılmalıdır.


İLKE 12 – İnternet ortamında işlenen suçlarda açıkça yetki düzenlemesi yapılmalıdır. Yargıda uzmanlaşamaya önem verilmeli, bilirkişilik müessesesi daha işlevsel hale getirilmelidir. Kurumlar arası işbirliği tanımlanmalıdır.


İLKE 13 – Uygulamacıların eğitimi ve farkındalığı sağlanmalı


Kartepe kriterleri olarak yayınlanan bu kriterler katılımcıların çoğunluk görüşünü yansıtmakta olup bazı maddelerde değişik katılımcıların itirazı mevcut olabilir. (Selin Kunt – Ht Ekonomi)


http://www.milliyet.com.tr/internetteki-yasaklar-kalkiyor-mu-/ekonomi/sondakika/25.04.2010/1229570/default.htm


 

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
İnternetteki yasaklar kalkıyor mu? için yorumlar kapalı  comments 
© Hakan Uzuner
credit