magnify
formats

ÇözümPark Bilişim Portalı Kurucusu Hakan Uzuner İle Siber Gündem

Tarih 22 Haziran 2018 yazar içinde Haberler

Merhaba arkadaşlar, çok keyif alarak gerçekleştirdiğim bir söyleşiyi sizler ile paylaşmak istiyorum. Umarım genç arkadaşlarımıza bir nebze de olsa vizyon çizme şansım olmuştur.

Sanal gerçeklik, giyilebilir teknolojiler, nesnelerin interneti, endüstri 4.0 çizgisi, siber çözümler, yapay zeka, makine öğrenimi gibi terimleri son zamanlarda oldukça sık duyuyoruz değil mi? Hayatımızın her alanına dokunan, kimi zaman dijitalleşmeyle birlikte çoğumuza mesleki kaygılar yaşatan, kimi zaman da çağın nimetlerini düşündüğümüzde iştah kabartan bir çizgide ilerliyoruz. Bizde çağın dijital yerlileri olarak, alanında uzman  ÇözümPark Bilişim Portalı Kurucusu Hakan Uzuner ile siber gündemi A’dan Z’ye değerlendirdik. 

-Öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz?

Tabii ki, 1980 İstanbul doğumluyum. 2002 yılından itibaren aktif olarak bilişim sektöründe çalışmaktayım. Bu süreç içerisinde özellikle profesyonel olarak Microsoft teknolojileri üzerinde çalıştım. Profesyonel kariyerim dahilinde eğitmenlik, danışmanlık ve yöneticilik yaptım. Özellikle danışmanlık ve eğitmenlik tecrübelerimden kaynaklı pek çok farklı firmanın altyapısının kurulumu, yönetimi ve bakımında yer aldım. Aynı zamanda ÇözümPark Bilişim Portalı’nın Kurucusu olarak portal üzerinde aktif rol oynamaktayım. 

-Marmara Üniversitesi Kimya Bölümü mezunusunuz. Sizi IT tarafına iten gelişmeler nelerdir?

Aslında 1995 yılından itibaren bilgisayar ile ilgilenmeye başladım. Belki de sınav performansımı etkileyen faktörlerden bazıları; lisedeyken üniversite sınavlarına çalışıyor olmam hem de sırtımda çanta bilgisayar topluyor, format atıyor veya benzeri çok temel konularda işler yapmaya çalışıyor olmamdır. Teknolojiyi çok seviyordum ve kesinlikle bu işi yapacağımı henüz 15 yaşındayken biliyordum. Ancak çok iyi bildiğim diğer şey ise Türkiye şartlarında 4 yıllık bir üniversite okumanın kariyerim için yine çok önemli olduğuydu.

Bu bilinç ile aslında bir yandan çalışıp, bir yandan da sınavlara hazırlanıyordum ve temel amacım her ne kadar bilgisayar bölümlerini okumak olsa da eş zamanlı olarak bunları yapmak zordu. Bende bu nedenle özellikle İstanbul’da okumak ve bu sektörden kopmamak için marka değeri olan bir üniversitede farklı bölüm alternatiflerini değerlendirdim ve şansıma kimya bölümü geldi. Yani aslında tamamen 4 yıllık bir üniversite mezunu olmak için okudum diyebiliriz.

-Dünyanın yeni gündemi Endüstri 4.0  ya da diğer bir ifadeyle “4. Endüstri Devrimi”. Modüler yapılı akıllı fabrikalarda, fiziksel işlemleri siber-fiziksel sistemlerle izleyerek, nesnelerin birbirleriyle ve insanlarla iletişime geçmesi ve bu sayede merkezi olmayan kararların verilmesi hedefleniyor. Sanayimiz bu dönüşüm için hazır mı?

Aslında siz son derece güzel bir şekilde bu konuyu özetlediniz ve yine arama motorlarını kullanarak bu konuda pek çok şey öğrenebiliriz, bu nedenle ben daha farklı bir yorum yapmak istiyorum. Aslında Endüstri 4.0’ı sürekli olarak değişen ve gelişen dünyamızın ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli olan altyapının sağlanması için bir yenilenme, yani yama olarak düşünebiliriz.

Eski teknolojiler ile üretilen hiçbir şey artık yeni iş ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılamıyor. Karşılasa bile verimsiz üretim ve rekabet dezavantajı nedeni ile hızla terk ediliyor. Bu aslında her anlamda gördüğüm bir değişim. Sağlık, insan, endüstri, askeri ve savunma sanayinde, tarım ve hayvancılıkta. Çünkü daha önce de özetlediğim gibi artık dünya değişiyor ve bu değişime ayak uydurmak veya uydurmamak bizim elimizde. Endüstri 4.0 çağa ayak uydurmak isteyenlerin üretim alanındaki çözümlerinin toplamı diyebiliriz özetle.

-Peki biz bu işin neresindeyiz?

TÜSİAD, 2016 Mart ayında “Türkiye’nin Küresel Rekabetçiliği İçin Bir Gereklilik Olarak Sanayi 4.0: Gelişmekte Olan Ekonomi Perspektifi” adlı çok önemli bir rapor yayınlamıştır. 64 sayfalık; Burak Tansan, Aykan Gökbulut, Çağlar Targoray ve Tevfik Eren imzalı rapor’ dan bir alıntı ile bu sorunuza cevap vermek istiyorum,

Raporun 33. Sayfasında şu ifadeler yer almaktadır;

Türkiye, lojistik avantajı sağlayan coğrafi konumu sayesinde esnek ve düşük maliyetli üretim yapabilmesini sağlayan görece düşük maliyetli iş gücünü kullanarak, küresel değer zincirinde oldukça rekabetçi şekilde konumlanmıştır. Üretim ücretleri, verimlilik, enerji maliyetleri ve döviz kurlarını dikkate alarak oluşturulan BCG Global Üretim Maliyeti Endeksi’nde, Türkiye 98 ortalama birim maliyet ile üretim yaparken, ABD 100, Almanya ise 121 ortalama birim maliyetle üretim gerçekleştirmektedir.

Diğer bir deyişle, Türkiye’deki ortalama doğrudan üretim maliyetleri Almanya’nın % 23, ABD’nin ise % 2 altındadır. Bu analiz, Türkiye’nin küresel değer zincirinden pay almak ve ihracat platformunu güçlendirmek için sahip olduğu rekabet avantajının altını çizmektedir.

”Ülke Olarak Endüstri 4.0  Trenini Kaçırıyoruz

Yani aslında bizim gibi hem coğrafi konumu hem de üretim maliyetleri konusunda rekabetçi konumumuzu korumak için Endüstri 4.0 vazgeçilmez bir hedeftir. Ancak ne yazık ki yine ülke olarak bu treni sanki kaçırıyoruz.

Çünkü Endüstri 4.0 ciddi yatırım gerektirmektedir. Kesinlikle üretime performans, rekabet avantajı başta olmak üzere bu yatırımı kâr olarak şirketlere sunacak olmasına karşın, bu teknolojilerin büyük çoğunluğunun yurt dışından ithal gelmesi ve dövizin hızlı değerlenmesi nedeni ile Türk lirası ile ürün satan üreticiler için zor bir sınav oluşturmaktadır. 

-Bilişim teknolojileri konusunda genç nüfusun ön plana çıkmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence bu çok güzel bir gelişme, günün sonunda genç nüfus oranı rekabet içerisinde olduğumuz pek çok ülkeye göre yüksek olan bir ülke olarak bu genç nüfusu aynı Endüstri 4.0 da olduğu gibi gelişen ve değişen dünya ihtiyaçlarına cevap verecek sektörlere yönlendirmeliyiz.

Basit bir örnek vermek gerekir ise bundan yıllar önce sokak lambaları merkezi olarak aç-kapa yapılmıyorken her gece o lambaları tek tek yakan ve söndüren insanlar vardı. Ama şimdi bakarsanız artık böyle bir mesleğin olmadığını görürsünüz. Ama hemen yine başka bir örnek vermek gerekirse, yine o yıllarda sayaç okuma yoktu; yani elektrik su saati okuyan insanlar ve böyle bir meslek de yoktu. Şimdi yine bu mesleğin akıllı sayaçlar ve IoT sayesinde yavaş yavaş yok olacak mesleklerden biri olduğunu görüyoruz. Durum böyle olunca tabii ki gençlerin özellikle yeni nesil mesleklere, ki bunların büyük bölümü teknolojiden geçiyor bu nedenle bu tarafa yönelmeleri çok doğru olacaktır. 

-Türkiye’de tüm sektörler baz alındığında büyük veriyi kullanan başarılı bir proje veya birden fazla proje var mı söyleyebileceğiniz?

Aslında firma ismi vermeden özellikle perakende sektöründe çok başarılı birkaç örneğinin gördüm – içinde bulundum. Kimisi müşteri analizi sayesinde %35’e yakın satış artışı sağlarken kimisi iklim – mağaza lokasyonu – raf yerleştirme bilgilerinden oluşan büyük veriler sayesinde %40’a yakın ek satış performansı yakaladı. Tabii ki burada sadece büyük veri değil makine öğrenme teknolojisi de eş zamanlı kullanıldı.

-Bulut Bilişim (Cloud Computing) söz konusu olduğunda şirketler “know-how” bilmedikleri bir sisteme geçmeye çalışıyorlar. Yazılım açısından ve insanlar açısından, büyük ve küçük firmaların Bulut’a nasıl adapte olacağı konusunda ne düşünüyorsunuz?

Aslında burada en önemli konu korku. İnsanlar genelde bilmediklerinden korktuğu için aynı durum teknolojide de oluyor. Bilmedikleri bir ortama insanlar pek geçmek istemiyor, çünkü başarısız olmaktan veya ortamı bilmediklerini yöneticilerinin veya patronlarının fark etmesinden korkuyorlar. Tabii ki bu cümle daha çok küçük şirketler için geçerli bir yorum. Bu firmalar için en doğru çözüm bence danışmanlık hizmeti almaları. Veya hali hazırda hem platform hem danışmanlık sunan yerel bulut oyuncuları ile çalışabilirler.

İnsanlar başarısız olmaktan veya ortamı bilmediklerini yöneticilerinin veya patronlarının fark etmesinden korkuyorlar

Büyük firmalar ise zaten danışmanlık konusunda çok daha bilinçli oldukları için öncelikle eğitim alıyorlar, daha sonra başarılı projelerde çalışmış bir veya birkaç danışmanlık şirketi ile anlaşıp ilk olarak test ortamları ile bulut geçişlerini yaptıktan sonra daha kritik sistemlerini taşımaya başlıyorlar. Yazılımcılar için ise aslında farklı bir dünya var.

Özellikle Türkiyenin en büyük projelerinden birini gerçekleştirmiş bir ekibin lideri olarak gördüğüm bir bulut ortamında daha önce kod geliştirmemiş veya bu ortam için yazılım yapmamış yazılımcılar için ciddi zorluklar var. Çünkü on-prem sistemlerdeki makinelerde bol ram, cpu ve diğer kaynakları artırma yöntemi ile yazılan kötü kodlar, yükseltilen her kaynağın bir bedelinin olduğu bulut ortamlarında çok göze batıyor. Örneğin on-prem de hızlı çalışıyor bulut üzerinden neden yavaş çalışıyor, orada kaç cpu, kaç ram var, diye soran yazılımcıya Paas ortamında cpu ram kavramı olmadığını anlatmak bir hayli zor oluyor. Tabii ki benzer şekilde büyük çaplı firmalar iç yazılım ekipleri için bu noktada tecrübeli danışmanlar ile ilerliyorlar.

-Küçük ve büyük şirketlerin, “private”, “public” ve hibrit bulut kullanımı açısından öncelikleri size göre nedir? Bulut kullanımını, büyük ve küçük girişimler için, güvenlik açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında geldiğimiz noktada büyük veya küçük tüm şirketler iş ihtiyaçlarına göre bulut kullanımını gerçekleştiriyor. Yani büyük firma bunu kullanır, küçük firma bunu kullanır gibi net bir ayrım yapmak çok doğru değil, çünkü bir şirketin bir ihtiyacının bulut üzerinden karşılanması kârlı ise seçim için çoğu zaman yeterli oluyor. Tek fark büyük şirketlerin tabi olduğu regülasyonlar veya sahip oldukları birtakım sertifikasyonların zorunlulukları nedeni ile buluta sistemlerini taşımaları sorunlu olabilir.

Özellikle kişisel veriler, kritik ülkede kalması gereken sağlık, finans ve benzeri verileri işleyen şirketler global bulut oyuncuları ile bu anlama çalışamıyorlar.

-Hali hazırda “hosting” hizmetleri var ve Türk Hava Yolları ve Pegasus gibi bazı şirketler veri merkezlerini kullanıyorlar. Büyük şirketler de bulutu kullanmaya başlıyorlar. Türkiye’de bu süreç nasıl takip ediliyor? Hali hazırdaki bu uygulamalar güncelleme gerektiriyor mu? Büyük ve küçük şirketler açısından buluta taşınmayı (migration) nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her şirketin iç dinamikleri, içerisinde bulunduğu sektörün rekabetçi özellikleri değişken olduğu için kararları da farklı olabilir. Genellik çok büyük şirketler ya da global şirketler fayda/maliyet analizlerine bakar. Eğer kanuni bir zorunluluk yok ise bir hizmeti kendi veri merkezinde mi, yerel bir Hosting Bulut sağlayıcısında mı yoksa global bir üreticide mi konumlandırmak kârlı buna bakarlar. Hangisi ortalama 5 yıl ve sonrası mantıklı ise onu tercih ederler. Kimi zaman kanuni zorunluluklar yüzünden yerel Hosting firmaları tercih nedeni olur. Buluta taşınmak demek aslında hangi servisleri veya hizmetleri taşıdığınıza göre değişir.

Küçük Belirsizlikler Büyük Resme Gölge Düşürmesin

Örneğin küçük bir şirket için felaket merkezi kurmak çok maliyetli ve zahmetlidir. Oysaki bulut felaket hizmetleri son derece kolay bir şekilde kurulan bir hizmet olduğu için küçük çaplı bir şirket bulut üzerinden en uygun ve hızlı alabileceği ürünleri seçer.

Bir başka örnek ise off-site backup. Yani olası bir malware bulaşması veya felaket anında organizasyon dışında bir kopya tutmak ister. Büyük firmalar bu tarz işler için kaset yedekleme yapabilirken küçük firmalar için bu ürünler çok maliyetli olup bulut yedek yine satın alınabilecek uygun ve hızlı hizmetlerden biridir. Büyük şirketler ise daha çok “lift and shift” dediğimiz yani önce mevcut durumu olduğu gibi buluta çıkarıp daha sonra servisleri buluta uygun hale getirebilirler.

Her gün farklı haberlerle karşımıza çıkan yapay zekâ hakkında ne düşünüyorsunuz? Yapay zekâyı nasıl tanımlıyorsunuz?

Artık geleceğin değil günümüzün teknolojisi haline gelmiş durumda. Çünkü özellikle yurt dışında çok yaygın bir kullanım görüyoruz. Tabii ki bu kullanım hepimizin elinde olan cep telefonlarındaki yaygın teknolojiler gibi değil ama çok basit anlamda hava tahminleri için bile kullanılıyor olması aslında bizler için ne kadar önemli görevlerinin olduğunu gösteriyor.

Özellikle sağlık sektöründe çok ciddi hastalıklar için kullanılması ise umut verici. Her zaman olduğu gibi tabii ki ülkemizde bu konudaki çalışmalar ne yazık ki yok denecek kadar az ancak güzel örnekleri de yok değil. Tanımlamak gerekir ise aslında adı üzerinde, makinelerin öğrenme yeteneği kazanması olarak özetlenebilir. Biz insanların yaşam süreleri sınırlı, gündelik yaşamımızdaki çalışma saatlerimiz ve en önemlisi bilgi seviyesi yüksek bilim insanı sayısı da yeterli değil. Durum böyle olunca bir bilim adamının örneğin günde 8 saat deneme yanılma ile öğreneceği şeyleri makinelerin çok daha güçlü, kesintisiz, birlikte yapabileceğini düşünmek heyecan veriyor. Tabii ki bu sadece deneme yanılma olarak düşünmemek lazım, öğreniyorlar ve geliştiriyorlar. Kiminde makine öğrenme teknolojisi kullanımı çok sınırlı, onlara çok sınırlı bir bilgi verip çıktıları almaya çalışıyoruz, aslında hava tahminleri buna açık bir örnek. Ancak kendi dilini geliştirecek kadar özgür olmasını sağlayan projelerde var.

İnsan beyni, bilinç konularında bilgimiz sınırlı olmasına rağmen yapay zekânın insan zekâsını geçebileceği konusunda yorumlar yapılıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Konunun abartıldığını düşünüyor musunuz, eğer öyleyse arkasında sizce ne yatıyor?

Bence kesinlikle yapay zeka insan zekasının üstüne çıkacaktır çünkü gerçekten biyolojik olarakta bakarsanız biz insanların çok ciddi sınırları var, oysaki makineler için çalışma saati, öğrenme kapasitesi, saklama kapasitesi, arama bulma kapasitesini düşünürsek bu kadar özellik ile yarışmamız pek mümkün değil. Buna çok basit bir örnek olacak ama (temel örnekler bence yararlıdır) Deep Blue ile Garry Kasparov arasındaki satranç mücadelesi buna çok güzel bir örnektir.

Stephen Hawking ve bazı diğer bilim adamlarına göre, insanlığın sonunu yapay zekâ getirecek. Yapay zekânın güvenlik problemleri çıkaracağı konusunda yorumlarınız nelerdir?

Ben buna da inanıyorum, sanırım 80 kuşağı olduğum ve çok bilim kurgu izlediğim için olabilir. Açıkçası işin şakası bir yana, sonunu getirir mi bilmiyorum ama kesinlikle güvenlik problemi çok ciddi bir risk oluşturacağı için bence merkezi bir ağ ilk tehdit sonrasında izole yapılara dönüşebilir. Aslında biz bunu yaşadık, hatırlarsanız dünyadaki en büyük DDOS saldırısı 21 Ekim 2016 yılında internete bağlı kamera, printer gibi IoT cihazlarının şifrelerinin varsayılan olması nedeni ile gerçekleşti. Yani benzer bir ortamı birde yapay zeka ile güçlendirirseniz yapay zekanın kendisi olmasa bile kötü niyetli kişiler bunu ele geçirmek isteyebilir ve gerçekten ele geçirmeleri durumunda da hoş olmayan sonuçları görebiliriz. Belki bundan sonra gidişat değiştirilir ise sonumuz gelmez diye düşünüyorum, ama gerçekten her şey bir birine bağlansın, makineler kendi kendilerini yönetsin, şehirler, ulaşım, hava, silahlar hepsi buna bağlanır ise o zaman buralarda olmak istemem açıkçası.

 Bu güzel söyleşi için Zeynepşah Işıklı‘ ya ve sponsorumuz teknotel’ e teşekkür ederim.

 

 

 

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

Windows 10 Build 1803 Domain Join Sorunu – Windows 10 1803 Domain’ e Alma Sorunu Hakkında

Windows 10 Build 1803 işletim sistemini domain ortamına alırken sorun yaşıyor olabilirsin. Aslında bir makinenin domain ortamında alınırken mevcur ortamın FQDN yani tam isminin yazılması önerilmektedir. Örneğin domain FDQN

cozumpark.local

Domain Netbios name; cozumpark durumunda bazı sistem yöneticileri direkt netbios name üzerinden domain join yaparlar, bu yanlış bir yöntem olmamak ile beraber aslında doğrusu dns’ in tüm fonksiyonlarının düzgün çalışıp çalışmadığınında en temel testi olan FQDN yani direkt DNS üzerinden çözümlenip giriş yapmaktır.

Windows 10 1803 sürümünde ise Netibosname ile girişlerde sorun olduğunu netlogon loglarından görebiliyoruz.

Çözüm için domain’ e alma işleminde domain FQDN yani tam ismini yazmanız yeterlidir.

Sorun muhtemel bir sonraki güncelleme ile çözülecektir.

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

Azure Security Center Dashboard Yenilendi

Özellikle birden çok üyelik sahibi sistem yöneticileri için hangi üyeliklerin azure security center kapsamında olduğunu çok daha iyi görebileceğimiz ve bunun gibi aslında uzun süredir azure security center kullanan müşterilerden gelen geri bildirimlere göre yenilenen dashboard gerçekten çok daha kullanışlı. Hızlı bir inceleme için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Buda benim ortamımdan bir ekran görüntüsü.

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

ÇözümPark Haftalık Bülten – 18 Haziran 2018

Bizden Haberler

Kurumsal Mail Grubumuza Üye misiniz?

 

Sponsor Haberleri

Şimdi Sunucularınızı Bulutta Yedekleme Zamanı!

GFI Unlimited ile tüm GFI ve Kerio ürünleri kullanıcı başına yıllık sadece 24 USD

SONICWALL Ücretsiz Destek Hizmeti’ne Erişim Çok Kolay

Toplantı Kalitenizi Artırın

Yüksek Performanslı Bir Cloud Düşünün Üstelik Rakipsiz Fiyatlara

 

Güncel Teknoloji Haberleri

OMS Portal Azure Portal Üzerine Taşınıyor – OMS portal moving to Azure

IFINSEC Finans Sektörü BT Güvenlik Konferansı ve Sergisi

Oracle Cloud Infrastructure Object Storage Classic TLS 1.0 Desteği Kalkıyor

Microsoft, GitHub’ ı Satın Aldı

Microsoft, GitHub’ ı satın mı alacak?

 

Makaleler

Azure SQL VM Backup – Bölüm 2

Azure SQL VM Backup – Bölüm 1

GPO – Force Audit Policy Subcategory Settings

SQL Server 2017 Reporting Services Kurulum Ve Konfigürasyonu

Oracle Cloud için Ücretsiz Kullanım Hesabı Oluşturulma

 

Videolar

Forcepoint NGFW Next Generation Firewall

HPE Simplivity

Kritik verileri gerçek-zamanlı bilgilere dönüştürmek için Superdome Flex

Amazon’a Kolay Geçiş İçin Uzman Önerileri

Veri Merkezinde Yeni Nesil HPE Nimble Storage

 

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

OMS Portal Azure Portal Üzerine Taşınıyor – OMS portal moving to Azure

Bildiğiniz gibi Microsoft uzun bir süredir bizlere hem şirket içi hem de Azure iş yüklerini izlemek ve yönetmek için OMS hizmetini sunmaktadır. İçerisinde pek çok izleme ve yönetme aracı sunan bu servis sayesinde pek çok müşterimde gerçekten çok başarılı projeler yaptım. Hatta o kadar ki en son veri merkezi taşıma projelerinin nerede ise hepsini Service Map özelliği sayesinde sıfır kesinti ile taşıdık. Ancak OMS kullananlar bilir ki OMS portalı ile Azure Portalı farklıdır. Yani Azure portal üzerinden girseniz bile OMS için farklı portallar kullanıyorduk.

Örnek aşağıdaki görüntü azure portal üzerinden alınmıştır. Burada OMS kaynaklarını görebiliyoruz.

Kaynağı üzerine tıkladığımızda ise OMS için ayrı bir portal linkini görebiliyorduk.

Ve tıkladığımız zaman aşağıdaki gibi ayrı bir portal açılıyor;

Artık Microsoft, OMS portal yeteneklerini Azure portalına eklemeye başladı. OMS portalının özelliklerinin çoğunu şimdi Azure portalının bir parçası oldu. Hatta Trafik Yöneticisi gibi bazı yeni özellikler yalnızca Azure portalında kullanılabilir durumda. Tabiki tüm özellikleri ile taşınmış değil ancak yakın bir zamanda artık tek bir portal üzerinden OMS Kullanımını da gerçekleştiriyor olacağız. Bence bu bizim gibi çok yoğun bulut ile uğraşan sistem uzmanları için heyecan verici bir haber. Darısı Windows Defender ATP başta olmak üzere güvenlik ürünleri için kullandığım ek portallara diyelim.

Buda ayni ekranın Azure portal üzerinden görünümü

Kaynak ve daha fazla bilgi için

https://docs.microsoft.com/en-us/azure/log-analytics/log-analytics-oms-portal-faq

https://docs.microsoft.com/en-us/azure/log-analytics/log-analytics-oms-portal-transition

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

ÇözümPark Haftalık Bülten – 11 Haziran 2018

Bizden Haberler

11. Geleneksel ÇözümPark İftar Yemeği Gerçekleştirildi

Sponsor Haberleri

Şimdi Sunucularınızı Bulutta Yedekleme Zamanı!

Exchange Server 2016 Öğrenmenin Kolay Yolu

IIS Öğrenmenin Kolay Yolu

Etik Hacker Olma Kursu Sadece 24.99TL

GFI Unlimited ile tüm GFI ve Kerio ürünleri kullanıcı başına yıllık sadece 24 USD

SONICWALL Ücretsiz Destek Hizmeti’ne Erişim Çok Kolay

Toplantı Kalitenizi Artırın

Yüksek Performanslı Bir Cloud Düşünün Üstelik Rakipsiz Fiyatlara

 

Güncel Teknoloji Haberleri

Oracle Cloud Infrastructure Object Storage Classic TLS 1.0 Desteği Kalkıyor

Microsoft, GitHub’ ı Satın Aldı

Microsoft, GitHub’ ı satın mı alacak?

Trend Micro Pishinsight Ürününü Ücretsiz olarak Kullanıma Sundu

Flash, Shockwave ve Silverlight Kontrolleri Office Uygulamalarından Güvenlik Nedenlerinden Dolayı Kaldırılacak

 

Makaleler

SQL Server 2017 Reporting Services Kurulum Ve Konfigürasyonu

Oracle Cloud için Ücretsiz Kullanım Hesabı Oluşturulma

Dell EMC Unity Storage Servis ve Performans Log Dosyası Oluşturma

Azure Compute Hizmetleri için Karar Ağacı – Decision tree for Azure compute Services

Oracle Cloud Dünyasına Giriş

 

Videolar

Forcepoint NGFW Next Generation Firewall

HPE Simplivity

Kritik verileri gerçek-zamanlı bilgilere dönüştürmek için Superdome Flex

Amazon’a Kolay Geçiş İçin Uzman Önerileri

Veri Merkezinde Yeni Nesil HPE Nimble Storage

 

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

11. Geleneksel ÇözümPark İftar Yemeği Gerçekleştirildi

Her sene olduğu gibi bu kadar değerli insanı bir araya getirmenin mutluluğunu bir kez daha yaşadık. Etkinliğe katılan değerli ekip arkadaşlarımıza, sektör uzmanlarına ve sponsorlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Bir sonraki etkinlikte görüşmek dileği ile.

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

Windows 10, Server 2016 Üzerinde SMBv1, SMBv2 ve SMBv3 Açma-Kapatma – How to detect, enable and disable SMBv1, SMBv2, and SMBv3 in Windows and Windows Server

Microsoft güvenlik amaçlı olarak eski ve çok fazla zafiyet içeren teknolojilerini yeni ürünlerinde hızlıca terk ediyor. Teknolojinin getirdiği gereksinimlerden birisi olan bu yenilenme bazen eski OS kullanan işletmeler için sorun olabiliyor. Aslında bunun savunulacak bir yanı yok, yani ne maliyet ne de uyum için göz göre göre çok daha büyük zararlara neden olabilecek bu eski sistemleri yaşatmaya çalışmak doğru bir yönetim modeli değil.

Peki sorunumuz nedir? Windows 10 özellikle son kullanıcı işletim sistemi olarak yaygınlaşmasına rağmen arada kalmış Windows XP makineleri ile hala network üzerinden görüşmek zorunda kaldığında bir sorun yaşayabilirsiniz. Windows 10 1709 ve sonraki sürümlerde artık SMBv1 protokolünü varsayılan olarak yüklemiyor. Bu nedenle böyle bir kurulum sonrası XP makineler ile iletişim yapmanız mümkün olmuyor. Çözüm için tekrar bunu açmanız yeterli.

Windows Server 2012 R2 & 2016 üzerinde mevcut durumu kontrol, açma ve kapatma

SMB v1

Detect:Get-WindowsFeature FS-SMB1
Disable:Disable-WindowsOptionalFeature -Online -FeatureName smb1protocol
Enable:Enable-WindowsOptionalFeature -Online -FeatureName smb1protocol

SMB v2/v3

Detect:Get-SmbServerConfiguration | Select EnableSMB2Protocol
Disable:Set-SmbServerConfiguration -EnableSMB2Protocol $false
Enable:Set-SmbServerConfiguration -EnableSMB2Protocol $true

Windows 8.1 ve Windows 10 üzerinde mevcut durumu kontrol, açma ve kapatma

SMB v1 Protocol

Detect:Get-WindowsOptionalFeature –Online –FeatureName SMB1Protocol
Disable:Disable-WindowsOptionalFeature -Online -FeatureName SMB1Protocol
Enable:Enable-WindowsOptionalFeature -Online -FeatureName SMB1Protocol

SMB v2/v3 Protocol

Detect:Get-SmbServerConfiguration | Select EnableSMB2Protocol
Disable:Set-SmbServerConfiguration –EnableSMB2Protocol $false
Enable:Set-SmbSeverConfiguration –EnableSMB2Protocol $true

Kaynak

https://support.microsoft.com/en-us/help/2696547/how-to-detect-enable-and-disable-smbv1-smbv2-and-smbv3-in-windows-and

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

We are adding some new features to Windows

Windows 10 makinenize logon olunca sağ alt köşede aşağıdaki gibi bir uyarı görebilirsiniz.

Ayarlar bölümünden aslında neleri indirmeye çalıştığını görebilirsiniz. Özellikle burada bir ekleme yapmak istiyorum, eğer internet bağlantınız sorunlu ise burada sürekli bir indirme isteği görebilirsiniz. Bilgisayarınızın sorunsuz bir şekilde Microsoft.com uzantısına bağlanması gereklidir.

Peki internet ile ilgili bir sorununuz yok ama yine de bu uyarı karşınıza çıkıyor ise sorun neden kaynaklı olabilir?

Eğer uyarıları görmek istemiyorsanız kestirme bir çözüm uygulayabilirsiniz

Başlat – çalıştır – cmd ekranının yönetici olarak çalıştırıp aslında arka planda bu indirmeleri kontrol eden zamanlanmış görevi iptal edebilirsiniz

schtasks /Change /TN “Microsoft\Windows\LanguageComponentsInstaller\Installation” /Disable

Ama yok ben bunu kapatmak değil düzgün bir şekilde bir defada çözmek istiyorum derseniz uzun yolu tercih edebilirsiniz.

Özellikle işletim sistemi kurulumu ile lokasyon farklarında böyle sorunlar olabilir. Yani işletim sistemini en-US olarak kurup lokasyonu tr-TR yapmanız durumunda bu ek dil ayarlarının indirilmesi gereklidir. Özellikle Windows 10 sürüm güncellemeleri ile bu dosyalar tekrar yenilenir. Bunun çözümü olarak “Windows 10 Feature on Demand” ISO sunu indirin

Daha sonra mount ediyoruz indirdiğimiz diski;

Ek kullandığınız dil ayarını bulun, daha sonra aşağıdaki komut ile yüklemeyi deneyin;

Dism /Image:C:\test\offline /Add-Package /PackagePath:C:\packages\package1.cab

Umarım faydalı olmuştur.

 

 

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
formats

Microsoft, GitHub’ ı Satın Aldı

Tarih 04 Haziran 2018 yazar içinde Haberler

Aslında daha düne kadar görüşmeler yapılıyor ve yetkililer açıklama yapmıyor diye bilgiler gelirken 3 Haziran itibari ile GitHub’ ın resmi sitesinde aşağıdaki haber ile bu duyuruldu.

https://about.gitlab.com/2018/06/03/microsoft-acquires-github/

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
© Hakan Uzuner
credit