magnify
Home Articles posted by Rahmi DILLI
formats

Man Infects Himself with (Computer) Virus – İnsana bilgisayar virüsü -human computer virus

Tarih 27 Mayıs 2010 yazar içinde Haber

 Ufak iyi huylu bir virüsü(RFID’li chip) bileğine yerleştirip bu chip ile okuma laboratuvarında ve cep telefonuna erişim sağlayabiliyor.

Gasson ve meslektaşları bu chip için bir virus yazıp chip’in içine gömdüler. Gasson bu chiple laboratuvara girdiğinde kolundaki chipteki virus bilgisayarların(RFID ile)  database’ine yazdırabildi ve kendiğini yaymaya başladı.

We are one step closer to the future: a British scientist has become
the first human being to contract a computer virus.

Yep, you heard that right. Dr. Mark Gasson, a cybernetics expert at
the University of Reading, deliberately infected himself (by way of an
RFID chip implanted in his wrist) with a benign
computer virus. This was part of an experiment designed to show how
implantable bionic devices are susceptible to computer viruses.

http://www.pcworld.com/article/197294/man_infects_himself_with_computer_virus.html?utm_source=twitterfeed&utm_medium=twitter&utm_campaign=Computer+Virus+for+PCDataSecurity

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
Man Infects Himself with (Computer) Virus – İnsana bilgisayar virüsü -human computer virus için yorumlar kapalı  comments 
formats

Siz çocuk koltuğu aldınız mı? – çocuk koltuğu yasal zorunluluk araba

Tarih 25 Mayıs 2010 yazar içinde Haber

 Bebekler dahil 36 kiloya kadar olan çocuklar için araç koltukları 1
Haziran’dan itibaren zorunlu oluyor!..

 

Bebekler dahil 36
kiloya kadar olan çocuklar için araç koltukları 1 Haziran’dan itibaren
zorunlu oluyor!..

Karayolları Trafik Yönetmeliği’ne göre
çocukların, otomobillerde çocuk koltuğunda yolculuk etmeleri 1
Hazirandan itibaren zorunlu hale gelecek. Bu uygulama, oto koltuğu
pazarının 2010 yılında 3 kat büyümesini sağlayacak. Chicco Türkiye Satış
ve Pazarlama Direktörü Erkin Ültanır, Karayolları Kanunu’na dayanılarak
çıkarılmış Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150. maddesine göre,
araçlarda 150 santimetreden kısa ve 36 kilogramın altındaki çocuklarda,
ağırlığına uygun çocuk bağlama sistemlerinin kullanılmasının zorunlu
hale geleceğini söyledi. Bu zorunluluğun 1 Hazirandan itibaren geçerli
olacağını belirten Ültanır, uygulama sayesinde çocukların daha güvenli
seyahat edeceğini ve muhtemel kazalarda ölüm ve yaralanmaların önüne
geçileceğini bildirdi.

Yüzde 3’ü kullanıyor

Erkin
Ültanır, ülkede yılda ortalama 40 bin oto koltuğu satıldığını dile
getirerek, Türkiye’de her yıl 1 milyon 200 bin bebeğin dünyaya geldiği
dikkate alındığında, oto koltuğu kullanım oranının yüzde 3’lerde
kaldığını vurguladı. Yapılan bazı açıklamalarda, ülkedeki çocuk oto
koltuğu kullanım oranının yüzde 20 civarında olduğunun ifade edildiğini
belirten Ültanır, şöyle devam etti: “Bazı kişilerin açıklamalarını ve
araştırmalarını bir daha gözden geçirmelerini tavsiye etmek isterim.
Bahsedilen yüzde 20’lik oran, çocukların oto koltuğu kullanımının
yanında otomobillerdeki emniyet kemeri kullanımını da kapsar. Ülkemizde
her yıl ortalama 1 milyon 200 bin bebek doğuyor ve her bebek doğumuyla
birlikte potansiyel bir oto koltuğu kullanıcısı haline geliyor. Buradan
yola çıkarak yaptığımız hesapla ülkemizde 8 milyon civarında çocuk, oto
koltuğu kullanmıyor.” Ültanır, çocuk oto koltuğunun kullanımının zorunlu
hale gelmesinden sonra 2010 yılında oto koltuğu pazarının 3 kat kadar
büyüyeceğini öngördüklerine işaret ederek, önümüzdeki 4 yılda oto
koltuğu pazarının ebeveynlerin bilinçlenmesi ve denetimlerin de
katkısıyla 10 katına kadar çıkmasının beklendiğini söyledi. Çocuk oto
koltuğu satışının önümüzdeki 3 yıl içinde 120-150, 10 yılda ise 400-500
bin adete çıkacağına dikkati çeken Ültanır, 10 yıl içinde pazarın, 50
ile 70 milyon avro seviyesine ulaşacağının tahmin edildiğini kaydetti.

Ölüm
riskini yüzde 70 azaltıyor

Avrupa Birliği’ne (AB) üye
bütün ülkelerde oto koltuğu kullanımı zorunlu. ABD’de de eyaletten
eyalete değişiyor. AB ülkelerinde, Amerikan standartlarıyla üretilmiş
oto koltuğu satışı yasak. Türkiye’de de yeni kanunla birlikte, Avrupa
standartlarına uygun oto koltuğu satışına izin verilecek. Testler
sonucunda oto koltukları standartlara uygunluklarına göre 1 ile 5 yıldız
arasında değerlendiriliyor. 5 yıldız çok da sık rastlanan bir derece
olmasa da 4 yıldız, bir oto koltuğunun satın alınabilmesi için yeterli
bir derece. Trafik kazalarında çocuğun ölüm ya da yaralanma riskini
yüzde 40 ile 70 azaltıyor.

FİYATLAR

– 9
ile 8 kilo arasında: 300 ile 1200 TL.

– 15 ile 36 kilo arasında:
330 ile 1100 TL.

– Booster Yükseltici: 60 ile 200 TL

 

http://www.internethaber.com/siz-cocuk-koltugu-aldiniz-mi–255010h.htm

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
Siz çocuk koltuğu aldınız mı? – çocuk koltuğu yasal zorunluluk araba için yorumlar kapalı  comments 
formats

Siz çocuk koltuğu aldınız mı? -Yasal zorunluluk çocuk koltuğu araba

Tarih 25 Mayıs 2010 yazar içinde Haber

 Bebekler dahil 36 kiloya kadar olan çocuklar için araç koltukları 1
Haziran’dan itibaren zorunlu oluyor!..

 

Bebekler dahil 36
kiloya kadar olan çocuklar için araç koltukları 1 Haziran’dan itibaren
zorunlu oluyor!..

Karayolları Trafik Yönetmeliği’ne göre
çocukların, otomobillerde çocuk koltuğunda yolculuk etmeleri 1
Hazirandan itibaren zorunlu hale gelecek. Bu uygulama, oto koltuğu
pazarının 2010 yılında 3 kat büyümesini sağlayacak. Chicco Türkiye Satış
ve Pazarlama Direktörü Erkin Ültanır, Karayolları Kanunu’na dayanılarak
çıkarılmış Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150. maddesine göre,
araçlarda 150 santimetreden kısa ve 36 kilogramın altındaki çocuklarda,
ağırlığına uygun çocuk bağlama sistemlerinin kullanılmasının zorunlu
hale geleceğini söyledi. Bu zorunluluğun 1 Hazirandan itibaren geçerli
olacağını belirten Ültanır, uygulama sayesinde çocukların daha güvenli
seyahat edeceğini ve muhtemel kazalarda ölüm ve yaralanmaların önüne
geçileceğini bildirdi.

Yüzde 3’ü kullanıyor

Erkin
Ültanır, ülkede yılda ortalama 40 bin oto koltuğu satıldığını dile
getirerek, Türkiye’de her yıl 1 milyon 200 bin bebeğin dünyaya geldiği
dikkate alındığında, oto koltuğu kullanım oranının yüzde 3’lerde
kaldığını vurguladı. Yapılan bazı açıklamalarda, ülkedeki çocuk oto
koltuğu kullanım oranının yüzde 20 civarında olduğunun ifade edildiğini
belirten Ültanır, şöyle devam etti: “Bazı kişilerin açıklamalarını ve
araştırmalarını bir daha gözden geçirmelerini tavsiye etmek isterim.
Bahsedilen yüzde 20’lik oran, çocukların oto koltuğu kullanımının
yanında otomobillerdeki emniyet kemeri kullanımını da kapsar. Ülkemizde
her yıl ortalama 1 milyon 200 bin bebek doğuyor ve her bebek doğumuyla
birlikte potansiyel bir oto koltuğu kullanıcısı haline geliyor. Buradan
yola çıkarak yaptığımız hesapla ülkemizde 8 milyon civarında çocuk, oto
koltuğu kullanmıyor.” Ültanır, çocuk oto koltuğunun kullanımının zorunlu
hale gelmesinden sonra 2010 yılında oto koltuğu pazarının 3 kat kadar
büyüyeceğini öngördüklerine işaret ederek, önümüzdeki 4 yılda oto
koltuğu pazarının ebeveynlerin bilinçlenmesi ve denetimlerin de
katkısıyla 10 katına kadar çıkmasının beklendiğini söyledi. Çocuk oto
koltuğu satışının önümüzdeki 3 yıl içinde 120-150, 10 yılda ise 400-500
bin adete çıkacağına dikkati çeken Ültanır, 10 yıl içinde pazarın, 50
ile 70 milyon avro seviyesine ulaşacağının tahmin edildiğini kaydetti.

Ölüm
riskini yüzde 70 azaltıyor

Avrupa Birliği’ne (AB) üye
bütün ülkelerde oto koltuğu kullanımı zorunlu. ABD’de de eyaletten
eyalete değişiyor. AB ülkelerinde, Amerikan standartlarıyla üretilmiş
oto koltuğu satışı yasak. Türkiye’de de yeni kanunla birlikte, Avrupa
standartlarına uygun oto koltuğu satışına izin verilecek. Testler
sonucunda oto koltukları standartlara uygunluklarına göre 1 ile 5 yıldız
arasında değerlendiriliyor. 5 yıldız çok da sık rastlanan bir derece
olmasa da 4 yıldız, bir oto koltuğunun satın alınabilmesi için yeterli
bir derece. Trafik kazalarında çocuğun ölüm ya da yaralanma riskini
yüzde 40 ile 70 azaltıyor.

FİYATLAR

– 9
ile 8 kilo arasında: 300 ile 1200 TL.

– 15 ile 36 kilo arasında:
330 ile 1100 TL.

– Booster Yükseltici: 60 ile 200 TL

 

http://www.internethaber.com/siz-cocuk-koltugu-aldiniz-mi–255010h.htm

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
Siz çocuk koltuğu aldınız mı? -Yasal zorunluluk çocuk koltuğu araba için yorumlar kapalı  comments 
formats

Superonline 3 Film Kanalı Sunmaya Başladı- 2 ay ücretsiz

Tarih 25 Mayıs 2010 yazar içinde Haber

 Hollywood yapımı macera filmleri, animasyonlar, korku filmleri, Oscarlı filmler, ustalardan seçmeler ve “ölmeden önce mutlaka izlemeniz gereken 1001 film”, Superplay’in üç yeni film kanalında HD kalitesinde, bugünden itibaren sunulmaya başlandı. Filmler 2 ay ücretsiz izlenebilecek.

Hollywood yapımı macera filmleri, animasyonlar, korku filmleri, Oscarlı filmler, ustalardan seçmeler ve “ölmeden önce mutlaka izlemeniz gereken 1001 film”, Superplay’in üç yeni film kanalında HD kalitesinde, bugünden itibaren sunulmaya başlandı. Filmler 2 ay ücretsiz izlenebilecek.

HD LigTV yayınlarını, bir süredir internet üzerinden sunan Superonline, FilmClub ile film keyfini HD kalitesinde kullanıcılarına sunuyor. Superonline, SuperPlay ile FilmClub1’de; macera, animasyon, korku ve Türk filmlerini; FilmClub2’de, kaçırılan filmlerin tekrarını; Club1001’de ise “Ölmeden önce mutlaka izlenmesi gereken filmler”i sinema tutkunlarıyla HD kalitesinde buluşturuyor.

http://turk.internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=27814

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
Superonline 3 Film Kanalı Sunmaya Başladı- 2 ay ücretsiz için yorumlar kapalı  comments 
formats

Google Akıllı TV Hizmeti Başlatıyor

Tarih 25 Mayıs 2010 yazar içinde Haber

Google set top box’ına sahip televizyonlar, aynı zamanda web erişimine ve uygulama indirilebilmesine olanak tanıyacak. Gelecek sonbahara kadar piyasada olması beklenen televizyonları Sony üretecek. Logitech, Intel ve Sony, Google TV Platformu’nu Sunmak İçin Bir Araya Geliyor.

‘Arama Devi’, canlı yayını web ile buluşturan yeni bir televizyon anlayışı geliştiriyor. Servisle, hem canlı yayınlardan, hem de YouTube benzeri paylaşım platformlarından içerik aramak mümkün olacak.

Google set top box’ına sahip televizyonlar, aynı zamanda web erişimine ve uygulama indirilebilmesine olanak tanıyacak. Gelecek sonbahara kadar piyasada olması beklenen televizyonları Sony üretecek. Video izlemenin mobil cihazlar ya da bilgisayardan değil, televizyonlardan yapılması gerektiğini belirten Sony yetkilisi Rishi Chandra, bunun nedenini görüntü kalitesi ile izah ediyor.

Chandra’nın, verdiği bilgilere göre, dünya üzerinde halihazırda 4 milyara yakın tv izleyicisi var. Sadece, ABD’de tv reklamları için harcanan paranın 70 milyar dolar olduğu sanılıyor.

Analistler, Google’ın akıllı tv platformuna yönelmesini, buradaki milyarlarca dolarlık reklam pastasıyla izah ediyorlar. Daha önce de tv ile web’i birbirine entegre etme girişimlerinin olduğunu kaydeden gözlemciler, bunların beklenen başarıları yakalayamadıklarını belirtiyorlar. Geçmişteki başarısızlıkların, kısmen de olsa kaliteli yayın ve içerik eksikliklerinden kaynaklandığı yorumunu yapan gözlemciler, bu durumun son dönemde belirgin bir biçimde değiştiğini ifade ediyorlar.

Bazı teknoloji üreticileri Google’ın projesine destek vereceklerini açıkladılar. Firefox web tarayıcılarının üreticisi durumundaki Mozilla, sunacağı ücretsiz bir yazılımla Google’ın formatını destekleyeceğini duyurdu.

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
Google Akıllı TV Hizmeti Başlatıyor için yorumlar kapalı  comments 
formats

IBM Güvenlik Konferansında Virüslü USB Dağıtmış

Tarih 25 Mayıs 2010 yazar içinde Haber

IBM firması Avustralya’da her yıl düzenlenen
AusCERT güvenlik konferansı etkinliği sırasında katılımcılara virüs
bulaşmış bir USB dağıttığı için konferansa katılanlara özür mektubu
yolladı.

IBM firması Avustralya’da her yıl düzenlenen AusCERT güvenlik
konferansı etkinliği sırasında katılımcılara virüs bulaşmış bir USB
dağıttığı için konferansa katılanlara özür mektubu yolladı.

Queensland Avustralya’da bu yıl 8. düzenlenen AusCERT (Australian
Computer Emergency Response Team) güvenlik konferansındaki IBM standının
ziyaretçileri pek de hoş olmayan bir sürpriz hediye ile karşılanmışlar.
IBM standından dağıtılan USB’lerin bir bölümünün virüs taşıdığı firma
yetkilileri tarafından da kabul edilmiş durumda.

IBM Avustralya’nın Teknoloji Yöneticisi Glenn Wightwick imzalı olarak
yayınlanan bir özür mektubunda AusCERT etkinliği sırasında IBM
standından dağıtılan bazı USB’lerde setup.exe ve autorun.inf
virüslerinin yer aldığı belirtiliyor ve özür dilenerek USB’lerin IBM
merkezine geri gönderilmesi rica ediliyor. Bazı blog sayfalarında da yer
alan açıklama şöyle:

Bu hafta düzenlenen AusCERT konferansında IBM standından hediye USB
anahtarları dağıtılmıştır. Maalesef bu USB anahtarlarının bazılarının
kötücül yazılım taşıdığını tespit etmiş bulunmaktayız ve tüm USB
anahtarlarında böyle bir sorun olabileceğinden endişe etmekteyiz.

Söz konusu kötücül yazılım Anti Virüs ürünlerimizin çoğu tarafından
tanınan ve 2008’den beri bilinen bir virüstür. Değişik adlarla bilinen
bu yazılım setup.exe ve autorun.ini dosyalarında yer almaktadır. Enfekte
USB cihazı setup.exe ve autorun.ini dosyalarını otomatik olarak
çalıştıran bir Microsoft Windows istasyonuna takıldığında kötücül
yazılımı ilgili sunucuya da bulaştırmaktadır.

Lütfen sizlere dağıtılan USB anahtarlarını kullanmayınız ve ödemeli
olarak PO Box 400, West Pennant Hills 2120 adresli IBM merkezine
gönderiniz.

Konferansa katılan delegelere gönderilen bu e-mail’de ayrıca ilgili
kötücül yazılı temizlemek için atılması gereken adımlar da listeleniyor.

AusCERT konferanslarında daha önce de buna benzer sorunlar yaşanmış ve
2008’deki toplantıda Avustralya’lı telekom firması Telstra da virüs
barındıran USB sürücüler dağıtmıştı.

 

 

http://turk.internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=27805

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
IBM Güvenlik Konferansında Virüslü USB Dağıtmış için yorumlar kapalı  comments 
formats

HP 54.000 Laptop Bataryasını Geri Çağırdı

Tarih 25 Mayıs 2010 yazar içinde Haber

HP ürettiği bir çok model laptopun bataryalarını
ısınma sorunu ile geri çekme kararı açıkladı. HP’nin resmi sitesinden
yapılan duyuruda pek çok modele ait laptopların bataryalarında sorun
olabileceği belirtiliyor ve kullanıcıların bataryaları HP merkezine
göndermeleri isteniyor.

HP ürettiği bir çok model laptopun bataryalarını ısınma sorunu ile
geri çekme kararı açıkladı. HP’nin resmi sitesinden yapılan duyuruda pek
çok modele ait laptopların bataryalarında sorun olabileceği
belirtiliyor ve kullanıcıların bataryaları HP merkezine göndermeleri
isteniyor.

Firma 6 ay kadar önce de benzeri bir geri çekme programı açıklamıştı
[1]. Geçtiğimiz yıl yapılan incelemelerde aşırı ısınmadan kaynaklı
olarak 38 adet bataryanın patladığı, bu olayların 11’inde kullanıcılarda
ufak yaralanmalar 31’inde ise maddi zarar oluştuğunun saptandığı
açıklanmıştı.

HP’den yapılan yazılı açıklamaya göre bu sene açıklanan batarya geri
çağırma programı 54.000 kadar laptopu etkileyecek. Geri çağrılan
bataryalar hem harici ünite olarak hem de dahili parça olarak yoğunlukla
2007 Ağustosu ile 2008 Temmuz’u arasındaki dönemde satılmış.

Daha önce de ısınma sorunu yüzünden ürettiği bataryaları geri çağırmak
zorunda kalan HP, bu sorunu yaşayan tek firma değil. Acer, Apple, Dell,
Fujitsu, Lenovo, Toshiba, Sony ve diğer pek çok marka da geçtiğimiz on
yıl içinde benzer sorunlarla yüzleşmek zorunda kalmıştı. Eğer bir HP
laptopunuz varsa firmanın resmi sitesine girerek bataryanızın sorunlu
partilerden olup olmadığını kontrol edebiliyorsunuz.

 

 

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
HP 54.000 Laptop Bataryasını Geri Çağırdı için yorumlar kapalı  comments 
formats

DNSSEC ile biraz daha güvende miyiz?

Tarih 17 Mayıs 2010 yazar içinde Haber
Burak Bayoğlu, TÜBİTAK-UEKAE
  

05.05.2010

 

 

5 Mayıs 2010 itibarıyla 13 kök DNS sunucudan sonuncusunun da DNSSEC
güncellemesinin yapılmasıyla tüm kök sunucular DNSSEC sorgularına cevap
verebilir duruma gelecekler. Bu durum, DNSSEC’in ne olduğu, ne olmadığı,
bizleri ne tür tehditlere karşı koruduğu konusunda bir bilgilendirme
ihtiyacı doğurdu. Yazının devamında bu sorulara yanıt vermeye
çalışacağız.

DNSSEC nedir?

DNSSEC (DNS Security Extensions), DNS protokolüne güvenlik özellikleri
eklemek üzere başlatılmış bir çalışmadır. DNS protokolünü, ağ üzerinde
erişmek istediğimiz kaynakların (sunucu, hizmet, vb.) bilgilerini
sorguladığımız ağ hizmeti olarak basitçe tanımlayabiliriz. Bu sayede,
son kullanıcılar erişmek istedikleri sunucu ya da hizmetin akılda
tutulabilir metinsel bilgisini (URL vb.) sorgulayarak  söz konusu
hedeflerin erişim bilgilerini transparan olarak öğrenmekte. Merkezi bir
telefon rehberi misali… Bağlantı kurulması sırasında gerçekleşen ilk
adımlardan birisi olarak doğru ve güvenilir bir DNS cevabı almak oldukça
önemli. Aksi takdirde kullanıcılar kasıtlı olarak tuzak hedeflere de
yönlendirilebilirler.

DNSSEC, DNS önbellek (cache) zehirleme gibi
saldırılara karşı geliştirilmiş güvenlik eklentilerinden
oluşmaktadır.Temel olarak, DNS cevaplarının kaynağının doğrulanması, DNS
veri bütünlüğünün sağlanması ve inkara edememe güvenlik hedeflerini
sağlamayı amaçlamaktadır. DNSSEC ile dört yeni kayıt tipi
tanımlanmaktadır. Bunlar, RRSIG (Resource Record Signature), DNSKEY (DNS
Public Key), DS (Delegation Signer) ve NSEC (Next Secure)’ dir. Bu yeni
kayıt tipleri RFC 4034 ile detaylı olarak tanımlanmıştır. Yeni kayıt
tiplerine (RR – Resource Record) ek olarak, iki yeni DNS başlık bilgisi
CD (Checking Disabled) ve AD (Authenticated Data) kullanılmaktadır.

İsviçre
(.se), Brezilya (.br), Bulgaristan (.bg) ve Çek Cumhuriyeti (.cz) gibi
ülkeler kendi ülke kod alanları için DNSSEC teknolojisini uygulamaya
geçirdiler. .edu, .gov, .org gibi alanlar için devam eden ya da yada
yakın zamanda tamamlanmış çalışmalar bilinmektedir. Türkiye’de (.tr
alanı) DNSSEC’in uygulamaya geçirilmesi için duyurulmuş bir takvimden
haberdar değiliz. (Bilgisi olan lütfen yorumlar kısmından katkıda
bulunsun). DNSSEC’in dünya genelindeki durumu hakkında bilgi http://www.xelerance.com/dnssec/
adresinden edinilebilir. DNSSEC projesiyle ilgili bilgi ve kaynaklara http://www.dnssec.net/
adresinden ulaşılabilir.

DNS sunuculardan istekte bulunduğumuzda, web
adreslerini IP adreslerine eşleştiren bir cevap alırız. Son kullanıcı
açısından DNS hizmetinden ne şekilde faydalanıldığı,
aşağıdaki şekilde basitçe gösterilmiştir. DNS protokolü,
isim sunuculardaki bilgilerin bütünlüğü konusunda garanti vermediği için
değiştirilmiş ya da kötü niyetli isim sunuculardan yönlendirilmiş
cevaplar, kullanıcıların yanlış sunuculara bağlanmasına ve devamında
daha
büyük bilgi kayıplarının gerçekleşmesine sebep olabilir. DNSSEC, isim
sorgularını güvenilir bir dijital imza ile kullanıma sunarak doğru
hedefe bağlanmayı garanti edebilir. Unutulmamalıdır ki tüm DNS sorgu
cevaplarının söz konusu bütünlük garantisini taşıması için sadece kök
DNS sunucuların DNSSEC uyumlu çalışması yeterli değildir. Uçtan uca bir
güvenlik için alt DNS sunucuların da benzer şekilde DNSSEC hizmeti verir
duruma gelmesi gerekir ki bu yaygınlaştırmanın tüm İnternet ağını
kapsayacak şekilde gerçekleştirilmesi halen sektörün çözüm bulması
gereken büyük bir problemdir.

dnsozet.gif

Saldırganların DNS protokolü açıklıklarından faydalanması, oldukça
etkili saldırıların gerçekleşmesine sebep olabilmektedir. Sık ziyaret
edilen hedefler için tekrar tekrar sorgulama yapmak yerine bu kayıtların
DNS belleğinde tutulması ve doğrudan DNS sunucu belleğinden
kullanıcılara cevap dönülmesi, saldırganların işini kolaylaştırmaktadır.
DNS açıklıkları kullanılarak DNS belleğine sahte IP girişleri yapılması
durumunda kullanıclar yanlış hedeflere yönleneceklerdir. DNSSEC, bu
senaryolara karşı güvenlik seviyesini artırmasından ötürü büyük önem
taşımaktadır.

DNSSEC’in tüm İnternet ağı için uygulamaya alınması, tahmin edileceği
üzere büyük bir iş gücü ve koordinasyon gerektirmektedir. Kök DNS
sunucuların ve .com, .net gibi TLD (Top Level Domain)’lerin DNSSEC
kullanmaya başlaması sadece buzdağının görünen kısmıdır. İkinci seviye
ve daha alt seviyedeki DNS sunucuların projeye katılımı hala gönüllülük
esasına dayanmaktadır. DNSSEC’den beklenen maksimum faydanın
sağlanabilmesi, ilgili tüm DNS hizmet sağlayıcıların katılımıyla mümkün
olacaktır. Ayrıca unutulmamalıdır ki her protokolde ya da uygulamada
olabileceği üzere DNSSEC için de muhtemel açıklıklar saldırganlar
tarafından kullanılabilir. Yine de DNS cevaplarının daha güvenli ve
güvenilir bir ortamdan sağlanabileceği açıktır. Açık anahtar altyapısı
(PKI) temelli tüm çözümlerde olduğu gibi güvenilir dijital imza
oluşturmak için kullanılan özel anahtarların (private key) güvenliği de
dikkat edilmesi gereken diğer bir noktadır. İmzalama ve imza doğrulamaya
yönelik anahtarların belirli aralıklarla yenilenmesi, bu anahtarların
dağıtımı gibi konular özenle ele alınmalıdır. DNS protokolüne eklenen
kriptografik işlemlerden ötürü sorgu sürelerinin uzayacak olması başka
bir yan etkidir. Tüm güvenlik çözümlerinde olması gerektiği gibi,
güvenlik seviyesini artırırken kullanım kolaylığı ve sistemlerden
faydalanma oranının fazla zarar görmemesi DNSSEC için de kritik başarı
faktörüdür. 

DNSSEC ne
değildir?

DNSSEC’in sağladığı güvenlik özellikleri yukarıda
özetlenmiştir. Kimi zaman sanıldığının aksine DNSSEC veri gizliliğini
sağlamaz ve dağıtık hizmet dışı bırakma  saldırılarına (DDoS) karşı bir
koruma aracı değildir.

http://www.bilgiguvenligi.gov.tr/guvenlik-teknolojileri/dnssec-ile-biraz-daha-guvende-miyiz.html

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
DNSSEC ile biraz daha güvende miyiz? için yorumlar kapalı  comments 
formats

Office 2010’u Türkiye’de 100 Bin Kişi Denedi

Tarih 14 Mayıs 2010 yazar içinde Haber

 Dünya lansmanı dün New York’ta gerçekleştirilen Office 2010’un yenilikleri ve özellikleri, İstanbul Les Ottomans’da düzenlenen bir toplantıyla kamuoyuna tanıtıldı. Önceki sürüme göre üç kat daha fazla kullanıcının beta sürümünü internetten indirdiği Microsoft Office 2010, kurumsal müşterilere sunuldu.

Dünya lansmanı dün New York’ta gerçekleştirilen Office 2010’un yenilikleri ve özellikleri, İstanbul Les Ottomans’da düzenlenen bir toplantıyla kamuoyuna tanıtıldı. Önceki sürüme göre üç kat daha fazla kullanıcının beta sürümünü internetten indirdiği Microsoft Office 2010, kurumsal müşterilere sunuldu. 

Microsoft Türkiye’nin, teknoloji perakendecisi Teknosa ile birlikte gerçekleştirdiği etkinliğin açılışında konuşan Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çağan, Office 2010 ile yapılan işlemleri kesintisiz bir biçimde sürdürebilmenin mümkün hale geldiğini ve iletişimi artırarak verimliliğe önemli katkı sağlandığını kaydetti. Ofis programları ile karar süreçleri içerisinde olmanın daha da kolaylaştığını belirten Çağan, kurum içi bilgileri aramanın daha basit bir hal aldığını ifade etti. 

Aralarında GE gibi 400 büyük şirketin, Office 2010’un beta sürümünü kullandığını hatırlatan Çağan, müşteri geri bildirimlerine göre yazılımları kullanarak yüzde 25’lere varan zaman tasarrufu sağlanıldığını ifade etti. Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çağan’ın paylaştığı bilgilere göre Office 2010’un beta sürümü 8.6 milyon kez indirilirken, kullananların yüzde 80’i bir başkasına tavsiye etti. 14 dilde sunulan Office 2010, Türkiye’de ise 100 bine yakın kullanıcı tarafından denendi. Bir kaç ay içinde 94 dilde desteklenecek olan Office 2010’un Türkçe sürümü son kullanıcılar için 27 Ağustos’ta piyasada olacak. 

Tüketici elektroniği zinciri Teknosa, aynı zamanda dünyada kurumsal olarak Office 2010’a geçiş yapan ilk 30 firma arasında yer alıyor. 

Yeni Microsoft Office sürümü bütün dünyada kullanıcılara Teknoloji Garantisi ile sunuluyor. 5 Mart 2010’dan sonra Office 2007 satın alanlar ürünlerini Office 2010’a ücretsiz yükseltme avantajına sahip olabilecek. Bu imkan, 5 Mart 2010 ile 30 Eylül 2010 arasında satın alınan ve etkinleştirilen Microsoft Office 2007 ürünleri için geçerli. Teknoloji Garantisi yükseltmesi için ise 31 Ekim 2010’a kadar istekte bulunulması gerekiyor.

 

http://turk.internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=27703

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
Office 2010’u Türkiye’de 100 Bin Kişi Denedi için yorumlar kapalı  comments 
formats

Vodafone Borusan Telekom’a talip

Tarih 12 Mayıs 2010 yazar içinde Haber

Vodafone Türkiye Genel Müdürü Serpil Timuray :
“Borusan Telekom satın alması, Vodafone Türkiye olarak “müşterilerimizin
güvenilir iletişim ortağı olma” vizyonumuz doğrultusunda ülkemize
yaptığımız uzun dönemli yatırımlarımızdan ve girişimlerimizden biridir.
Kurumsal müşterilerimize, ses ve veriyi kapsayan tüm iletişim
ihtiyaçlarını mobil ve sabit iletişim teknolojileri ile birlikte
karşılayan “tek çözüm ortağı” olma stratejimizle uyumlu bir adımdır.

Vodafone Türkiye, 2009 başına kadar ülkemize adapte olamamış bir
görünümdeydi. Öyle ki, kulislerde “Türkiye’yi bırakıp gidebileceği”
sıkça konuşulan bir konuydu. Eski genel müdürünün ülkeye ısınamadığı
düşünülüyordu. Çünkü yönetici kadrolarında yabancılara çok
rastlanıyordu. Şirketin düzenleyici kurumla ilişkilerindeki sorunun
nedeni de, eski genel müdürün yaklaşımları olarak belirtiliyordu.

2009 başında atanan Serpil Timuray, farklı bir sektörden gelmesine
karşın, bu görünümü değiştirmiş gözüküyor. Vodafone’un hem düzenleyici
kurum, hem kendi elemanları, hem de bayileri arasında güveni sağladığı
düşünülüyor. Uzunca süren bir belirsizlik dönemi (TMSF+İlk Genel Müdür
dönemi) yaşayan elemanlarla konuştuğunuzda bunu, siz sormadan da ifade
ediyorlar.

Altyapı konusunda da Vodafone’un geçen yıldan itibaren düzenleme ve yeni
yatırım anlamında bir hayli atak yaptığı belirtiliyor. Bütün bunları
şirketin Türkiye Genel Müdürü Serpil Timuray’a sorduk.

Turk.internet.com : Vodafone Türkiye’nin özellikle 2009’un
4.çeyreğinden itibaren sahada çok agresif olduğu ve karsız satışlar
yaptığı söyleniyor. Bunun daha fazla sürdürülemeyeceği de söyleniyor.
Ancak siz bir önceki yılın eşdönemi ile karşılaştırıldığında  4.çeyrekte
ARPU’da % 24’lük artış yakaladığınızı ve faturalı hat sayısında % 18
artış olduğunu belirttiniz. Bize bu dönemi ve Vodafone’un yeni satış
stratejisini kendi sözlerinizle anlatabilir misiniz?

Serpil Timuray : Vodafone Türkiye olarak 2009 yılı itibariyle
yeniden oluşturduğumuz uzun dönemli stratejik programımız sürdürülebilir
büyümeyi hedeflemektedir. Bu çerçevede, misyonumuzu, müşterilerimizin
günlük hayatlarını kolaylaştıran ve zenginleştiren güvenilir iletişim
ortağı olmak; vizyonumuzu ise, müşterisini en çok memnun eden iletişim
şirketi olmak şeklinde belirledik.
 
“Müşteri memnuniyeti”ni tüm faaliyetlerimizin merkezine yerleştiren bu
programımızın olumlu sonuçlarını almaktayız. 2009 yılının son çeyreğinde
abone sayımız 15,7 milyon düzeyinde gerçekleşirken, abone pazar payında
yüzde 25 seviyesine ulaştık. Numara taşımada, en çok tercih edilen
operatör olduk. Abone başı gelir anlamına gelen ARPU, bir önceki yılın
aynı dönemine göre yüzde 23.4 oranında artmıştır. Servis gelirlerimiz
ise yine bir önceki yıla göre yüzde 12.9 oranında artış gösterdi.
 
Dünya mobil iletişim sektörü lideri olarak, kaliteli ve katma değerli
ürün ve hizmetlerimizi müşterilerimize doğru değer-fiyat dengesini doğru
kurarak sunmaya önem veriyoruz. Hazine payı ve abonelik vergileri hariç
tutulduğunda Vodafone Türkiye’nin operasyonel karlılığı Vodafone Grubu
bünyesindeki diğer pazarlardaki operatörlerin ortalama karlılık
düzeyindedir; bu da operasyonumuzu etkin yönettiğimizin temel
göstergesidir. Öte yandan diğer ülkelerde olmayan boyutta yüksek vergi
oranları, özellikle büyümekte ve abone kazanmaya çalışan operatörlere
dezavantaj oluşturan karmaşık vergi yapısı net karımızı olumsuz
etkilemektedir. Mobil iletişim sektörünün gelişimine ve sağlıklı rekabet
ortamına engel teşkil eden vergi sorununun önümüzdeki dönemde
iyileşmesini ümit etmekteyiz.
 
turk.internet.com : Borusan Telekom alımı ile birlikte Türk
Telekom-Avea ve Turkcell-Superonline (Tellcom) ile eşit koşullara
geldiğiniz konuşuluyor. Vodafone’un Borusan Telekom’u alma stratejisi
konusunda bize neler söyleyeceksiniz?
 
Serpil Timuray :
Bu satın alma, Vodafone Türkiye olarak
“müşterilerimizin güvenilir iletişim ortağı olma” vizyonumuz
doğrultusunda ülkemize yaptığımız uzun dönemli yatırımlarımızdan ve
girişimlerimizden biridir. Kurumsal müşterilerimize, ses ve veriyi
kapsayan tüm iletişim ihtiyaçlarını mobil ve sabit iletişim
teknolojileri ile birlikte karşılayan “tek çözüm ortağı” olma
stratejimizle uyumlu bir adımdır. Borusan Telekom, çok güçlü altyapısı
ve geniş bir kurumsal müşteri portföyü olan, özellikle fiber optik
altyapıda önemli yatırımlar gerçekleştiren bir kuruluştur. Vodafone
Türkiye’nin son dönemde kurumsal pazardaki payını istikrarlı bir şekilde
artırdığı performansına Borusan Telekom güçlü bir ivme kazandıracaktır.

 
Mensubu olduğumuz Vodafone Grubu’nun başarısı, dünya çapında 333 milyon
toplam abonesine ve milyonlarca kurumsal müşteri tabanına sunduğu
inovatif iletişim çözümleri uluslarası platformlarda da tescillenmiştir.
Son olarak dünyanın en saygın uluslararası platformu GSM Association
tarafından “dünyanın en iyi kurumsal mobil hizmet sağlayan operatörü”
olarak tescillenen Vodafone’nun global birikimlerini ülkemize aktararak,
kurumsal müşterilerine sağladığı hizmet yelpazesini, Türk iş
dünyasının  faydasına sunuyoruz. Borusan Telekom’un bünyemize
katılmasından doğacak sinerjiyle, kurumsal müşterilerimize yönelik
hizmetlerimizi daha da çeşitlendirmeyi ve kalite çıtasını daha da
yükseğe koyarak, müşteri memnuniyetini en üst düzeye çıkarmayı
hedefliyoruz.

Söyleşinin devamını yarın okuyacaksınız..

 

 

http://turk.internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=27643

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
Vodafone Borusan Telekom’a talip için yorumlar kapalı  comments 
© Hakan Uzuner
credit